Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mayıs '07

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
677
 

Veteriner hekimlerim ve hayvan dostları!

Veteriner hekimlerim ve hayvan dostları!
 

Hastaneye koştura, koştura sevinçle gidilir. Dünyamıza bir dünyalı daha katılınca, selamlamak hoş geldin demek için, bunun haricinde, herkes hemfikir! Eksik olmasınlar sayıları bol, yatakları boş olsun! Doktorları, profesörleri ilmin derinliklerin de yüzsünler, 5o1 den gelebilecek( En son keşfedilen, ona ulaşabilmek için bir faninin ömrü yetmez uzaklıkta bir gezegen) Hastalıklardan korunabilmenin çarelerini araştırsınlar, Birbirinden güzel hemşireler, iğnelerini aşı yapmak için batırsınlar, arta kalan zamanlarında saksı çiçeklerini sulasınlar!

Tüylü çocukları onlara özel hastanelere götürmek zorunda kaldığımda, sakinleşebilmem için kurduğum hayaller bunlar. İzmir’in dışında eşimin görevi icabı gittiğimiz bir ilçede büyük kayıplarımız oldu! Yörenin beyaz melekleri, suni tohumlamada, büyük baş hayvan konusunda uzmanlardı! Ben kurt kızımın bizi bırakıp gideceğini biliyordum. Evin içinde birden peyda olan petrol rengindeki sinekler ona rahat vermiyorlardı. Kovdum gitmediler, hiç acımadan öldürdüm onları. Bile, bile ameliyat etmelerine izin verdim 7 Eylül 2oo2 bir cumartesi akşamüstü. Çok ağladı Rintin Kızım 12 saat sonra toprağa verdim. O gün ve bugün değişen hiçbir şey yok ZAMAN sanıldığı kadar usta değil yaraları sarmada!

15 senedir haşır neşiriz bu varlıklarla, her kayıp bir diğerinden daha acı! Göz görmek istemiyor, ayaklar geri, geri gidiyor ya kurtaramazsa! Tanrı’nın bahşettiği yaşam süreci sınırlı, kul bunu biliyor! Yine de içten, içten küsüyor Hekim’ine. Senelerce kliniğin kapısının önünden geçmiyor. Bir müddet sonra, İzmir’de veya başka bir yerde, yeniden beyaz güvercinler uçuşuyor!

Kendi şehrinden, tanıdığın çevreden iyisi yoktur gibi gelir, öyle ya evveliyatını bilirsin, tüylü, tüysüz kanatlı kanatsız çocuklara, telaşlı tedirgin korkudan perişan ailelerine karşı sergilenen davranışlar, önemli. Sabır, anlayış bahşetmesi gerek hekimin! İşi başından aşkın olsa da, tüm ümitler Yüce’ye ve ona bağlanmış! Sorunu çözdüğünde ondan büyük yok, aksi halde “Nerede yanlış yaptı, şunu bunu da deneseydi” Akıl almaz bir çelişki!

Bizim tam üç Veterinerimiz var, açgözlülükten itimatsızlıktan değil, tedbirli olmaya özen göstermekten, Doktor Levent, evimize çok yakın, 15 yıldır bize tahammül ediyor bir telefon yeterli üşenmeden gelir, motosikletinle veya arabası ile eğer Çeşme’ de Karaburun’da değilse! Tek tabanca her yere kendi koşturur! Her seferinde ikram edecek çayı kahvesi vardır, hatırşinastır! “Ava gitmek” tasvip etmediğimiz bir faaliyet, aramızda hiçbir şekilde gündeme gelmemiş bir konu. Bilginler: etyemez çocukların zekâ düzeyleriyle ilgili kuşkuları olduklarını belirtmişler.

Kedi kız Monky bizimle yaşamaya karar verdiğinde, gönlü zengin sempatik Hekim: “Alev ablacığım madem sizler, Monky kızı kısırlaştırdıktan sonra sokağa bırakmadınız, tüm aşıları bundan böyle benden, o benim de kızım” dediğinde gönlümüz olmuştu ilgisinden ötürü. Hiçbir zaman pazarlık etmedik asla emeğini karşılıksız bırakmanın yollarını denemeye yeltenmedik.

Onun da hayatını idame ettirebilmesi için, yaptığı işten kazanç sağlaması gerekli.

Değerli diğer ikilinin, kliniği bize biraz uzakça, 24 saat açık, mütecanis(homojen) bir kadro, acil durumlarda, merhem olacak birileri karşınızda! Onlarla da tanışalı 15 yıl oldu.

Veteriner Hekim Aziz Bey! Sakinleştirici ses tonu, kararlılığı, rahatsızlık vermeyen mesafeli davranışı, “yüreğim tertemiz” diyen yüz hatları, arkada toplanmış uzunca siyah saçları, olumlu ışınlar yayan kişiliği ve her şeyden önce mesleğinin erbabı.

Veteriner Hekim Rauf Bey! Onun da saçları uzunca arkada toplanmış, sarışın. Hep düşünmüşümdür, Rauf Bey doktor olmasaydı sivil asayişte veya Interpolde olur muydu diye!

Gözlerinden fışkıran zekâ on metre önünden gidiyor, sanki veteriner hekim olarak dünyaya gelmiş.

Bu muhteşem üçlüden vazgeçemeyiz, buranın yerlilerine(Berlinde tanıdığım hayvan çevre sağlığı ile ilgili kurum ve bireylere) bizim hekimlerimiz yabana atılmaz, dediğimde:” Neden o zaman sokaklarınız terkedilmiş hasta sakat hayvanlardan geçilmiyor” sorusunu yüzüme doğru itiyorlar! “ Savunma olarak algılamayın bu bir gerçek, ahım şahım bir destek almıyorlar bir yerlerden, XY ülkelerine bir bakın yaptığınız yardımlara da, biz mutlu oluyoruz yürekten kıskanmıyoruz lâkin “AT” ye giremedik diye böyle ihmal olmaz! Kurda kuşa pasaport sorulmaz!” Eh o zaman bi düşünelim, merkez Münih’e bildirelim, şimdilik size ucuz ilaç verelim, ümidinizi kaybetmeyin listemize sizi ve İzmir’i aldık.

Beraberce merkezden başvurunuza gelecek cevabı bekleyelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazen bir sanatçı bir konser verir; "kazancımı şu çocuğun tedavisine" harcayacağım diye resimleri çıkar. Bunu kendi aklıyla yapar y da başkasının, bilmiyorum. Bildiğim, hiç hoşlanmadığım! Kişisel çözümlerle hiç bir yere varılamaz. Kurumsallaşmalıyız ki, "Çocuk Esirgeme Kurumu" gibi var olan kurumları da unuturuz. Onlara sahip çıksak ta, ara ara "dövülen, sıcak suyla haşlanan" çocuklarla gündeme gelmekten kurtulsalar. Aynı şekilde, hayvanlarımız için de öyle. Yeni yeni farklı bir bilinçle yaklaşılıyor ama... Bu arada laf aramızda, ben en çok "iri" cins köpekleri severim; Kangal örneğin. Ama bahçade.:))

derinmavi.. 
 31.10.2007 10:43
Cevap :
Çok haklısınız İzmir mavilim! Hiç bir derde deva olmak istemeyenler, bir gün dert deryasına düştüklerinde" medet diye ellerini utanmadan nasıl göğe uzatırlar! Anlamış değilim! İzmir yakınlarında bir çiftlik, sahibi sevgi anlayış dolu, sesi olgun yumuşak, tango bilen, hayatı zehir etmeyen, mavi nedir kadir kıymet bileni bulmak hiç zor değil de bir kangal nasıl bulunur ona aklım kesmiyor! Sevgiler selamlar.  06.11.2007 15:32
 

Berlinde söylenenler maalesef çok doğru. Bizim derneğimizde de gönüllü çalışan veteriner bir yabancı..iskoçyalı..Sokakta gezen hayvanları kısırlaştırıp,aşılarını yapıyor ve çalıştığı yerin temizliğini de.Tek başına...Yetiştirmek için eleman arıyor bulamıyor..o gittiğinde hayvanlar kontrolsüz kalacak...Bizde herşeyin önce parası sorulur...Sizin hekimleriniz gibi çok nadir..sevgilerimle..

Fatma Köse  
 09.05.2007 16:47
Cevap :
Cihan-ı âlem bize gıpta eder, örnek alır sözlüğümüzden “sokakta yaşayan kimsesizler” tabirini silebilirsek! Sokaklar bir yabancıya her şeyi anlatır, ayna gibidir! Evimizde ki dantelli beyaz örtüleri, temizliği nasıl görsünler? Çöpümüzü, çöp gibi fırlattıklarımızı görüyorlar! Çözümü olmayan sorun yok diyorlar Sevgili Yolun diğer yarısı! Hangi yoldan gidelim? Buyurduğunuz gibi El bize el uzatıyor, müdana etmiyoruz! Teşekkürler, Yüce: Dileklerinizi kabul etsin!  10.05.2007 3:17
 

veterinerlerde diğer doktorlarde eksik olmasınlar ve bilğileri ile dolu olarak , sevgilerel

erol aslan 
 09.05.2007 12:38
Cevap :
Çevredeki canlılar feryadı figan etmezlerse açlıktan susuzluktan sevgisizlikten, sizler gibi şairlerimizin sihirli mısralarını okurken, aklımızın yarısı onlar da takılıp kalmaz! Hekimlerimiz, Veteriner hekimlerimiz bizler için ne kadar kıymetli ise, Şairlerimiz de bir o kadar değerli! Ruhumuzun pasını silen, parlatan kimler? Sizler siniz Sevgili Erol Bey Sizler!  10.05.2007 3:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 845
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster