Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Vicdani ret…

En insanca bir duygu, bir düşünce, yaşam şekli: “Bir başka insana zarar veremem!

Gerekçe savaş dahi olsa! Bu nedenle vicdanım rahat olamaz ve askerlik yaparken eğer ki öldürmem gereken bir durum olursa bunu başaramam! Milletime istemeden zarar veririm, lütfen beni bağışlayın!...”

Vicdani reddin açılımı budur!

Sokaklarda yerlere tükürmeyen, bir elinin baş parmağını burnuna götürüp de yol ortasında sümkürmeyen; efendime söyleyeyim, gördüğü her kadını taciz etme hevesine düşmeyen, tecavüz gibi; bazı coğrafyalarda pek sıradan olan eğilimlere asla ve asla yeltenmeyen kültürlerin pek iyi bildiği bir kavram.

Çok insanca!

Kadınlarına el kaldırmayan, boşanmak isteyen kadınlarını sokak ortasında delik deşik etmeyen toplumların en insani hakkı!

Nasıl yapar da vergileri ödemeyiz diye düşünmeyen insanların yaşadığı toplumlardan söz ediyorum; jeton yerine buzdan jeton üretenlerden değil!

Mesela, töre öyle buyurdu diye kız kardeşini öldüren biri sırf askere gitmemek için vicdani ret isteyebilir, hüküm giymediyse eğer…

Yani, bu tarz hükümlüler için bir düzen olacaktır elbet; olmazsa hangi vicdan diye sormak lazım!

Gündemden bir türlü düşmeyen Türk, Kürt ayrımı söz konusu!

Bir Kürt çıkıp da, “Türk ordusunda asker olarak görev almam vicdanen mümkün değil!” dediğinde ne olacak?

Hoş, zorunlu olarak askerliğini yaptığında yarar mı, yoksa, zarar mı verdiği vereceği de ayrı bir konu!

******

Pek insanca, pek akıllıca olan durum yeterince insan olmayı başaramayan, yeterince aklını kullanamayan toplumlar için standart dışı bir giysi olup da, fazla bol gelebilir mi?

Korkum bu!

Hani, bir takım kararlar çıkıyor, bir takım kişiler gayet güzel yararlanıyor, bazılarına gelince “Dur!” deniliyor da, hani vatandaş dumura uğruyor!

Mesela, maaş ayarlamaları memur kesimine yansıyamadı! Üst düzeylere yönelikti, alt düzeydekiler havasını aldı!

******

Daha önce de yazmıştım: Devleti yönetenlerin hiç birinin ciğeri terör katliamları nedeniyle yanmadı! Şehit olanlar, zira, hep garibanlardı!

Hal böyle olunca, hangi gariban aile çocuğunu askere göndermek ister?

Delikanlı istese de, “Bak, bilmem kimin oğlu öldü gitti, ben seni ölesin diye yetiştirmedim ki!” diyen analar-babalar olacaktır! Yani, bir oğul anası olarak kaygılarını anlamamam mümkün değil!

******

Zorunlu bir gündem, kol kırılıyor yen içinde kalıyor; AİHM’e ne kadar doğru bilgi aktarılıyor ülkemiz hakkında? Avrupa ülkeleri içinde yer alacağız diye Güldünya’lar, Güldünya’nın yedi yıl sonra töre cinayetine kurban giden sevdiği raporlanmıyordur, herhalde!

Yoksa; niye zorlasınlar bizi vicdani ret için?

Vicdanın olmadığı bir ülkede normal şartlarda işler mi ki bu mekanizma?

******

Gönül istiyor pek medeni olalım, şartlar el vermiyor!

Bana, sana değil, Doğu ille de kan istiyor!

Kızının bekaret kanını görmek istiyor!

Namusu onura değil de,  kana endeksliyor!

Onuru kan!

Ve de para!

İnsani değer namına bir nebze taşımayanların “Vicdani ret” den dolayı askerlikten yırtmalarını; kazandıkları zaman zarfında bir-iki kişinin daha canını alabilecekleri bir coğrafyadayız!

******

Gerçekten naif olan insanlara oluyor, ne oluyorsa…

******

Oğlumu yetiştirirken şiddetten uzak olması için elimden geleni yaptım!

Hatta, anaokulunda dayak yiyerek geliyordu Barış’tan; ısrarla şiddet yerine konuşmayı tavsiye ettim diye bir ton azar işittim eski kocamdan; oğlum da suçladı yeri geldiğinde: “Anne, keşke sen de vur ona deseydin!” diye…

Babasını dinlediğinde, acayip bir özgüvenle gelmişti eve!

“Bu kez ben Barış’ı dövdüm!” diye…

******

Kurtlar sofrasına kuzu ikram ediyor gibiydim, ne yalan, ben de korkmuştum bir aralar; düzenin üstesinden gelen bıçkın, bencil, empatiden yoksun bir çocuk yetiştirsem daha mı iyi olurdu diye!

Yıllar gelip geçtikçe, doğru yolda olduğumu anladım!

Oğlumdan kimseye zarar gelmez! Kimse de inanmadığı bir şeye inandıramaz!

Kişiliği tam oturmamış gençler hedef alındı hep: Din ile beyinleri yıkandı, en azından yirmi yıldır, on yaşındaki çocukların; dağlara çıkartıldı aynı yaştaki başka çocuklar Kürt’sün, Kürt kalacaksın! Denilerek!...

******

Bu ülkede anneler ve babalar çocuklarını sevmiyorlar diyorum; sevseler kendi kızlarını kendi oğullarına vurdurmazlar!

Töreye karşı durmak bu kadar zor mu?

Akraba evliliği sonucu sakat doğacak bebeklerin olduğunu bilerek, sırf tarlalar, araziler başkalarına gitmesin diye ille de akraba çocuklarını evlendirmek vicdana ve de sevgiye sığar mı?

******

Kol kırılıp da yen içinde saklanan gerçekleri bilse AİHM, önce başka yaptırımlar konusunu öne alır!

Çok insani bir yaptırım, yani vicdani ret, maalesef, bizim toplumumuzda fazlaca kötüye kullanılacak!

Aynen kola makinelerine atılan buzdan jetonlar gibi!

 

gulgun_2006@hotmail.com

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vicdani red. Kısaca askerlik yapmamak. Askerlik yapmamayı hiç bir zaman anlamadım ve anlayamayacağım. Askerlik şerefli bir görev. Türk ordusu bugüne kadar diğer ordulardan ayrılmıştır. Askerlik para kavramından uzak bir vatan savunması ve İslami inançlara göre de size saldırı anında savunma yaparken şahadet şerebetini içmeniz şehitlik mertebesini getirir. Asker bir kınalı kuzudur. Saldırmaz ama göğsünü siper ederek gerekirse savunur. Herhalde artık askerliğe bakış açısı toplumun dejenerasyonuyla birlikte değişti. Çanakkale kınalı kuzuları olmasa idi acaba bugün bu yazıları yazabilir miydik. İstiklal savaşında bazcılar kardeşler Allah Allah nidalarıyla savunmuşlardır. Asker savunandır. Savunmanın istenmemesi ise abestir. İşte kısaca bu nedenlerle vicdani red yanlıştır. Savaşlar topla tüfekle kazanılmaz. Irak'ta, Afganistan' da olmadığı gibi. Savaş insanla kazanılır. İnanan ve kendini savunan,asla başkasına saldırmayı hedef haline getirmeyen insanla kazanılır. Saygılar...

hssensoz 
 17.11.2011 20:25
 

Oğluna hak veriyorum. Çünkü insanlar artık öyle duyarsız ki şiddet kullanılmadıkça hiçbir şey çözülemiyor. Özellikle de küçücük çocukların azar işittiklerinde utanacağı yerde karşılık vermeleri insanı çileden çıkarıyor. Onlara laf söyleyince de biz kötü oluyoruz. İki yıl önce benim yaşadığım olayı hatırlarsın. Bu vicdani ret için yoğunluk olacağı kanaatindeyim. Ama başvuranların yarıdan çoğunu duyarlı ve vicdanlılar değil fırsatçılar oluşturacak. Sağlıcakla...

Asi Güvercin 
 16.11.2011 8:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1270
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster