Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '21

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
42
 

Vicdanı Olmayanlar Zararlıdır

Bir insanın bir başkasından daha üstün meziyetleri olabilir ama üstünlüğü yoktur. İnsanlar arasında sadece farklar olabilir. Üstünlüğün onuru varlığının sahibi yaratana aittir. Bizim yapmamız gereken bu meziyetlerin hakkını vererek yaşamak, mütevazi olmaktır. Başkalarından üstün olmaya verilen önem egoyu, eski halimizden üstün olmaya verilen önem de ruhu geliştirir. Kıskançlık ve hasetlik duygularını sürekli olarak besleyen insanlar en büyük cezayı kendilerine veriyorlar aslında.
 
 
 
Dürüst, ahlaklı, kimsenin parasın da, pulun da, mutluluğun da, aşın da, işin de, eşin de vs. gözü olmayanlar, kimseyi güzelliğinden dolayı kıskanmayanlar, fesatlık gütmeyen, kötülük nedir bilmeyen, empati yeteneği gelişmiş, vefalı, yardımsever, pozitif, hoş görülü, anlayışlı, iyilik, güzellik, jest ve sürpriz dolu kişiler hayatı kolaylaştıranlar, üstün kişilerdir. Duygusal zekası yüksek, akılcı insanların üstünlüğünü görmek anlamak örnek almak gerekir. Yalancı, fesat, kıskanç, iftiracı, güvenilmez, kompleksli, cahil, aptal, görgüsüz, patavatsız, edepsiz, nankör ve ahlak yoksunu kişilerin hiç bir üstünlüğü yoktur/olamaz da. Kısa vade oluşları olur olsa dahi. Sonra taşlar oturur yerine. Herkes layığını bulur. Hayat döngüsü bu şekildedir. Egosuna yenik düşen sen, ben davasından kurtulamaz. Bu insanların kendi tekrarları usandırıcı ve bıktırıcıdır. İstedikten sonra bizler/herkes böyle olabilir. Marifet kendin de olanları dışarıya vurabilmekte. İletişim meselesi. Radyo sinyalinin bile hızı vardır. Işık hızı bile bazı durumlarda yetersiz kalır. Egosu tavan olanların duyduğunu, okuduğunu anlama kapasitesi çok düşüktür. Onlar da hızı Wrap hızına çıkarmak lazım. Belki etki eder, denemek lazım sonuçları görmek için :) Kafanıza takarsanız, gücünüzü onlara verirsiniz, siz güçsüzleşirken onlar sürekli güçlenir. Kendi düşüncelerimizle önce savaşalım, her ağzı düşünmek kafa yorar. En güzeli kimseyi kafaya takmadan  yaşamak, mutlu olduğun şekilde yaşamak. Dün karşılıksız çektir onu unutalım, yarın bir senettir fazla güvenmeyelim, bu gün sahip olduğumuz nakittir, onu da güzel kullanalım. Nasıl mutlu oluyorsak öyle yaşayalım. Ama saygı ve sevgiyi unutmadan.
 
İnsanlar da, toplumlar da barışçıl değil kavgacı olmanın peşindeler. Sevginin değil nefretin peşindeler. Dünyayı çekilir değil çekilmez yapmanın peşindeler. İyi olmanın değil nasıl kötü olurumun peşindeler. Fitne ve fesatların çarkı nasıl dönecek derdini atsalar aslında bütün insanlar iyisiyle, kötüsüyle bir birine muhtaçlar/muhtacız. Ne kadar insan o kadar ego. Kişilikleri oturmuş insanlarda ego olmamalı. Ego tavan yapmış bananecilik anlamsız. Sonra da sorguluyoruz? Toplum neden öyle, neden böyle. Mutsuzluklardan keyif alıp, mutluluktan haz etmeyen kişiler, diğer bakış açısıyla başkalarının mutsuzluğu ile mutlu olan ve bununla beslenen insanlar ciddi travma yaşayanlardır. Kendisiyle özgüven problemi olan, mutluluğu paylaşmayı bilmeyen insanların törpülenmemiş egolarıyla ilgili sorunlu bir ruha sahiptirler. Hem iş, hem de aile hayatında bu insanlarla aynı ortamı paylaşmak zorunda kalan insanlara Allah yardım etsin. Fesat insanlar içlerin de kendisi ile savaşan insanlar. Kişilik bozukluğu olan, egosu yüksek, karakteri zayıf insanlar bu düşünceye sahiptir. Kendi eksikliklerini ört pas etmek için saçma sapan çabalara girişirler. Aksine o çabaları iyilik, mutluluk için harcasa belki de kendisi için doğru olanı bulabilecekler. Mutluluk, huzur, zeka, bilgi, görgü, ahlak, seviye, duruş vs. parfüm gibidir. Kendine sürmezsen başkalarına bulaşmaz. Ben hiçbir zaman kimseye ah etmem. İyi ve kötüyü de unutmam yapımdan dolayı. Kırıldıysam bir daha dönüp arkama bakmam. Dostluklarımla alakalı olarak bu yaşıma kadar kimseyle kötü olmadım. Kalp kırma, iyilik yapamıyorsan bile hiç değilse kötü olma. Bizim alışkanlığımız çamur at izi kalsın. Meyve veren ağaç taşlanır vs. Atasözlerimiz de delilidir. Eleştireceklerine bir cana iyilik yapsalar veya yapana bulaşmasalar. Kimseye kendimizi anlatmamız gerekmiyor. Bilen biliyor, bilmeyen bilmese de olur. O yüzden ruh hastaları için kafanızı/kafamızı yormayalım.
 
 
 
HÜLYA ÇAKICI 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 820
Toplam yorum
: 259
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 546
Kayıt tarihi
: 19.12.15
 
 

Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi ve Akdeniz Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakültesi ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster