Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '14

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
321
 

Vicdansızlar bulunuyor ama "sosyal vakalar" sürekli artıyor.

Vicdansızlar bulunuyor ama "sosyal vakalar" sürekli artıyor.
 

milliyet com.tr.den alınıp düzenleme yapılmıştır.


30 Ocak 2014 günü Mersinde ormanlık alanda çöp yığınlarının önüne bırakılan tahminen bir haftalık bir erkek bebek cesedi bulunmuştu.

Polisin yaptığı araştırmalar sonrası ölü bulunan erkek bebeğe ilişkin kamu ve özel hastanelerin doğum kayıtlarındaki incelemede; 25 Ocak 2014 de bir erkek bebeğin dünyaya geldiği ve doğumunda kayıtlara "sosyal vaka" olarak girildiğinin tespitinden sonra bu olayın faili olarak doğumu yapan anne Ankara da ve onun iddiasına göre babası olan erkek de Mersinde yakalanmış.

Hazırlanan soruşturma dosyası ile Mersin Adliyesi’ne sevk edilmiş. Adli süreç başlamış.

Bu ve benzeri olaylar vicdanları yaralayan ve bunu yapan(lar) şayet insansa bizleri insan olmaktan utandıran olaylar.

Burada önemli bir kayıt var. Tırnak arasında büyük harflerle yazılması gereken ve ayrıntı gibi gözüken "SOSYAL VAKA" gerçeği...

Sebebi ne olursa olsun çok arttı bu sosyal vakalar...Azdı adeta!

Haberde süreklilik kazanan bir vaka var ve yine sosyal...Şimdi hastanede kayıt defterine o yazıyı yazan kişi bu sosyal vakayı nereye bildiriyor?

Vakada rol üstlenmesi gereken ebeveyne mi?

O yerin güvenlik kuvvetlerine mi?

Mahallin muhtarına mı?

Kaymakamlık bünyesinde oluşturulmuş sosyal dayanışma vakfına mı?

Bir yerlere bildirilmiş olsa bile sonuç hep "HİÇ KİMSEYE" diye çıkar...

Çünkü "SOSYAL VAKA" uzmanlık işidir.

Bir şekilde kendisi yardıma muhtaç ebeveynle, işi başından aşkın polisle, mahallinin ve kendisinin sorunlarıyla uğraşan muhtarıyla, sosyal dayanışma vakfıyla halledilemez.

Toplumlarda sosyal vakalar biliriz ki hep onulmaz yaralar ve kangrenler oluşturur.

Peki bu tür sosyal vakaların olmasını kim önleyecek?

Elbette devlet!

Onun anayasasında sosyal hukuk devleti olduğu yazılı...

O halde vaka onunda vakası.

"SOSYAL VAKALAR" çözülmek için uzun uğraşlar ister!

Tıpkı kendisinin meydana geldiği sürecin uzun bir ihmalkarlık süreci olduğu gerçeği gibi...

Artık devleti yöneten hükümütlerin, yerel yönetimlerin bünyesinde sosyal alanda inceleme, önlem alma, gerekli eylemleri yerine getirerek "SOSYAL ÇÖZÜM" merkezleri ve o merkezlerde faal olarak  " SOSYAL ALAN MEMURLUĞU' NU" oluşturma zamanı çoktan geçti.

Sosyal hukuk devletinde yaşamak isteyen milletin ortak sorusu şu ; acaba kayıtlara " SOSYAL VAKA " yazısı düştüğü an ne zaman yerinde müdahale yapılacak?

Ve ne zaman bu tür olaylar vicdanları sızlatmayacak?

Halil Güven (Sökeli) bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşin boyutu Sosyal-Vakadan,Sosyal- Ahlaksızlığa geçti.Nereye doğru gittiğimizi oturup düşünmek lazım.Neden mi.Çünkü hepimizin kızı yada oğlu var.ailelerin çocuklarını Koruyup kollaması lazım.3 yada 5 çocuk yapmak beceri değil,Teşvik etmek de marifet değil.Onları insan gibi yetiştirip topluma kazandırmalıyız.Bu konuda söylenecek çok söz varda.Selam ve sevgiler.

çalıkuşu 
 08.02.2014 14:34
Cevap :
Sözlerin bittiği yerdeyiz diyorsunuz. Hep aklıma "Böyle gelmiş böyle gidecek, korkarım..." diyen Erkin Koray geliyor. Saygılarımla   08.02.2014 17:40
 

Yorumuma verdiğiniz cevabı okudum. Tekrar sayfanıza döndüm. Bu evrede bir arkadaşımın uyarıları çerçevesinde engelli park yerleri dikkatimi çekiyor. Bugün bir AVM ye gittim. Girişte bir arabanın engelli yerine koyduğunu fark ettim. Baktım engelli değil. Acelem olduğu için durup uyarımı yapamadım. İşte benim anlattığım duyarlılık burada. Devlet tabi ki bu konuda cezaları arttırmalı ve yapmadığı denetimi yapmalıdır. Önce toplumsal duyarlılık önemlidir. Mesire yerine gidin pislikleri görürsünüz neden insanlar duyarsızdır. Devlet duyarlılığı ve kişisel duyarlılık paralel gitmelidir. Benim ülkemde iki duyarlılık yoktur.Saygılar..

hssensoz 
 03.02.2014 20:47
Cevap :
Hocam devlet bütün organları ile sosyal alanın tüm bölümlerinde (eğitim, sağlık, güvenlik vb.) gerekli ve etkin tedbirleri alarak yaşamın huzur içinde devamını sağlamak zorundadır. Meydana gelmiş olan eksikliklerde de gerekli yasal ve uygulayıcı tedbirleri almak zorundadır. Yani eksiklikleri yerinde müdahalelerle gidermelidir. İşte bu ve benzeri "SOSYAL VAKA" larda da benim yazımda bir yol gösterilmiştir. Gerek merkezi olsun gerekse yerel idareler olsun artık savsaklayıcı değil zamanında ve yerinde müdahaleci ve çözüm sunan biçimde rol üstlenmeli. Kültürü oluşturan eğitim ve öğretim sisteminin düzenlenmesi de devletin görevidir. Bireylerden kurallara uymayanlara karşı tedbir geliştirmekte devletin görevidir. Devleti yöneten iktidarlar bu konuda gerekli önlemleri etkin biçimde almak zorundadır. Saygılarımla  03.02.2014 23:31
 

Bu biraz da medenilikle ilgili durum kardeşim. Bir insan bir başka insana acımasızca zarar verebiliyorsa o insanın medeniliğinden şüphe edilir. Bu noktada sosyal devlet şunu yapmalı insan yetiştirmeye özen göstermeli. "Duygusal zeka" oluşumunu sağlamalı vatandaşlarda. İşte o zaman "empati" ortaya çıkacak ve kendime yapılmasını istemediğimi başkasına yapamam diyebilecek. Bu insanı yetiştirmek için devlet eğitime çok önem vermeli işte! Devletse eğer... Saygılarımı sunuyorum...

Halil Güven (Sökeli) 
 03.02.2014 18:19
Cevap :
Evet hocam eğitim ve öğretim beşikten mezara kadar devam eden bir süreç. Ve bizde derin yaralardan bir tanesi. Nereye dokunsan bir "AH"! Devlet bugüne kadar nasıl yöneltildi diye sürekli düşünürüz? Saygılarımla  04.02.2014 14:51
 

Yazınızı okudum. Şüphesiz ki devlete düşen görevler var. Fakat bundan önce kişilere düşen görevler daha önemli. Önce evimizi, sonrada evimizin önünü ve çevresini temiz tutmayı bilmeliyiz.Lakin çöpü ayırarak çöpe atma duyarlılığını da göstererek. Kişisel bilinç ve kültür arttığı sürece bu tür olaylardan uzaklaşırız. Yoksa devlet tek başına bir çözüm olamaz. Saygılarımla...

hssensoz 
 03.02.2014 10:02
Cevap :
Efendim çok basit bir yaklaşım. Kişi şeytanlaşmış diyelim ve bunu bile bile yapıyor. Yaptığı bu tutum kamu oyunun önüne medya aracılığı ile gelip gündem oluşturuyor. Ve yine diyelim ki benim gibi kişiler de devleti yöneten iktidarları eleştirmek için bunu malzeme yapıyor.(Çok şükür böyle bir niyetim olmadı amacım bildiğimi paylaşmak.) Kamu da gündem bu şekilde devam ediyor. Bu tür gündemleri yok etmek yine devlet dediğimiz o büyük organizasyonu yöneten iktidara kalmıyor mu? Kıymetli Şensöz Hz. Ömer'in şehit düşmüş yetimlere bakan nineyle ilgili hikayesi vardır. Devlet yönetmenin temel yasası gibidir o olay. Yaşanan ülkede devlet ve onu yöneten iktidar günümüzün koşulları ile ilgili her tür önlemi almaya sosyal hayatı düzenlemeye mecburdur. Anayasa böyle yazar. Yine de yorumunuz için sağ ve mutlu olun efendim. Saygılarımla  03.02.2014 15:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 371
Toplam yorum
: 503
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 793
Kayıt tarihi
: 14.02.09
 
 

Adalet önce kendimizde başlamalı ve haksızlıklar sorgulanmalı  ve hataların, afetlere dönüşmeden ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster