Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1731
 

Viagra aslında, sertleştirmek için tasarlanmamıştı

Viagra aslında, sertleştirmek için tasarlanmamıştı
 

Nice muzdaribi, nice dertliyi sıkıntısından kurtaran, şöyle kocaman bir oh dedirten, son yılların efsanevi ilacı “Viagra”, aslında koskoca bir fiyaskoydu. Damar sertliği hastalığının tedavisinde, yani sertleştirmenin tam aksine yumuşatmak amacıyla kullanılmak üzere, uzun süre üzerinde çalışıldı, hatta lansmanı da yapıldı ama çok başarısız bir ürün olarak bir köşede kaldı.



Böylesine ciddi bir başarısızlık hikayesinden ise hepimizin çok iyi bildiği müthiş bir başarı öyküsü ortaya çıktı. Piyasaya sürüleceği günü sabırsızlıkla bekleyen yüz binlerce dünya vatandaşı vardı. Ve üretici firmaya azımsanamayacak ölçüde devasa getiriler sağladı.



Hayat aslında çoğu zaman böyle değil mi? Tam bitti derken yeniden başlayan, tam soldu derken tomurcuk tomurcuk tekraren açan, tam ağladı derken çocukça gülümsemeye duran nice olay, nice kişi, nice hikaye yaşandı, yaşadı, geçti başımızdan.



Meşhur Arap atasözü “şafak, gecenin en karanlık anında söker” diyor ya. Ne kadar da doğru, ne kadar da yerinde değil mi?



Hayatın, perde perde oynanan bir tiyatro oyunu olduğunu ve hepimizin sahnede doğup, sahnede yaşayıp, sahnede öleceğimizi unutmamak gerekiyor galiba.



Bir yıldan fazla bir zaman oldu. Bu sayfalarda yazdığım ilk yazılarımdan birinin başlığı “Ne Mutlu, Perdesi Ölene Dek İnmeyenlere” idi. Perde mutlaka inecek. Bunun kaçarı, kurtuluşu yok. Belki gencecik bir fidanken kopacağız sevenlerimizden ve sevdiklerimizden. Belki ardımızda yetim-öksüz sabiler bırakarak gideceğiz. Belki koskoca bir çınar gibi ayakta ölecek, belki de yatağımızla sırdaş olarak tavanlara nazar edeceğiz yıllar boyunca.



Yaşananlar bize kalacak. Yaşayamadıklarımız ise T hesabının sağ tarafına. Bu dünyadan kimse borçlu gitmedi. Borçlu ölenlerin de alacağı vardı yaşamdan, borçlarını ödemek adına.



Yıkılmışlıklarımızda, çökmüşlük ve yaşamak envanterinden düşmüşlüklerimizde, bizi dimdik ayağa kaldıracak en güzel örneklerden biri “Viagra”dır. Hiçbir şey için yılmamak, en kötü sonuçlardan müthiş başarı hikayeleri çıkarılabileceğinin farkında olmak gerekli. Hissetmek gerekli umudu. Lime lime edip, hücre hücre yaşamak gerekli mücadeleyi, direnişi ve kurtuluşu.



Hani şair diyor ya o muhteşem şiirinde: “Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat.” Her ikisi de su. Her ikisi de iki tane hidrojenin, bir tane oksijene aşkından doğan yavru. Hayat da böyle işte. Birileri iniyor, birileri çıkıyor denge böyle kuruluyor. Hep çıkmak nasıl imkansızsa, hep inmek de kader değil. Galiba bunu bilmek gerekli.



Dilerim ki perdemiz inene kadar, indiğimiz her yokuşun bir çıkışı olduğunu unutmadan oynarız bu muhteşem ve alkışsız tiyatro oyununu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

nerden nereye bağladınız konuyu çok hoş elinize sağlık sevgiler

Zadig 
 05.07.2007 2:10
Cevap :
Teşekkür ederim Mustafa Bey. Sağlıcakla kalınız.  06.07.2007 0:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 910
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3688
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster