Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Kasım '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
651
 

Vicdan olmadan ahlak olur mu?

Vicdan olmadan ahlak olur mu?
 

Necip Fazılın güzel bir yorumuyla başlamak istiyorum:

Üstadımız İslâm ahlâkının bin bir sütun üzerinde duran ahlâk çatısında dört ana direği, ihlâs, aşk, fedakârlık ve merhamet diye göstermiştir. Sade şunu bunu değil, ruhun ve hakikat merkezinin bütün topoğrafyasını getirmiş olan İslâm, iyi ahlâkı ruhta, kötü ahlâk da nefiste oluştuğuna göre, bu dört esas, ruhu pırıldatmak ve nefsi dizginlemekte en tesirlileri olduğunu dile getirmektedir.

21. yüzyılda ahlaki bir çöküntü içinde olduğumuzu göz ardı edemeyiz. Ahlaksızlığı bir özgürlük olarak savunan insanların içinde bulunduğu bir toplumda yaşıyoruz. Ben bu iç çatışmayı ortak bir ahlak yargımızın olmamasına bağlıyorum. Yapılan bir açıklamada karma öğrenci evlerinin ahlaki yozlaşmaya sebep olduğu söylendi, bu haberden sonra birçok sanatçımız ve yazarımız ve çağdaşlarımız bu açıklamayı özel hayata müdahale olarak yorumladı. Acaba özel hayat dedikleri şey neydi?

Evet özel hayat dediğimiz batılılaşma, yozlaşma, ahlaki çöküntü bunların hepsini içine alıyor sanırım…

İçişleri Bakanı Muammer  Gülerin bir açıklamasını paylaşmak istiyorum: Rezidans ve apart tarzı evlerde fuhuş yapıldığı operasyonlarla tespit edildi. Günübirlik kiralanan evler ve illegal örgütlerin kullandığı evlere yönelik çalışma içindeyiz. Hukuki boşluk varsa gerekli düzenleme yapılacak. Özel hayata yönelik herhangi bir müdahale yok.

Toplumun huzurunu tehdit etme söz konusu hala mı özel hayat?                             

Gerçekçi olalım objektif olalım çağdaşlık oyunu oynamayalım. Ateşle barut yan yana geldiğinde olanlardan kimse kendini sorumlu hissetmiyor intiharlar, gencecik yaşta biten hayatlar, tükenen umutlar ve hepsinden çok daha önemlisi öldürülen bebekler…

Türkiye daha yeni Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde gayri meşru ilişkiden doğan bebek cinayetiyle sarsıldı ne çabuk unuttuk?

Değerli büyüğümüz İhsan Şenocak’ın konuyla ilgili bir yorumunu paylaşmak istiyorum:

Namahrem bir kadınla erkeği, öküzle inekten ayıran en temel özellik ikametgâhların da ancak nikâhla bir arada olabilmeleridir.

Bence hukuki bir dayatmadan ziyade halkımızın böyle bir sorunu kendi vicdanları içinde çözeceği kanaatindeyim.

Bir hadis ile devam etmek istiyorum: Müslüman kadınlar ve erkekler bunu çok iyi bilmeli ve bilinçli bir şekilde uygulamalı, bir erkekle bir kadın yalnız olarak bir araya gelirlerse mutlaka onların üçüncüsü şeytandır.

Üstadımız Necip Fazılın İdeolocya Örgüsü adlı eserinden aldığım ‘Ahlâk Yaralarımız’ başlıklı yazısından bir bölüm aslında bulunduğumuz durumu tam anlamıyla özetlemektedir…

‘’Bir kadın ve bir erkek arasında, Allah aşkı ve Allah bağiyle sımsıkı kementli olarak birbirini sevmek ve birbirinin olmak gibi en aziz, en kutsî ve en mahrem aidiyete vesile teşkil eden hâdisenin, herkesle herkes arasında umumî ve hayvanî bir iştirak ifade etmesi… Manzara: Tek koğuş çerçevesinde, hem de elektrikler açık olarak bütün cemiyete şâmil bir “mum söndü” âlemi… Çünkü: artık ruhlar hiçbir mukaddese yataklık edemeyecek kadar pörsümüştür.’’

Hoşça kalın, dostça kalın, sevgiyle kalın…

twitter.com/muhammeddede

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 734
Kayıt tarihi
: 28.05.13
 
 

Okur-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster