Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '19

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
33
 

Vicdan, Hakkaniyet, Sağduyu...

17 Eylül tarihi belki siyasetle ilgilenmeyenler için sıradan bir günü niteleyebilir. Ama... Ben de bugün öğrendim…

17 Eylül, DEMOKRAT PARTİ lideri ve döneminin başbakanı merhum Adnan MENDERES’İN ölüm yıldönümüymüş.

Türkiye olarak yıllardır Adnan Menderes’in idamının ayıbını ve acısını yaşamaktayız.

--------

FAKAT...

Sayın Adnan Menderes’in üzerinden siyaset yapmak, Adnan Menderes ile özdeşleşerek, siyasal rant elde etmek pek ahlâki olmuyor.

1960 ihtilali de... 1972 muhtırası da... 1980 ihtilali de... 28 Şubat... 27 Nisan...

Tüm bu demokrasiyi baltalamaya yönelik teşebbüsler, sadece siyasal kültürümüzde ve siyaset kurumunda “onarılamaz” acılara ve sıkıntılara neden olmakla kalmamış...

Toplumumuzun psikolojik olarak büyük bir travma yaşamasına da neden olmuştur.

---------

BUGÜN...

Bazı yazarlar, 1960 darbesi ile 15 Temmuz hain darbe girişimi arasında paralellikler kurarak, Sayın Erdoğan’ı Adnan Menderes gibi “kurban” vermediklerinin ve vermeyeceklerinin üzerinde durarak...

TAKSİM GEZİ PARKI EYLEMİNİ “ötekileştirerek” toplum nazarında itibarsızlaştırmaya çabalıyor.

Evet...

Geçmişimiz, demokrasi sicilimiz, lekeli ve kanlı!

Demokratik olgunluğa erişine dek büyük acılar çektik, yine çok büyük kayıplar yaşadık.

----------

Gerçekten de şöyle bir bakıldığında...

Sayın Erdoğan, 27 Nisan e-muhtırasında da, 15 Temmuz hain darbe girişiminde de “dik” durarak, halkına “dayanak” olmuştur.

Evet...

Askerî vesayetle ve yargı vesayetiyle Sayın Erdoğan, hükümetleri dönemlerinde büyük mücadele vermiştir.

Yalnız...

Bazı şeyleri yerli yerine oturtmak gerekiyor. Her şeyden önce, Sayın Menderes ve Sayın Erdoğan’ın siyaset ettikleri dönem ile siyaset koşulları çok farklıydı...

Asker ve ordu siyasete müdahil olma bağlamında çok güçlüydü.

Bugün, AK Parti hükümetleri, yaptıkları anayasa değişiklikleriyle olsun, kanunlarla olsun...

Askeri, demokrasi ve siyaset alanından uzaklaştırdı. Üstelik Sayın Erdoğan, yürürlüğe konan siyasal sistemle devletin üzerinde tam anlamıyla güç temerküzüne gitmiştir.

Artık ikililik yaratmayalım. Adnan Menderes de bizim için kıymetli bir siyasetçi idi... Sayın Erdoğan’ın şu son 17-18 yılda siyasetimize vurduğu damga inkâr edilebilir mi? Ama, sadece bir taraftan gelişmelere bakarak, toplumsal barışa ve huzura ulaşılamıyor.

Özgürlük, hürriyet ve insan hakları talep eden kesimleri de “terörist” ilan etmek, toplum indinde bu kitleleri “ötekileştirmek”, sırf Taksim Gezi Parkı eylemlerinde “bir tavır” koyduklarından ötürü bu insanları yok saymak...

Sadece ve sadece toplumumuzun huzuruna ve barışına vurulan bir darbe olur.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Hemşehrim Erhan Bey, emek vermiş bir yazı yazmışsın. Biz de bilgilerimizi tazeledik ama ben bir yorum yapmayayım. Konjonktür müsait değil, hem de her şey açık ve net değil. Gün gelir gerçekleri öğreniriz, ömrümüz kafi gelirse. Kalemine ve yüreğine sağlık. Selamlar.

Dr Atanur Yıldız 
 18.09.2019 10:55
Cevap :
Değerli Atanur Yıldız Beyefendi, her şeyden önce yazıma gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederim... Ancak, ilavelerinizi, eksikliklerimizi, sizlerin yapacağı katkılarla kapatabiliriz... Umarım, yazdıklarımda bir hata, birilerini üzecek şeyler yoktur... Tekrar teşekkürlerimi belirtir, sağlık ve esenlikler dilerim.  18.09.2019 12:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 341
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 72
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster