Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '12

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
302
 

Ve Sivas'ı keşfettim

Yıllar sonra nihayet bu sene bayram tatili için eşimin memleketi olan Yozgat'a gittik. Bayramın bitişinde eşim ve çocuklarım Mersin'e gitmeye niyetlenince ben kazan kaldırdım. Kesinlikle o sıcağa gelemem diye. (Benim gibi soğuk iklim insanının Ağustos ayında Akdeniz sahiline inmesi ihtimal dahilinde değil.)4-5 gün sonra buluşmak üzere ben onlardan bir gün önce evden ayrıldım. Gemereğin  Yeniçubuk Beldesine doğru giderken giriş kapısını hep beğendiğim mezarlığa doğru kırdım direksiyonu. Resim çekerken, kabristandan çıkan iki baynadan biri az ileride Sızır Şelaleleri ve güzel bir balık tesisi olduğundan bahsetti. Resim işi bitince Sızır Beldesine girip şelaleye doğru yöneldim. Çok değil 12-13 metrelik bir şelale ama kesinlikle saklı bir cennet. Her ne kadar işletmesi çok amatörcede olsa harika bir tesis kurulmuş. Şelalede gözü, gönlüm ve karnım doyana kadar oyalandıktan sonra Şarkışla İlçesine doğru yola çıktım. Nedendir bilmem önümdeki tatili planlarken Aşık Veyselin evi, köyü ile ilgili müthiş bir istek oluştu içimde. Mutlaka gidecektim

Yoldan aradığım Şarkışla öğretmenevinde yer olmadığını öğrendim. Bu nedenle navigasyonu ikinci hedefim olan Kangal İlçesine ayarladım. Güzel ve zevkli bir yolculuktan sonra gecenin 23:30 unda sol tarafımdaki 3-4 metrelik beyaz bir kangal köpeği heykeli ile irkildim. Hayvanın cansız heykeli bile beni heycanladırmaya yetti. Öğretmen evinde güzel bir uykudan sonra sabah kaymakalık sitesinden aldığım telefon numarasından köpek çiftliğini aradım yerini ve resim çekebileceğimi öğrendim. Çİftliğe vardığımda güler yüzlü bir görevli karşıladı. Resim çekeceksem hemen davranmamı zira hayvanların hareketli olduklarından bahsetti. Resim mi çekeyim o muhteşem hayvalarımı izleyeyim şaşırarak hem resim çektim hemde hayran hayran bu muhteşem hayvaları izledim. Doya doya resim çektikten sonra çiftlikten ayrıldım.

Öğlen yemeğini yedikten sonra hep televizyonda izlediğim ve omurgalı hayvanlar dersinde adını öğrendiğim balıkların olduğu çermiğe doğru yola çıktım. Harika bir 13 kilometrelik yoldan sonra çermiğe ulaştım. Önce ertafı gözledikten sonra dizlerimize kadar su kanalına ayaklarımı soktum. İki dakika geçmeden bir sürü küçük yaratık ayaklarıma üşüştüler. Bir yandan ayaklarımdaki minik ısırıkları hisederken bir yandanda rahmetli Laz Memetin Gaar Ruffa Obtusa diye tahtaya yazışı geldi gözümün önüne. Derken bir  çocuk havuz açıldı diye bağırınca herkes merdivenlere doğru yöneldi. Tabi bende kitle psikolojisine girerek şortumu kapıp yürüdüm. Havuz tam halk plajı gibi her yaştan her tipten erkek her türlü harketle havuzda eğleniyor. Buradaki balıkların bazıları daha büyük olmalı ki aşağıdaki ısırıklar daha güçlü hissediliyordu. Kalabalığın düzensizliğinden rahatsızlık duyunca havuzdan çıkıp duşumu alıp çay bahçesinde çay içmek için gidince, tesisle ilgili okuduğum olumsuz yorumlara hak vererek çermikten ayrıldım.

Ertesi gün Şarkışla Öğretmen evinde yer bulduğumdan bu İlçeye doğru yola çıktım. Öğretmenevine yerleştikten sonra tam da 25 Ağustos günü Aşık Veysel Kültür Şenliklerinin başlayacağını öğrendim asılı afişten. Ne kadar güzel bir şans diye sevinecekken kaymakamlığın Gaziantep saldırısından dolayı şenliği iptal ettiğini öğrendim. Teröre birkez de hevesimi yarıda bıraktığı için lanet ederek Sivrialan Köyüne doğru büyük bir heyecanla yola çıktım. Yaklaşık 30 kilometrelik bir yolculuktan sonra Köye vardım. İnsanlar alışmış olacak ki  ben sormadan müze diye yol gösterdiler. Sonunda Büyük Aşığımızın evinin önündeydim. İçeri girerken nefesim kesildi. Müzede tadilat var eşyalar toplanmış bir odaya ama o kadar yolu gelmişim. Bir daha kim bilir ne zaman gelebilirim dedim bastım deklanşöre. Rahmetlinin ceketinden yatağına sazından kilimine ne bulduysam resimlerim. Evde derin derin soludum Veyseli. Çıktım ev müzeden sordum mezarlığı. Bir amca cevap verdi eski mezarlık mı yenisi mi. Bende dedim Veyselin yattığı. Gösterdi eliyle amcam. Arabayı bıraktım yaklaşık 4 kilometre yürüdüm Köyü tamamen gören bir tepenin üzerindeki mezara ulaştığımda nefesim kesilmişti heyecandan. Bolca Fatiha okuyup resim çektikten sonra müsade istedim Veysel Baba dan. Arabaya doğru yürürken facebook ta okuduğum bir söz geldi aklıma. Nerede türkü söyleyen söyleyen birini görürseniz yanına oturun, çünkü türkü  söyleyen insnalardan zarar gelmez. Köy o kadar huzurluyduki bu sözü kendi kendime kaç kez tekrar ettim hatırlamıyorum. Kendi kendime seneye eşim çocuklarımla gelmek üzere söz vererek köyden ayrıldım.

O köyü, o havayı ve AŞIK Veyseli, o huzuru, o güzel kokuyu bırakmak çok zor oldu ama olsun yolu öğrendim nasılsa. Dönüş yolculuğu özellikle Ortaköy isimli köy ve o köyün kaplıcaları başka bir güzellik kattı tatilime(Bu kısmı başka bir yazıya bırakıyorum

O gece öğretmen evinde uzun uzun düşündüm bizim ülkemiz ne kadar zengin, ne kadar güzel, ne kadar harika ama biz gezmekten aciziz tanımaktan aciziz. Tatili denize endekslemişiz başka birşey düşünmemişiz.

   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 433
Kayıt tarihi
: 10.08.12
 
 

Üniversiteden biyolog olarak mezun oldum. Bir abimizin çayını içemeye gitmek öğretmen olmama sebe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster