Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
296
 

Veresiye hayatın son mağdurları

Veresiye hayatın son mağdurları
 

Ne demiş Erdal bakkal "Siz alış-verişi süpermarketten yaparsınız ama cenazenize mahalle bakkalınız gelir"


Hepimizin çocukluğunda, eline geçen üç-beş kuruşla, mahallesindeki bakkal amcasına koştuğu, çikolata ve şekerleme satın aldığı bir bakkal hatırası vardır.

Ters çevrilmiş meşrubat kasaları üzerinde Çamlıca gazozu içtiğimiz, deterjan, açık bisküvi, sabun ve rutubet karışımı kokusuyla, hafızalarımızda kalan, hayatımızın ayrılmaz bir parçası, bakkallar… Babacan ruhlu, dertlilerin dert ortağı, mahalledeki her şeyden haberdar, ayaküstü konuşulup sohbet edilebilen naif ruhlu sahipleriyle hayat bulan, eski zaman mekânları…

Çok yakın bir zamana kadar elinde veresiye defteriyle hemhal olan çocuklardır. Kredi kartını bilmesek de arada ailelerimizden gizli aldığımız şekerlemeleri, listenin arasına bir yere sıkıştırıverirdik. Bütçeleri sınırlı memur ve işçi ailelerinin yaşadığı mahallelerde, her bakkal veresiye defteri tutar, ay sonunda maaşını alan mahalle sakini, bakkala, kasaba terziye borcunu öder, birlik ve güvende olmanın huzuruyla evinin yolunu tutardı. Maaşını alamayıp borcunu ödeyemeyenlerin durumu da mahcubiyet duygusunun verdiği utanmayla borçlu esnafa görünmeden eve girmenin farklı yollarını bulmaktı.

Ne çok değer siliniyor hayatımızdan adına modernizm ve gelişme dediğimiz kapitalist oyunlarla. “ İsteme veresiye, dost kalalım ölesiye”, “Başımız sağ olsun, veresiye ölmüştür” gibi sözler de bakkalların bir bir kapanmasıyla birlikte hafızalarımızdan silindi. Çocukluğumda şiir gibi ezberlediğim “Veresiye veremem, arkan sıra gelemem, gelirsem de bulamam, bulursam da alamam” dizeleri, insanımızın yüksek mizah yeteneğinin ne güzel örnekleriydi. İki çift laf edilip sorunların paylaşıldığı mütevazı mekânlar, tek tek kapılarını kapattıkça her kapanan kapıda insana dair yeni bir özlem başladı. Tanıdık olmanın ve halden anlamanın yerini resmiyet ve yabancılık duygusu aldı.

Süpermarket kavramının bilinmediği zamanlarda, mahalle bakkalı, elinde bulundurduğu stok çeşitliliği açısından da takdire şayandı. Gömlek düğmesi, çıtçıt, çuval ipi, çam sakızı, tezgâh altında ve sadece bakkalın karısının olduğu zamanlarda satılan ağda malzemesi, gripin, aspirin, naylon ayakkabı, kara lastik, don lastiği,horoz şekeri, leblebi tozu gibi ürünleri bir arada bulmak mümkündü. Bunun tam tersi örneklerde yok değildi. Sokağımızın başında bulunan yok satmasıyla ünlü, bir kürt bakkalımız vardı. Yıllarca birkaç ürünle mahalleliye hizmet etmişti. Onun en büyük hizmeti belki de yaz akşamlarında bizi önüne toplayıp, saatlerce çekirdek çitleterek, çatlayana dek güldüğümüz, unutulmaz anılarımızı barındırmasıydı.

Ne yazık ki çocukluğumuzun bu tatlı hatırası mahalle bakkalları, tek tek kapanmaya mecbur kaldı ve yerini büyük sermaye gruplarının açtığı süpermarketlere, hipermarketlere bıraktı. Hala bazı sokaklarda tek tük rastlasak da onlar da veresiye hayatın son mağdurları olarak, düzen karşısında can çekişmekte…Mahalle esnafıyla birlikte mahalleli kavramı da yavaş yavaş yok oldu. Yığınlar halinde birbirimizi görmeden yaşadığımız mekânlarda, daha bireysel yalnız ve tek başına bir ömür sürmeye başladık…

Geçenlerde mahallemizin son bakkalı Şener amcanın, evinin bodrum katında kendini tavana asarak intihar ettiği haberini aldık. Bakkalında günden güne ürün çeşitliliği ve müşterisi azalınca, borç batağına giren ve çareyi intihar etmekte bulan bakkal amcanın üç gündür açılmayan kepenkleri sonsuza dek kapanmıştı… Ve içimden pişmanlıkla karışık bir ses sürekli “ONU BİZ ÖLDÜRDÜK” diyordu.

“ONU BİZ ÖLDÜRDÜK”

 

Fatma KOŞUBAŞI 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Blog'unuzun resmi komik, sonu acı olmuş:( Altmışlı yılların Türkiye'sinde benim de çocukluğum çeşitli Bakkal amca profilleriyle geçti. En sevdiğim de 63 yılı Samatya'sında Gani Amca'mdı. Bugün de mahallemizde bakkalımız var; ama sadece gazete, sigara, içki satıyor! Evinin deterjanını, zeytinini, peynirini bakkaldan alan var mıdır hâlâ, emin değilim! Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 14.02.2013 6:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 70
Toplam yorum
: 120
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 805
Kayıt tarihi
: 18.01.08
 
 

Eğitimci, yazar... Denizin Üvey Kızı ve Hayalbaz şiir kitaplarının şairi... Bilgisayar öğretm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster