Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '13

 
Kategori
Faizler
Okunma Sayısı
499
 

Velev ki para bolluğu bitmesin

Velev ki para bolluğu bitmesin
 

Lale mevsimi çabuk geçer (Görsel alıntıdır)


"Borçlusun Türkiye" başlıklı yazımıza tenkit veya görüş bildiren yanıtlar gelmeye devam ediyor. Beğenen de var beğenmeyen de, katılan da var katılmayan da. 

Bildirilen tüm görüşler bir ortak noktada birleşiyor; "Birlikte yaşama isteği..." 

Örneğin Mehmet Çalışkan diyor ki; "Yine 2002 yılında hane halkımızın 2.2 milyar TL olan tüketici kredileri borcu 206 milyar TL’ye çıkmış, 4 milyar TL olan kredi kartı borcumuz ise 73 milyar TL’ye çıkmıştır. O kadar arabayı telefonu tabi ki uzaylılar almıyor borçlananlar alıyor."
Özetle şöyle devam ediyor Sevgili Mehmet; 

Bankalar yurt dışından borçlanıp içeride kredi dağıtıyor. 

Ardından, topladığı faiz gelirini dışarıda paylaşıyor. 

Borçlar "ödenemez" duruma gelirse bankalar batar, sistem çöker. 

O halde "Hazine" bankaların borcunu üstlenmek zorunda kalır.

Sonra da toplam nüfusa paylaştırır, her birimiz bu borcu "acı reçetelerle" ödemek zorunda kalırız.
Ödenen reel faizin her kuruşu, fert başına reel milli gelirden giden paralardır. 

Yani birileri vatandaşın ürettiğini kolayca almış olur, biz de "araba aldık cep telefonu aldık" diye avunuruz. Oysa kredilerle tükettiğimiz, üstüne faiz de ödediğimiz tasarruflarımızdır, kıt kanaat kazandığımız milli gelirimizdir.

Yine Sevgili Mehmet olayın şu yönüne dikkat çekiyor: 

Bu kadar borçlu toplum ancak sürekli akan yeni borçla ayakta durabilir, dünyadaki para bolluğu bitmeye başlarsa ki yeni bir kriz çıkmaması için mecburen öyle olacaktır, bankalar kredileri daraltacak ve faizleri yükseltecektir, vatandaş oradan alıp buraya verdiği paralarla çevirdiği borçlarını çeviremez olacaktır. 

Bu da iç talebi ve büyümeyi durduracaktır. 

Velev ki para bolluğu bitmesin, borç verenler sermaye akışını başka ülkelere çevirirlerse durum  yine aynı olur "zam fırtınası, işsizlik ve iflas" borç olayı da işte budur. 

Süleyman Akyürek de özetle diyor ki; aynı hikayeyi komşumuz Yunanistan yaşadı ama biz günün refahı ile meşgulüz, yarını düşünmüyoruz. 

Ne kadar bağımsızız ve gelecek nesilleri ne kadar düşünüyoruz?
Yunan, para birimi "Drahmi"yi kaybettiği için bu kıskaçtan kurtulamadı. 

Hatırlayalım; 

Drahmi, Yunanca veya Grekçe "avuç dolusu" anlamına gelen "Draks" kelimesinden geliyor. (1 Drahmi = 6 obol) "6 obol" bir avucu doldurduğundan bu isim verilmiş. Drahmi, "6 obol" değerindeki gümüş sikkeye ve birimine verilen isimdir. Antik dönemden son döneme kadar kullanılmıştır. 

Bizim ulusal para birimimiz vardır ve uygulanmakta olan "para politikaları" ile gerek hane halkı tüketici kredileri borcu, gerekse kamu borç stokunun yönetilmesi mümkündür.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1027
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster