Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '14

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
36
 

Venice Beach, Los Angeles

Hep Merak ettiğim bir yerdi, kimler gider? Kimler müzik dinler? Kimler eğlenir?

Bende ki şans ise Venice Beach'e çok yakın oturmamdı. Aslında çok şanslıydım çünkü Marina, Venice Beach'e yürüyerek 15 dk. mesafedeydi. Öncelikle koşmayı deneyerek fit hale gelmeye çalıştım, sonrasında ise ''Body Board'' denen aleti alarak dalgalarla boğuşmaya karar verdim. Bu maceram ise bir ingilize dalgalardan kurtulamayip ''Heelp Help'' diye bağırmamla sona ermiş oldu.

Bundan sonra ise ''Long Board Skate'' ile Venice Beach'i keşfetmeye çıktım.
Sol ayağımla ittiğim kaykay ve beraberinde getirdiği okyanus esintisi, bana inanılmaz bir huzur, rahatlık veriyordu. Sanki yıllardır kaykay yapıyordum. Yanımdan geçen Amerikalıları izlerken bir yandan sol ayağımı düzgünce itmeye çalışıyordum. Roller Blade yapanlar, bisiklete binenler, koşanlar, çocuğuyla oynayanlar derken bir anda gözüm sol tarafımda ki kumsala takılıyor. Onlarca arka arkaya kurulan ''Beach Volley'' fileleri ve çiftlerin maçları. Ne yapacağımı bilemiyorum? Bu kaymak gibi patikada kaykayımı mı itsem yoksa kenara çekilip herhangi bir voleybol maçınımı seyretsem? derken devam etmeye karar veriyorum.

Venice Beach merkezine doğru geliyorum. Sağımda gördüğüm müstakil evler dikkatimi çekiyor, hemen kimlerin oturduğunu ve benim hangi şartlarda burada oturabileceiğimi düşünüyorum. Bu hayaller başladıkça kaykayım ve sol ayağım daha da bir hız alıyor...
Burnuma ağır bir tütsu kokusu geliyor. Bununla birlikte sağımda solumda gördüğüm hediyelik eşyalar satan dükkanlar bana ve kaykayima eşlik ediyor. Evet çok sevdiğim ve çocukluktan beri merak ettiğim ''The Doors'' demek ki bu sahilde kuruldu, diyorum içimden ve sahile bakarak dalıyorum. Jim Morrison, Ray Manzarek ile bu kumsaldamı oturup ''Moonlight Drive'' i yazdı? diye düşünüyorum, şöyle bir etrafıma bakıp Ray Manzarek'in evini bulmaya çalışıyorum hiç bilmeden...?
Önüme gelen kalabalık bir turist grubu Jim Morrison hayallerimide beraberinde götürüyor. Sağımda solumda dövme makinalarının sesleri ve piercing yaptıran gençlerin çığlıkları derken karşıma masaj ustaları çinliler çıkıyor. Neden bu kadar sanatçı burada boşa harcanıyor diye düşünüyorum ve o anda filmlerden gördüğüm meşhur patenli gitarcı karşıma çıkıyor. Sanki adama sarılacak gibi hissediyorum kendimi, o kadar tanıdık ki yıllarca TV'de gördüğüm meşhur ''Venice Beach Guitar Guy'' durdurup fotoğrafını çekiyorum. Yoluma devam ediyorum long board kaykayım ile...

Dükkanların çokluğu beraberinde restaurantlari da getiriyor. Çoğunluğu burger üstüne olan bu restaurantlardan geçerken bir yandan paralaldeki ''Pacific Way'' i görüyorum. O anda hatırlıyorum ki yeni kayıt olduğum meşhur ''Venice Golds Gym'' Pacific Way üzerinde. Gitaristten sonra ikinci meşhur yeri olan ''Venice Public Gym''i görüyorum. Orada çalışan insanları seyrediyorum ve her birine özenip onlar gibi olmayı isterken, arkadan gelen çığlıklar hayalimi yarıda bırakıyor. Arkada dönen çok sıkı Basketbol maçına doğru yöneliyorum. Her yer çok kalabalık, seyredenler, oynayanlar, bet yapanlar... NBA maçı seyrediyor gibi olurken birden aklıma ''White Men Can't Jump'' adlı Woody Hereldson'un oynadığı film geliyor aklıma. Evet burada çekilmişti ve aynı burda seyrettiğim basketbolcular gibi oynuyorlar ve aynı şekilde bet yapıyorlardı. Basketbol potalarının arkasında ise Meksikalılar ellerinde raket olmaksızın avuçlarının içiyle topa vurarak ''Racquetball'' oynuyorlardı. Hangi birine bakacağımı şaşırmıştım, ama bir yandan her kareye hakim olmak istiyordum. O sırada önümde sörfünü alıp okyanustan çıkan bir sörfçü yürüyerek dikkatimi tamamen dağıtıyordu. Kaykayımı alarak bir bara girmeye karar verdim.

Bacaklarımın arasında long board kaykayım ve elimde ''Newcastle'' biram ile bu sefer Venice Beache'e ayrı bir pencereden bakıyordum. Önümden geçen insanları çok net ayırd edebiliyordum. Bende ki irtikaz ise had safhaya ulaşmıştı. Herkesin ne olduğun çözmeye çalışırken bir yandan da anlamsız bir tecennüb içine giriyordum. İnsanları doğru süzmenin ise en doğru yardımcısı 'Newcastle Brown Ale'' biramdı. Arkamdan gelen ''The Doors'' müzikleri ise Venice Beach'i bana ayrı bir güzel göstermeye yetiyordu. Kendimi o tarihte yaşıyormuş gibi hissedebiliyordum kolayca. İçitğim biranın ve çevrenin oluşturduğu haraketliliğin neticesinde, kafam bulanmış, başım döner bir vaziyette yine sol ayağımı iterek eve dönüyorum.

Dönerken düşündüğüm tek şey ise, Venice Beach'e sadece 3-4 günlük tatil için dünyanın öbür ucundan gelen bu turist kalabalığından daha şanslı olmam... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 376
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

13.03.1978 doğumluyum. Üniversite eğitimimi Amerika'da tamamladım. Okumayı seviyorum, belki a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster