Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
637
 

Veda

Veda
 

Yaşamda yürekleri kıpır kıpır ettiren, akılları baştan alan, heyecanların dipsiz kuyusunda insanı soluksuz bırakan BAŞLANGIÇ lar vardır. Yaşanır bir dönem. Bu güzelliklerin ardısıra pusu kurmuş bekleyen yürek soğumalarının, çözülmelerin ardından gelen “VEDA” anları da vardır.

Güzel başlangıçların o, hoş an(ı)larından öç almak istercesine yaşanan. Kimileri öfkesinin coşkulu seline, kimileri içki kadehlerine sığınır böyle anlarda. Bense bu sığınma hallerinin mahzurlarının bilinci ile olsa gerek, serbest vezinde değinmelerin ince satırlarına sığınmayı seçmişim bir Kasım gecesi yine başkent’te.

Sensizliğin mevsimi uzanırken
Yazdan kışa
Bilmem uçar mı kanatlı sözler, dizeler

diyerek başlanır hüzün giderme seansına,

Nazire yaparcasına, İkarus’a
Ya da bal mumları erirse
O zaman da Pegasus’a

diyerek antik çağlara doğru içli bir haykırışla devam edilir,

O, ”…artık yok…” dediğin yere
Konar mı onlar ?
Sen, ki bir demet Mimozaya

şeklinde uçan sözlerin estetik mekansal tanımları yapılır yine de buruk bir heyecanla ve devamla,

İçer mi suyunu,
O estetik pınarının ?
Dile gelirler mi onlar, ki
Sen, o hep süzülen kuğuya ?

doğadan güzellik benzeşimleri ile yüceltilir veda edilen,

Bilemem!..
Eğer ki
Olmuyorsa tüm bunlar
Sussun artık o dizeler, o sözler

diye çaresizlik duyguları kaplar zihnin, ruhun ve bedenin o yorgun çeperlerini ve son deminde bu sessiz içlenişin.

Sensizliğin tan vakti
Ve
Serviler altında koyu renkli
Hüzünler eşliğinde.

İşte böylece son verilir bu içli, efendi ve kendi halindeki bir veda seansına daha.

ecemece bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değer verdiğimiz kişi tarafından, terk edilip,onun gözünde değerimizi yitirmeye başlayınca,nasıl da elimiz, kolumuz bağlanıyor.Yüreğimiz de ne fırtınalar kopuyor,ne çok göz yaşı akıtıyoruz,ama hepsi boş..Tek taraflı çekilen bu acı sadece ve sadece bizi yıpratıyor,içinde bulunduğumuz bu ruh halinden karşı tarafın haberi bile olmuyor.Zaten haberi olsa ne fayda? Ne değişecek ki.Zaten bir şeylerin değişme ihtimali olsaydı,şimdi bu durumda olur muyduk?. Aşk acısı çekmekten bu denli perişan olur muyduk?. Eminim hepimizin en çok ihtiyaç duyduğu histir,önemsediğimiz kişiler tarafından,sevilmek ve önemsenmek..Ama olmuyor işte.Aynı anda,aynı seviyede iki kalp birbirini sevemiyor,saramıyor.Ne büyük bir çelişki öyle değil mi? Biri hala karşı tarafı sevmeye devam ederken,diğeri çoktan başka limanlara yelken açmış bile..Doğanın kanunu mudur, bu? Bütün aşklar yürekleri parçalayarak yok olmaya mahkum mudur? Saygılarımla.

Dolmakalem 
 04.01.2008 10:22
Cevap :
haklı değerlendirmenizde çok haklısınız.Fakat takdir edersiniz ki ilk birkaç ilişkide ruh ikizinize rastlamanız zarın ilk üç atışta da üst üste düşeş gelmesi gibi zor bir olasılık olsa gerek.Olur mu?Olabilir fakat çok düşük bir olasılık.Esasında amacına ulaşmayan her ilişkinin bizleri "ruh ve yaşam ikizimiz"in beklediği o nihai durağa doğru ulaştıran kilometre taşları gibi düşünmek gerek sanırım.Öyle de olacaktır inancındayım.İçten sevgi ve saygılarımla.  04.01.2008 11:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 343
Toplam yorum
: 3272
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2362
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster