Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
371
 

Ve ateş...

Ve ateş...
 

Sunulanlar neydi, ya ne kadarı kabul edilmişti; gerçek sanılarak...

Hayat; gördüklerin, duydukların ve hissettiklerindi,

Peki ya ötesi....

Bir kamp ateşi etrafında,

Gecenin serinliğine inat, ateşin sıcaklığı huzurdu yüzüne yayılan

Her alevde oynaşan gölgelerle...

Sırt üstü yattığın yerden yıldızları izlerken

Kayan yıldızları yakalamaya çalışmak

Neden mutlu bir gülümseme yayardı ki yüzüne!

Ateş besleyebildiğin kadardı, sana hizmet ediyorsa

Eğer sürekli ilaveler yapmazsan, en gerekli anda sönecekti, biliyordun...

Ve yıldızlar,

Bazıları hızla yokoluyordu

Bazıları ağır ağır ve arkalarında uzun kuyruklar bırakarak,

Her kayan yıldız

Bir yokoluş değil miydi aslında?

Her kayan yıldız bir tükeniş...

Nedendi o zaman kayan yıldızları izliyerek

Ve sadece sen onu beslediğin sürece sana hizmet edecek ateşle

Yaşadığın o sahte mutluluk.

Sahteydi, gecenin karanlığında parıl parıl parlayan ayın

Göz kamaştırıcı aydınlığı kadar...

Ve arkanı döndüğünde kazılan çukurun içindeki cehennem ateşi....

Seni sonsuza kadar yutmaya hazır olan

Ve,

Asla senin beslemeni beklemeyen....

Hemen arkandaydı oysa,

Sen beslediğin ateşin yanında, sırt üstü yatıp kayan yıldızları izlerken...

Ağır ağır kayan ve arkasında en uzun iz bırakan yıldız

Ağır ağır tükenen hayat değil miydi?

Bir taraftan enerjisini tüketirken

Diğer taraftan tükenmeyecek bir ateşin içine ağır ağır yol alan...

Ve o ateşin içine girdiğinde de

Alev alev yanarken her bir yanı

Elleri ve ayakları buzlar içinde,

Bir histeri nöbetiydi sadece hissettiğin...

O beslediğin ateş huzur muydu o zaman,

Ya da kayan yıldızların yüzüne yaydığı gülümseme...

Ne tuzak!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

birazda o tuzak değil mi bizi kendisine çeken. karşı koyamadığımız, ve bırakıverdiğimiz kendimizi hayatın içine...

beenmaya 
 02.11.2007 15:18
Cevap :
Hem de nasıl ustaca hazırlanmış ve yutturulmuş bir tuzak ki...Bile bile lades yani.  02.11.2007 15:20
 

Bilmem farkında mısınız? Yazınız koca bir hayatı, hayatın altında yatan sosoyolojik ve psikolojik temelleri imgesel bir dille anlatıyor.. Tabrikler...Selam ve saygılar..

murat ertaş 
 02.11.2007 8:46
Cevap :
Merhaba Murat Bey, ben de o koca hayatın içinde neredeyse 41. yılımı doldurmak üzereyim...Biraz eğitici sesine kulak verdim hayatın boşuna yaşamayım diye acıları...Genellikle yazılarımda aynı imgesel dili kullanıyorum. Bu şekilde anlaşılmak beni ayrıca mutlu etti. Sevgiler.  02.11.2007 9:08
 

sevgili yoldaş...hayatımızın sonuna doğru giderken ve hızla kaymaya hazırlanırken...Sadece bir anlık parlak bir ışık mı kalacak geriye ? Düşüp te yaşayan, yaşayıp ta gören mi filazof olurmuş ne ????

Neşe İleri 
 01.11.2007 14:42
Cevap :
:) Haklısın, ama ben hepsini gündelik yaşama koymaya başladım...Belki hızla değil de yavaş yavaş kayıyoruzdur yoldaşım, arkamızda upuzun, parlak ve kolay silinmeyecek izler bırakarak....  01.11.2007 15:53
 

Ne kayan yıldızlar nede sönen ateş...Mutluğu yakalamak gerek.. Görecelide olsa... Mutluluğu; Paylaşmak... gerek... sevgiler..saygılar

yucel evren 
 31.10.2007 18:32
Cevap :
Sahte bile olsa yakalamak gerekiyor mu gerçekten Yücel? Bence eğer göz kamaştıran bir sahtelikse hiç olmasın çok daha iyi.....Gerçekse, zaten paylaşılır! Sevgiler.  31.10.2007 21:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1581
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster