Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
2473
 

Veto: YSK'nın özrü kabahatinden büyük!

Veto: YSK'nın özrü kabahatinden büyük!
 

Anayasa Madde 76: ... Devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçlarından biriyle hüküm giymiş olanlar, affa uğramış olsalar bile milletvekili seçilemezler. 

YSK'nın, halen milletvekili olan Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel de dahil olmak üzere 12 bağımsız milletvekili adayını veto etmesinin Anayasa'nın 76. maddesi gereği hukuki olduğu görülmektedir. 

Ancak bu kararla beraber oluşan soru işaretleri kuşkulara sebep olmuş ve karar açıklanır açıklanmaz da siyasi olarak yorumlanmaya başlanmıştır. 

Tabii ki soruların başında Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel ile ilgili olanı gelmekteydi. Çünkü onlar önceki dönemde vetolanmamışlar ve milletvekili seçilebilmişlerdi. 

22 Temmuz seçimlerinde olmayan veto şimdi nereden çıkmıştı?. 

Sebahat Tuncel'in mahkümiyet kararı milletvekili seçildikten hemen sonra adli siciline işlenmiş... 

Peki Gültan kışanak'ın durumuna ne demeli? Gültan Kışanak'ın veto kararına dayanak olan mahkümiyetinin ta 1980'li yıllara dayandığı görülmektedir. Yani yeni bir mahkümiyet söz konusu değildir. 

Efendim, kızlık soyadıyla mahküm olmuştu da, o zaman atlamıştık, şimdi tespit ettik! 

"Özrü kabahatinden büyük" derler ya, işte bu tam da bunun karşılığıdır. 

Milliyet yazarı Derya Sazak'ın dediği gibi bir bankada basit bir işlem yaparken bile kızlık soyadı sorulurken, milletvekilliği gibi çok önemli bir görevle ilgili nasıl böyle bir araştırma yapılmaz? 

Tabii ki bir kastın olup olmadığını bilemiyoruz, ama büyük bir görev ihmalinin olduğunu bizzat ilgilileri itiraf etmektedirler. 

Bir ihbar üzerine YSK'nın böyle bir karar verdiği iddia edilmektedir. 

İhbar üzerine YSK üyelerinin başka bir karar vermeleri ya da görmezden gelmeleri hukuka aykırı olurdu. 

Ama ihbar gelmeden de YSK, milletveki adaylarının Anayasa'nın aradığı şartlara uygun olup olmadığını araştırabilmeliydi. 

22 Temmuz seçimlerinde aynı işlem yapılmış olsaydı, bugün böyle bir problem yaşanmayacaktı. Büyük bir ihtimalle hukuki durumları uygun olmayan kişiler adaylığa soyunmayacaklardı bile. 

Şimdi büyük bir kargaşa çıktı... Seçimlerin boykot edilmesinden bahsediliyor... BDP tabanında da büyük bir öfke ve kızgınlık oluştu; bu vesileyle sokaklar karıştı... 

Karar hukuka uygun ve hukuki bir karar ama sonuçları siyasi olacak. 

Karar açıklanır açıklanmaz BDP yetkilileri iktidarı suçladılar. Oysa durumdan en çok rahatsız olan iktidar olmalı. 

İktidar Anayasa'yı değiştirseydi! 

Peki özgürlükler getirecek, bu arada BDP'nin de önünü açacak olan Anayasa değişiklik paketi gündeme geldiğinde, BDP neden "hayırcılar kulübü"ne dahil olmuştu? 

Biz, o zaman bu çelişkiye dikkat çekmiştik ve yazılarımızda da işaret etmiştik. 

BDP, bir suçlu arıyorsa eğer, önce bir özeleştiri yapmak zorunda. 

Ama esas özeleştiriyi yargı yapmalı... 

Büyük bir yargı skandalı ile karşı karşıyayız. 

Vicdanları rahatlatması, yaraları sarması beklenen yargı, verdiği kararla, pamuk ipliğiyle bağlı olan toplumsal düzenin bozulmasına ve çatışmalara zemin hazırlanmasına neden oldu. 

YSK'nın bu kararının BDP mağduriyetine sebep olduğu açıktır... 

Toplumumuzun mağdura sahip çıktığını düşünecek olursak, seçimlere katılması halinde BDP'nin çok daha başarılı bir sonuç alacağı kaçınılmazdır. 

Eğer bir kasıt varsa, buna sebep olanlar bu sonuçları da öngörmüş ve istemiş olmalılar. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

YAZINIZ GERÇEKLERİ DİLE GETİRİYOR.ORTADA TESPİT EDİLMİŞ BİR SUÇ YOKSA TAHMİN VE ZANLARA GÖRE İNSANLAR YARGILANAMAZ.SENELER ÖNCE HATA OLUŞMUŞSA BEDELİNİ NİYE KİŞİLER ÖDESİN?

Kerim Korkut 
 19.05.2011 8:22
Cevap :
Yorum için teşekkür ederim. Selamlar...  19.05.2011 14:27
 

önceliqle siyasi partilerin aldıgı kararları iyi okumanız gerekir. Birincisi, BDP hayırcılar cephesinde asla olmadı. ikincisi de BDP referandumu boykot ederken aynen bunun olacagının sinyallerini verir gibiydi cunqu tam demoqratik bir anayasa isteniyorsa seçme seçilme hakkı ve seçim barajı ile ilgili maddeler ile siyasi partiler hakkındaqi maddelerin degistirilmesi referanduma getirilen maddelerden daha elzemdi ve bu çerçevede referandum beqlenileni karsılamıyordu.. yazınızda belirttiginiz gibi tersten soyleneceqse BDP bugunleri biliyordu ve onun icin ısrarla o maddeler icin bastırdı ama iktidar partisi bu konuda hicbir girisimde bulunmadı... Bu sebepten dolayı simdi de iktidar ve iktidar yandasları kalkıp sucsuz degiliz demesin..

Habip DEMIRHAN 
 19.04.2011 22:50
Cevap :
Partilerin aldıkları kararları çok iyi okuduğumu sanıyorum. Bu doğrultuda, birçok riskleri göze alarak ilk defa Kürt açılımını gündeme getiren ve uygulamaya koyan partinin de iktidar partisi olduğunu görüyorum. Bütün politikalarını etnik bir yapı üzerine kuran, her fırsatta Kürtlerin haklarını savunduğunu söyleyen BDP'nin bundan mutlu olması gerekirdi. Açılıma Habur'da neden pusu kuruldu? Herkesin samimi olması, karnından konuşmaması gerekir. Boykot adı altında aslında "evet"in boykot edilmeye çalışıldığı, bu uğurda baskı uygulandığını sağır sultan biliyor. Saygılar...  20.04.2011 11:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3285
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster