Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
609
 

Vefatının 22. yılında Uğur Mumcu suikastı

Vefatının 22. yılında Uğur Mumcu suikastı
 

Uğur Mumcu suikastından bu güne 21 yıl geçti, suikast muamması hala çözülemedi. Uğur Mumcu demokrat ve vatansever araştırmacı bir yazardı.

Uğur Mumcu’dan önce de bu ülkede gazeteciler, yazarlar, bilim adamı ve akademisyenler vs. suikasta kurban gitti. Birçoğunun katili bulunamadı, bazılarına bir kurban seçtiler dosyalar kapandı gitti. Ve neden öldürüldükleri sorusu cevapsız kaldı.

Bu konuda çok yazıldı çizildi. Kimilerine göre Mumcu, Emperyalizme karşı olduğu için öldürüldü, kimilerine göre Atatürkçü, vatansever olduğu için. Bunlar sıradan şeyler bu düşüncele binlerce tanınmış isim var.

Evet, Uğur Mumcu emperyalizme karşıdır. Atatürkçü ve vatanseverdir. Orta Doğu’daki emperyalist plan ve projelere de karşıdır ancak Mumcu sadece “karşı” değil, aynı zamanda bu küresel oyunun içerideki ve dışarıdaki aktörlerini de “deşifre etmiş” bir araştırmacı yazar-gazetecidir, bu yönden dikkat çekmiştir.

Uğur Mumcu neden öldürüldü derseniz? O tarihlere yeniden dönmek gerekir.  O günler Türkiye’yi PKK terör belasının kasıp kavurduğu günlerdi. Bende o tarihlerde terörle mücadele kapsamında görev yapan bir devlet görevlisiydim. Bu nedenle görevim nedeni ile konuya vakıf yakından takip ediyordum.

Uğur Mumcu, 7 Ocak 1993 tarihinde "Mossad ve Barzani" isimli bir yazı yazmıştı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılardan bahsettiği yazısının sonlarında çok dikkat çekici şu ifadeyi kullanıyordu; "Kürtler sömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa ne işi var CIA ve MOSSAD'ın Kürtler arasında?" "Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?" diyordu. Bu yazının ardından bir gün sonra 8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki “Ültimatom” başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı.

Uğur Mumcu Kendisinden 24 gün sonra 17 Şubat 1993 günü “Vezir düşürmesi” adı verilen bir operasyon çerçevesinde yapılan suikast sonucu şehit olan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis ile aynı iz üzerinde iken ve olayı çözmüşken suikasta uğradı.

Bitlis’de, 17 Aralık 1992 de K.Irak’ta Talabani ile görüşmeden dönerken Selahattin kentinden helikopterlerinin ABD jetleri tarafından taciz edilmesi (düşürülmeye çalışılması) sonrasında  Çekiç Güç’ün bölgedeki faaliyetleri ile ilgili bir rapor hazırlamıştı ve bu raporda Çekiç Güç’ün Kürt devleti kurma için çalıştığını yazıyordu. ABD-PKK bağlantısını yüksek sesle söylemesi Genelkurmay ve hükümetle ilişkisini gerginleştirmişti. Dönemin Genel Kurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş bundan çok rahatsızdı. Bu rahatsızlığını dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a bildirerek Org.Bitlis hakkında “ben artık bu adamı kontrol edemiyorum (gereğini yapın) “ diyor. Zaten Eşref Bitlis, Körfez Savaşı sırasında Özal’a direnen paşaların başında geliyordu.

Bir yandan Bitlis’in raporu bir yandan da Mumcu’nun 7 ve 8 Ocak 1993 tarihli yazılarının ardında CIA-MOSSAD ve PKK ilişkileri hakkında açıklama yapacağını açıklaması neticesinde. Mumcu’nun hazırladığı rapordan haberi ve rahatsızlığı olan bunun sessizce çözülmesi yönünde malum yerlerle irtibata geçen malum devlet adamımız bir anlamda infaz emrini vermiş oluyordu. Kalemi kırılan Mumcu’nun suikastı Hizbullah’a ihale edilmiş Hizbullah’ın Türk devleti içerisindeki bağlantıları ve devletin el altından Hizbullah’ı destekliyor olması devlet adamımız tarafından kabul görmemiştir. Jitem’e hizmet eden itirafçı taşeronlara ihale edilmeye çalışılsa da Mumcu suikastının zincirin ilk halkası olması münasebeti ile de suikastı yapacak kişi veyahut örgütün deşifre olmaması bir muamma yaratılmasını gerektiriyordu bunun üzerine üçlü konsorsiyum devreye girdi. (Bahsettiğimiz üçlü konsorsiyum olayı üstlenen örgütler değildir.)

Türkiye ve dünya kamuoyunda büyük yankı uyandıran bu suikastı yaptıranların ya da suikasttan nemalanmak adına İslami Hareket Örgütü, İBDA-C ve İslami Cihat suikastı üstlendi. Ancak neden belli olsa da,  gerçekte kimin veya kimlerin yaptığı hala bir muamma.

Uğur Mumcu, Eşref Bitlis suikastı ve Turgut Özal’ın şüpheli ölümü (suikastı) sonrasında, Eşref Bitlis suikastını protesto etmek için ordudan istifa eden. Daha sonra Talabani ihaneti ve PKK-CIA-MOSSAD ilişkilerini Güneydoğu gerçeklerini sabah gazetesinde anlatacağını açıklaması üzerine aynı meyyalde son kurban da 4 Kasım 1993’de elleri önden bağlanmış kafasına iki el ateş edilmiş cesedi, Ankara Elmadağ ilçesi çıkışında bulunan Cem Ersever oluyordu.

Bu vatan uğruna hayatlarını kaybeden şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum.

İbrahim Halil SİPAHİ

23.01.2015/ADANA

Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 100
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1340
Kayıt tarihi
: 12.08.14
 
 

Adana'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Adana'da Yüksek öğrenimini Konya Selçuk Üniversitesi Eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster