Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
824
 

vedat günyol, yazarların cumhurbaşkanı

vedat günyol, yazarların cumhurbaşkanı
 

Nice nice (laik) bayramlara ve tatillere ! Vedat Günyol


Yıl 1988. Çeşitli edebiyat dergilerine aboneyim. Postadan dergilerimi aldığımda bambaşka bir dünyanın kapıları açılıyor; yazın dünyasının birbirinden renkli , birbirinden güzel sokaklarında uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Bu gezilerde sık sık bir güzel insana, damarlarından insan sevgisi akan bir ihtiyar delikanlıya, Vedat Günyol hocama rastlıyorum. Okudukça öyle yakınımdan geçiyor ki, iki adım daha atsam yetişeceğim sanki. Ona ulaşmak hiç de zor değil. Büyüklüğü de buradan geliyor zaten. O, tam bir halk adamı, halkın aydını.

Bir gün adresini gördüm bir dergide. Bayram tebriği yazıyordum eşe dosta. Bir kart da ona yolladım. Kartların en güzelini seçip yollamıştım. Bugün gerçekten de anımsamıyorum kartın üzerinde ne olduğunu. Nasıl hatırlarım ? Karşılığında öyle bir kart geldi ki bana Vedat hocadan, dünyada kimse güzel kartpostal yaptığını iddia etmesin. Günlerce elimden düşürmedim bu anlamlı sanat eserini. Sonunda söylemek istediklerimi küçük bir kağıda not edip yolladım kendisine. Bir anlamda teşekkür etmek istedim.

Bu küçük teşekküre yanıt vermekte gecikmedi. Hem de beni nice onurlandırarak… Milliyet Sanat’ta bir köşesi vardı. O sıcacık köşesinde anlattı bu karşılıklı yazışma öyküsünü.

(...) bir başkasını da yüzünü görmediğim, ama görsem yüz yıllık bir yakınlık içinde baba-kız ilişkisinin sıcaklığında hemen bağrıma basabileceğim bir güzel insan sundu bana, Zelin adında bir güzel insan.

Anlatayım. Bayramlarda, özellikle de dinsel bayramlarda birçok kutlama kartı gelir bana. Hepsine de yanıt veririm, kutlamalarının 1 Mayıs Bayramı, Cumhuriyet Bayramı gibi laik nitelikli bayramlara kaydırılması dileğiyle... Bilirsiniz, Ataç, Şeker ve Kurban Bayramlarında yollanan kutlama kartlarını geri gönderirmiş, dinsel bayramlarla ilgisi olmadığını belirterek. Ben de aynı kaygıyla yanıtlıyorum, aslında çok güzel olan bu kutlamaların alışılagelmişliğini göz önünde tutarak.

Geçen Kurban Bayramında Zelin Artuğ imzasıyla Fransızca yazılmış bir kutlama kartı aldım. Dinsel bayramlarla ilgim olmadığını belirterek verdiğim Türkçe yanıta Zelin Artuğ'un yolladığı merhaba mektubunu, yalnız olmadığımı kanıtlayan eşsiz bir belge olarak kendime saklamaya gönlüm razı olmadı. Hadi birlikte okuyalım bu nefis mektubu.

Önce şunu da söyleyeyim. Ben, kutlama kartı olarak çarşı pazarda satılan kartpostalları kullanmam. Bir karton üzerine, şöyle iki papatya resmi yapıp boyarım. Olur biter.

Zelin kızım bu papatyalara önem vermiş olacak ki şöyle yazıyor:

"Merhaba !

Gönderdiğiniz çiçekleri aldım. Dünyanın en güzel çiçekleri ve ince davranışınız için teşekkürler...

Gönül dolusu...

Nice nice (laik) bayramlara 'ulusça' erişebilmemizi dilerim.

Kartınızı aldıktan sonra, geleceğe karşı, bir kez daha umudun ışığını yakaladığımı sanıyorum.

Gençliğin bir davranış biçimi olduğunu ustaca duyumsatan Vedat Günyol arkadaşımın uzattığı eli dostça sıkıyorum.

Binlerce karmaşanın içinde yaratmaya çalıştığım küçük, ama koskocaman dünyama hoş geldiniz.

Yeniden merhaba...."


Bütün ömrümce görüp göreceğim en büyük armağanlardan biri bu işte, bir "hişt" özlemi doğrultusunda.

[Milliyet Sanat Dergisi, sayı: 204, 15 Kasım 1988]

Daha sonra kendisiyle tanışma, dostlarla birlikte kendisini evinde ziyaret etme, birlikte akşam yemeği yeme şansım oldu. O, tam bir centilmendi. Derya gibi bir bilgi birikiminin yanı sıra çok da sıradan bir halk adamıydı. Bir yandan kitaplıklar dolusu eserler verirken, öte yandan sıradan insanlara da zaman ayıran, güzel bir insandı. Dünya tatlısı bir insandı. O akşam yemeğinde, dünyanın "en yakışıklı aşçısı"nın kendi elleriyle pişirdiği bulgur pilavından tatma şansım oldu.

93 yıllık yaşam çok kısa bir yaşamdır böyle biri için. Şimdi herkesin yapacak çok işi var. Herkes çok önemli. Kimse kimseye zaman ayırmıyor. Öyle ki iş görüşmelerine bile zamanı yok insanların.

93 yıllık onurlu hayatının önünde saygıyla eğiliyorum. Kaç yaşında olursan ol, ölüm sana yakışmadı hocam. Zaten sen ölmedin, şaka yaptın !

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1023
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster