Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '14

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
403
 

Ve insan aldandı...

"Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik."
 
(İbrahim Suresi, 1)
 
Karamsarlık ve "Kader Mahkumu" tanımlamasıyla kendini zihnine hapseden insan, dünyaya geliş amacını unuttuğu için ömrünü heba etmekte ve aldanmaktadır. Akıl nimetiyle evrenin halifesi seçilen insan, dünya hayatının geçici olduğunu ve ebedi olan Ahiret için hazırlık dönemi olduğunu idrak ettiği zaman imtihanının bilincine varacak ve her anını dolu dolu yaşamak için çabalayacaktır. Peki, hayatı dolu dolu yaşamaktan kasıt nedir? İşte önemli olan bu sorunun yanıtını keşfetmek ve bu doğrultuda ebedi hayata hazırlanmaktır.
 
Geleneklerle aktarılan inanç, insanlara  bir süre sonra ya uyuşturucu etkisi yapacak ve gerçeklerden kopuk bir yaşantıya hapsederek sıradanlaşacak veya Allah muhafaza, inançsızlığa götürecektir.
Halbuki, ilim ışığında yaşanan ve yaşatılan inanç sistemi insanı geliştirecek, dünyaya geliş amacına uygun bir yaşantı sunacak, tevekkül ile işlenerek huzura götürecektir.
 
Allah'ın isimlerinin içinde TANRI yoktur. Tanrı denilince çok farklı tanımlamalar ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki, Tanrı yarattıklarından bağımsız ve dışarıda olan bir kavramdır. Allah ise, insana şah damarından da yakın ve sıfatlarıyla evrene hem tecelli eden hem de hükmedendir. 
 
“Ben sizlere şah damarınızdan daha yakınım” (Kâf, 16 )
 
“Siz nerede olsanız O sizinle beraberdir. Allah bütün yaptıklarınızı görür.” (Hadid, 4) 
 
İnsan her an imtihan edilmektedir. Karşımıza çıkan her insan, yaşadığımız her olay imtihan vesilesidir ve bize çok önemli mesajlar vermektedir. Şeytanın telkinleri ve nefsimizin istekleri ile doldurduğumuz zihnimiz bize oyun oynamakta, bizi geçmiş ve gelecek arasında hapsetmekte, ömür sermayemizi huzursuz bir ruh haliyle tüketmemize sebep olmaktadır. Her olayın görünen sebepleri olduğu gibi bir de perde arkası vardır ki işte asıl keşfedilmesi gereken budur. Perde arkasını keşfedebilmek için geleneksel din anlayışından çıkmak, Allah'ın ilmini önyargılardan arınarak öğrenmek, yorumlamak ve yaşamak gerekir. Aldanışımızın sebebi görünenle yetinmek ve sorgulamamaktır. Halbuki inanç, görünmeyeni görebilme yeteneğini kazandırırdığı müddetçe faydalı hale gelecek ve bizlere her iki hayatımızda da huzuru getirecektir.
 
"Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz." (Bakara Suresi, 216) 
 
Bir eser tamamlanana kadar bize anlamsız veya karmaşık gelebilir. Eser tamamlanınca şeklini ve o şekle bürünene kadar geçirdiği aşamaları net olarak görebiliriz. Sabırsızlığımız ve cehaletimiz bizi kazanmak varken kaybetmeye götürebilir. Kaderi doğru algılayabilmek, Allah'ı tanımakla mümkündür. Geleneksel din öğretileri Allah'ı sevmeyi öğretmekle başlaması gereken eğitime Allah'tan korkmakla başladığı için sonda söylemesi gerektiğini en başta söyleyerek gerçeklerden uzaklaşmamıza neden olmaktadır. Kur-an'ı Kerim okunması için gönderilmişken ne yazık ki biz Allah'ın kelamını asıl amacının dışına iterek şekilci davranıyoruz. İlim öğrenmek varken biz cehaletimizde ısrar ediyoruz ve sonuç olarak kaybediyoruz...
 
Nasıl ki her makinenin kullanım klavuzu varsa ve hangi şartlarda bozulacağını bize açıklıyorsa, Kur-an'ı Kerim de bizim rehberimizdir. Hadisler ve ayetler ışığında, Peygamberlerin ve Ehl-i Beyt'in yaşantılarını rehber edinerek hayatımıza yön vermemiz gerekirken biz, öğrenme zahmetinde bulunmayarak hazır geleneksel öğretilerle dinimizi yaşamayı seçiyoruz. 
 
İnsanlara huzurlu yaşamanın şifrelerini veren bu kadar mükemmel bir dine sahipken huzursuzluğa götüren yolları seçerek kendimizi dipsiz kuyulara atıyoruz. Önyargılarımızın ve kibrimizin tutsağı oluyoruz ve kaybediyoruz. İşte bizi huzura götürecek ayetlerden örnekler;
 
“Ey iman edenler! Sizden hiçbir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin. Ne mâlum? Belki alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Belki de alay edilenler edenlerden daha hayırlıdır. Birbirinizi, (daha doğrusu kendinizi) karalamayın. Birbirinize kötü lakaplar takmayın. İman ettikten sonra insanın adının kötüye çıkması, fâsık damgası yemesi ne fena bir şeydir! Kim tövbe etmezse işte onlar tam zalim kimselerdir. [Hucurat 49/11; bkz. 104,1; 68,11; 4,29].
 
“Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zanların bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın. Kiminiz kiminizi gıybet etmesin. Hiç sizden biriniz ölmüş kardeşinin cesedini dişlemekten hoşlanır mı? İşte bundan hemen tiksindiniz! Öyleyse Allah’ın azabından korkun da bu çirkin işten kendinizi koruyun. Allah tevvâbdır, rahîmdir (tövbeleri kabul eder, merhamet ve ihsanı boldur).” [Hucurat 49/12].
 
Allah'ın ilmini dosdoğru öğrenmek, yaşamak ve yaşanmasına vesile olmak duasıyla...
 
İlminiz artsın, tevekkülünüz sağlam olsun...
 
Huzurlu yarınlara, ilim ışığında ve imanla...
 
MEHTAP ÖZAY- OCAK 2014
 
İl Gazetesi-Anadolu Gazetesi-Haberufku.com Köşe Yazarı
 
puslukalem.com
 
felsefeciyazar@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 41
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 7101
Kayıt tarihi
: 17.03.13
 
 

Öğretmen, Yazmaya çalışan,yazarak konuşanlardan...'Kelimelerin gücü adına!'    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster