Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '13

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
570
 

Vebal almak

 Evet ben vebal aldım kesinlikle der adamın biri

 Yoksa bu yok eden yok oluşum birden bire nasıl olur ki der gibi.

 Nasıl birden bire yakalana bilirim?

Karşı konulmaz acılara tutulabilirim?

Ben ki zengin gösterişli hanları olan bir beyefendi nasıl olabilir?

İnsanları hor gördüm mü? Olabilir canım!

Herkesin hakkını verdim mi?

Bazen hatta hiç elim varmaz kururdu kanım!

Eh biraz açta kalmasınlar diye azda olsa veriyordum canım!

Ama ihtiyacım çoktu, çocuklarım ailem iyi bakmalıydım.

Onlarınki de vardı, verdiğimle bakamdılar mı?

Onların sorunu idi hanım?

Yanlış mı yaptım a canım ama bana o zaman öyle münasip gelmişti hanım.

Evet yanlış yapmışım diyordu adamın biri şimdi.

Lakin iş işten geçmiş iflas etmişti fabrikası ve bedeni hastalıkla pençeleşiyordu bedeni şimdi.

Bu dertleri veren kimdi?

Neden olmuştu bunlar şimdi?

Zamanımı idi gönderen kimdi?

Sorular sorular!

Cevapsız sorular!

Anlaşılmaz sorular gibi borular

Düzüldü ardı arda yok olmaz sanki bu acılar.

Der düşünürdü acı içinde yakarken sancılar.

Acılarla kalınca ızdırap'lar la kalınca anlaşılıyordu her şey şimdi.

Ah şimdi delicesine kıskandığım o,

 delicesine yağmur yağsa da içimdeki yangını acıyı söndürse.

Bir dilim ekmeğe ve soğana da razıyım diyordu.

Amma bil ki bunlar zor olacak olan şeyler beyefendi.

 Koskoca hanlar ve hamamlar villalar sahibi beyefendi .

 Artık onlarda bu hastalığıma çare değiller anladın mı?

Gizlice uyandın ama galiba hızla yok olacaksın fark ettin mi?

Soruyordu kendine soruları?

 İçinde bir umut ışığı yanıyor sanki şu karşıda gelen

 Beklediğin çareye benziyor sanki sana göz eden

 Şu sık ağalardan gelen sanki o,eğer o ise eline ayağına kapanacağım

 Ümidimin dalları yeşermişken sanki evet evet

 Sanki gülümsemelerimin çığlıkları

 tüm ormanda yankılanıyor hayat buluyor..

Lakin gelen o değildi acıların sonsuzluğunda gelen

 son trenin ışıkları idi o beyefendi.

Sancılarına çare yoktu olmazdı.

Çare sunmamıştın.

Dertlere derman olmamıştın.

Ağlayanlara delicesine bakmıştın.

Delilerce kahkahalarla gülmüştün.

Hayat yaşam bugün ona yarın sana.

Bazen ona az dert.

Bugün sana sonsuz ızdırap,

elem keder.

Gözü duvardaki takvim yaprağındaki ayete takıldı.

Kaldı dakikalarca takvimin karşısında yırtarak aldı.

Aldı eline okudu okudu gözlerinde yaşlar süzüldü süzüldü.

Bakara suresi 160 ayetti Şöyle diyordu Rahman:

Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar (lanetlenmekten) kurtulmuşlardır.

 Çünkü ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira ben tövbeleri çok kabul edenim, çok merhamet edenim.

Okudu ağladı ağladı okudu.

Titredi gözyaşı içinde tövbe etti.

Pişmanlıkla tövbe etti.

Başka bir sayfayı okudu.

Ancak bundan sonra tövbe edip kendilerini düzeltenler müstesnadır.

Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir (ÂL-İ İMRÂN SÛRESİ 89)
Derinden bir huzur sardı bedenini.

Kalbine sanki bir merhametin eli dokunmuştu.

imanın dokunuşu dokunmuştu kalbine,

Kaygılar üzüntüler sanki bir anda yok olmuştu.

Telefona sarıldı kalbini kırdıkların hakkını

aldıkların aramaya başladı.

Elinde kalanlarla ödemenin telaşı mutluluğu sardı ruhunu.

Var oluşun ispatını yaşıyordu nur nur.

Kalbi mutluktan uçuyordu.

Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan,

türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir,

yağış gibi yağan, imanın berrak parçaları yok ediyordu ,kalbindeki acıları endişeleri yok oluşları. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 958
Toplam yorum
: 158
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 175
Kayıt tarihi
: 04.06.13
 
 

Ben Mehmet Aluç 1962 Malatya Doğumlu. Ortaokul mezunuyum. Çocukluğumda okuma hevesim Tarkan çizgi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster