Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
476
 

Ve martılarla ağladı adam..

Ve martılarla ağladı adam..
 

‘’Hayatımın en güzel günleriydi.. İyi ki vardın’’ dedi ve telefonu kapatıp sustu adam.

Suskunluğu pek uzun sürmedi.. ‘’Bir bira versene! Çerez merez bi şeyler de getir yanında.’’ dedi garsona ve gülümsemeye çalışarak sigarasını yaktı adam.

Suya bakmak rahatlatıyordu onu ve oturduğu masadan deniz, liman, kıyılar ve limanın karşısındaki kocaman kayalıklar nasıl da güzel görünüyordu.

Sudaki bu pırıltıları ne kadar severdi. Suyu da, sudaki pırıltıları da, kadının su gibi bakışlarını ve ordaki pırıltıları da çok severdi..

Sevgilisinin gözleri mavi değildi böyle deniz gibi ama, sanki en derin okyanuslardan daha da derindi. Çok severdi bu yüzden kadının gözünün içine bakmayı, kendi yansımasını gözbebeğinde görmeyi.


O kadar severdi ve sevgilisi de gözüne o kadar güzel bakardı ki, bazen dayanamaz çevirirdi hemen bakışlarını.

Anlamazdı kadın neden bakışlarını kaçırdığını adamın. Aslında galiba anlıyordu ama anlamazlıktan geliyordu. Kendisinden sakladığı ve söylemeye çekindiği bir şeyler olduğunu hissediyordu.


Seviyordu kadını çok ama sevgisi işleri daha da karmaşık hale getiriyordu zaten.

Kadın da anlamaya çalışıyordu olup biteni, sormak istiyordu acıtmadan, farkındaydı adam. Ama o da acıtmak istemiyor ve acıtmadan nasıl söyleyebileceğini kestiremiyordu kadına.. Kendisi de çok hazırlıksız yakalanmıştı olan bitene ve durumu değiştirmek de gelmiyordu elinden işte..


Evet.. En güzeli, gözlerini görmeden konuşmak olacaktı.. Uzaklaşmalı ve uzakta, gözlerinden çok uzakta söylemeliydi bunları.. Çünkü o gözlerin karşısında çok savunmasız kalacağını kestiriyordu. Uzakta olunca biraz daha güç toplamıştı adam. Ya da öyle olacağını sanmıştı.

Öyle yapmıştı şimdi işte.. Ve rahatlamış olması gerekiyordu biraz daha.

.

‘’Buyrun’’ dedi garson, birayı ve çerezi bırakırken.. Garsona tekrar gülümsemeye çalıştı adam.

Hemen serin ve kocaman bir yudum aldı birasından. Ve denize baktı yine.


Özlemişti kadını.. Daha da çok özleyecekti anlaşılan.. Ve sevgilisinin gözlerini aradığında, serin sulara böyle derin derin özlemlerini salacaktı..

Bir yudum özlem daha yudumladı bardağından ve gözlerini hiç ayırmamayı yeğledi sevgisinin su gibi gözlerinden.. Ayırmadı bakışlarını denizden.


‘’Üşümüştür kesin!’’ diye düşündü adam.. ‘’Üşümüştür.’’..

Çünkü sevgilisinin üzülünce üşüdüğünü ve az önce buz kestirecek bir ayrılıktan konuştuğunu biliyordu. Konuşmak ister miydi bunları aslında işte onu bilmiyordu!


Tek bildiği şimdi deliler gibi yanında olmak istediğiydi ama yapamayacağını bilmek daha da efkâr bastırıyordu içine sanki. İçindeki özlem ateşini söndürmek istercesine büyük bir yudum daha çekti buz gibi birasından.. Ve ‘’Şerefe’’ dedi denize tebessüm edip. Baktı, baktı, baktı… Baktı adam.

Gözlerinin yandığını hissedince gözünü kırptı ve gözündeki alevi iki damla gözyaşıyla suladı.


Sevgilisinin yanında da ağlamıştı birkaç kez, hatırlıyordu. Hatta bir keresinde katıla katıla ağlamıştı da hiç ses etmemişti kadın.

Hiç bir kadının yanında ağlamamıştı daha önce.. İstememişti de ağlamayı zaten. Ama şimdi tekrar sevgilisinin yanında ağlamak istiyordu..

Oysa bu kıyıya tepeden bakarken yalnızdı, yapayalnızdı adam.

Üst dudağını yalayınca, yalnızlığın çaresizliğiyle beslenen tuzlu hüznü tattı adam.


Neden buradaydı ve neden suya bakıyordu?

Sevgilisi de suya bakıyor muydu acaba şimdi?

Suya bakarak rahatlamayı kadında mı bulmuştu yoksa kadın mı ondan öğrenmişti? Ortak özellikleri miydi acaba?

O kadar çoktu ki ortak yaptıkları ve sevdikleri. En başta birbirleri..

İçini çekti karşısındaki suların derinliğince.. Ve gözlerini kuruladı adam..


Denize baktı, birasını yudumladı ve o anda çalmaya başlayan telefona çevirdi bakışlarını..

Uzandı ve açtı adam.

‘’Akşam uçağıyla geliyorum’’ dedi telefondaki ses. ‘’Geliyoruz aslında! Çünkü ben artık iki kişiyim değil mi? ‘’ dedi ve güldü ardından..

Adam da gülümsemeye çalıştı yaşlı gözleriyle denize bakarken.. Hava yavaş yavaş kararmaya mı başlıyordu ne?

Parlamıyordu sanki sular biraz önceki gibi..

Karanlık ve soğuk sulara bakarken ‘’Ben baba oluyorum değil mi? Hâla alışamadım ben de buna.. Akşam alırım seni.. Sizi yani!’’ dedi. Ağzında zorla sürüklemeye çalıştığı kelimelerle biraz daha konuştu, telefonu kapattı, sonra sustu adam.

Çoğalttığı kederiyle hem içinde bir şeyler tükenmiş hem de birası bitmişti.

Martıları görüyordu kimi gökyüzünde salınan kimi de suya dalıp çıkan. Ve acı çığlıklarıyla tüylerini ürperten bir ayrılık şarkısıydı şimdi çalan..


Denize baktı ve ‘’Bir bira daha versene birader!’’ dedi.


Ve martılarla ağlayarak, gözleri hep denizde.. Suspus oldu adam.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

VE hikayenizi büyük bir keyifle okudum..Elinize sağlık..Sevgi ve saygılarımla..

Zeynep Gülay 
 23.11.2007 17:16
Cevap :
Yorumunuza gecikmiş de olsa bir teşekkür eklemek istedim :)) Yaklaşık üç gündür interneti kullanamadım ve dolayısıyla da ancak görebildim. Elimde olmayan bu aksamadan ötürü geç de olsa teşekkürümü kabul edin olur mu? :)) Paylaşımınız çok mutlu etti. Sağlıcakla kalın..  26.11.2007 2:31
 

yazılarınız duyarlı bir okadar da güzel kefle okuyorum teşekkürler.

ömer71 
 19.11.2007 11:57
Cevap :
Teşekkür ederim katılımınıza. Bizler için okunduğunu bilmek ve paylaşmak çok güzel.. Sağlıcakla kalın..  19.11.2007 16:40
 

Adam üşümüş mü, üşütük mü belli değil.Sigara,çerez,bira,deniz,martı beşgeninde garibanları oynuyor.Ağzından dirhemle laf çıkıyor.Donuk ve mat.Martılar kulakları dibine kadar gelip,adamın kaderine ortak olmak istiyorlar.Adam anlamak istemiyor. Martıları adamın başına şey ettirseydin bu 'Skeçte' keşke de,sahne canlılık kazansaydı.Dialog yok.İçten içten homurtular.Dışa vurmayınca ne anların adamın dilinden? 'Sarhoş mu ne?!' derim geçerim.Ya da körkütük...Ah ah ah. Bu tek kişilik oyunu sen oynasaydın da kendini yazsaydın.Denize,martılara çok söyleyeceğin olurdu.Ayrıca adama söyletmemişsin. Cimrilik de yapmışsın.Aşkla çoluk çocuk arasında kalınmış.Sen bilirsin işini.Martıları kenddine aşık et.Damlaları düşsün denize..Halka halka sana varsınlar.Sen onların her birini,gözyaşlarından tanı..İçlerinden O'nu muhakkak tanırsın elbet.''Gözyaşından tanıdım seni'' dersin. Gibi,gibi şeyler.Ben mi söyliyeceğim sana.TV lere hükmetmiş kimsesin sen.Bu hikayeyi bence yeniden yaz! Emi? Sevgi ile selam

Muzaffer Cellek 
 19.11.2007 0:48
Cevap :
Benim geveze olduğumu bildiğinden, yakıştıramadın elimden çıkmış karaktere susmayı hemiii? :))) Adam suspus oldu diyoz işte üstadım, daha ne konuşsun gariban? :)) Bundan sonra çocuğuna ''aguuu- maguuu'' yaparken çok konuşacak zaten ;)) Ko sussun şimdlik! Özlemişim blogvari yorumlarını. Daha sık bekleriz efenim. Kalasın sağlıcaknan :)))  19.11.2007 16:39
 

Bir anlık duygular denize yansırsa okyanuslara taşar ama bu anlatımda arada bir engel olduğu imaji vardı sanki. Fakat durum o kadar da dalgın olacak netice olmadığı anlaşıldı. Mutluluk ve sevgiler.

Nariçi 
 18.11.2007 20:39
Cevap :
Farklı açılardan bakabilmek de çok hoş. Zenginlik katar. Yorumunuzla kattığınız renk için teşekkürler. Sağlıcakla kalın :))  18.11.2007 22:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 889
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2043
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster