Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '07

 
Kategori
Gezi - Tatil
Okunma Sayısı
1328
 

Vietnam - Sapa, Çin Sınırında Bir Güzel Yer...

Vietnam - Sapa, Çin Sınırında Bir Güzel Yer...
 

Güneydoğu Asya'da en beğendiğim yerlerden birisi olan Sapa gezi notlarımı ekliyorum. Çin sınırına çok yakın, iklimi ve insanlarıyla güzel bir bölgeydi burası...


Biraz fazla uzun olmuş sanırım, fotoğraflı versiyon için şu linke tıklayabilirsiniz:
http://www.geziyorumlari.com/index.php?option=com_content&task=view&id=1653&Itemid=170

...
Halong Körfezinden döndükten sonra Vietnam'ın en kuzeyinde, tam Çin sınırındaki Sapa'ya gittim. Önce Hanoi'den trenle Lao Cai'ye, oradan da bulduğum bir araçla Sapa'ya gittim.

İyi ki de gitmişim, Güneydoğu Asya'da en beğendiğim yerlerden birisi de burası oldu. Bir kere epey kuzeyde ve nispeten yüksek olduğu için iklimi diğer yerlerden farklıydı. Geceleri üşüdüğüm ve üzerimi örtme ihtiyacı duyduğum tek yer burasıydı mesela. Yine iklimle bağlantılı olarak bizim bildiğimiz meyvelerin, erik, elma, vb. yetiştiği tek yer de burasıydı. Tabi Sapa'yı beğenmemin sebebi bunlar değil...

Sapa, yoğun olarak dağ kabilelerinin (hill tribes) yaşadığı bir yer. Bu dağ kabileleri Tayland, Vietnam, Laos ve Çin'de yaşayan, kendilerine has dilleri ve kıyafetleri olan insanlar. Çoğunlukla dağlık bölgelerde yerleşmişler ve kültürlerini korumuşlar. Bazıları oldukça enteresan, mutlaka bir belgeselde rast gelmişsinizdir. Herhalde en bilinenleri Tayland'ın kuzeyindeki "Uzun Boyunlular". Hani şu kadınların boyunlarını küçük yaştan itibaren metal halkalar geçirerek uzattığı kabile.

Aynı kabileden farklı ülkelerde bulunabiliyormuş ve kıyafetleri, dilleri şu anda farklı ülke sınırlarında yaşasalar da aynıymış. Büyük ihtimalle dağlarda ve yaşadıkları ülkenin kültüründen uzakta yaşadıkları için ortak kültürlerini koruyabilmişler. Ancak şu anda daha garip bir durum var turizmden dolayı. Örneğin Tayland bu konuda en kötü yer olarak alınıyor. Kabileler artık tamamen turistik objeler olmuş durumdalar. Bundan ders alarak diğer yerlerde önlemler alınmaya çalışılıyor. Örneğin Laos'ta o bölgelere belli sayıdan fazla tur yapılamıyor, katılacak kişi sayısı sınırlanıyor, turistler belli kurallara uymaları yönünde uyarılıyor...

Kabilelerin kıyafetleri farklı demiştim, genelde kendi ürettikleri ve kök boyalarıyla boyadıkları kumaşlardan elbiseler giyiyorlar ama her biri tamamen farklı. Kimileri rengarenk, kimileri lacivert, başlıklar, yelekler, çorap benzeri aksesuarlar ile sanki ultra modern bir moda gösterisinde gibi hissedebiliyorsunuz kendinizi. Tabi kabile insanlarının tipleri de birbirinden çok farklı olabiliyor. Kimileri ince uzun, kimileri pigmeler gibi oldukça kısa. Bu insanların Çin'den göç ettikleri düşünülüyormuş.

Sapa'nın özelliği çok fazla sayıda kabileye ev sahipliği yapması sanırım. Sokaklarda değişik kıyafetleriyle dolaşan farklı kabileden insanları görmek mümkün. Özellikle pazarın olduğu gün...Tabi şu anda onlar için de geçim kaynaklarından birisi turistler. Ufacık kızlar ellerinde örme bileklikler, çantalar, yastık kılıfları, başlıklar gibi şeylerle gün hatta gece boyu sokaklarda dolaşıyorlar. Bu şirin kızlarla konuşmak pek keyifli, hemen hepsi İngilizce öğrenmişler. Hatta artık hangi ülkeden turistlerle çok konuşmuşlarsa aksanları ona göre. Sanırım Avustralya ya da İngiliz aksanı en yaygın olanı. İkisi bana benzer geldiği için pek ayırt edemiyorum.

Ortaya garip bir durum çıkmış turizmden dolayı, bazı ufak çocuklar Vietnam dilini pek konuşamıyorlar ama su gibi İngilizce biliyorlar. Diğer ülkelerde de kendi dillerinin dışında yerel dilleri pek bilmiyormuş bu kabileler. Yani Tayland'da, Laos'da yaşadıkları ülkenin dillerini konuşamıyorlar. Bizim Türkçe bilmeyen vatandaşlarımız gibi bir nevi. Bir taraf öğretmek için pek çaba harcamıyor ya da doğru yöntemleri bulamıyor, diğer taraf da ihtiyaç duymadığı sürece öğrenmiyor. "Fayda"ya dayalı basit bir denklem belki de. İnsanın memleketi doğduğu yer değildir, doyduğu yerdir derler ya insanın dili de karnını doyurduğu dil oluyordur herhalde...

Ben Sapa'da kaldığım günler boyunca motorsiklet kiralayıp etrafı dolaştım. Merkez hem kalabalık hem de oteller filan derken biraz çirkin yapılaşmış. Merkezden uzaklaşıp da tepelerin arasından kıvrıla kıvrıla giden dar yollardan köylere gittiğinizde belki hayatında hiç yabancı görmemiş çocuklarla karşılaşabiliyorsunuz. Bu karşılaşmada bacağınızdaki kıllar oldukça ilgi çekici olabilir ve çocuklar gerçek olup olmadığını öğrenmek için çekiştirebilirler. Gerçi bizde "tüysüz" tabir edilen formda değilseniz ve kollarınızda, göğsünüzde kıllar varsa her yaştan Asyalı sizi ilginç bulacaktır. Şaşkın şaşkın kollarınızdaki kıllara dokunup, maymun gibi diyebilirler:)

Hindiçin bölgesinin en yüksek noktası olan Fansipan da Sapa'da, yüksekliği 3143 metreymiş. Patika bir yoldan çıkılabiliyor dendiği için bir ara niyet ettim gün içinde çıkıp ineyim diye ama sonra ne gerek var diye vazgeçtim, kendimi köylere verdim. Günün birinde de bileklik satan minik kızlardan biriyle arkadaşlık yaptık, beraber köylerine gittik, arkadaşlarını ve ailesini gördük. Birkaç parça birşeyler aldım, sonra o da benimle beraber Sapa'ya geri geldi.

Tabi turizmin kötü etkilerini de farketmek mümkün. Köyleri uzakta olan bazı kızlar gece evlerine dönmek yerine Sapa'da kalıyorlar. Konuştuğumuzda bir kısmının geceyi sokakta, birbirlerine sarılıp uyuyarak geçirdiklerini öğrendim. Kalabilecekleri, en azından kapalı olan bir yer de varmış ama artık yeterli mi olmuyor yoksa başka faktörler mi var bilmiyorum. En üzücüsü ise rehber kitapta az da olsa çocuk istismarının da olduğunu okumamdı. Özellikle Tayland'ın başının belası olan bu şeyin kökünü kazıyabilirler inşallah...

Bazı lokantalarda ya da kafelerde yerel danslardan örnekler sunuluyor. Benim gittiğim oldukça amatör ve bence bu yüzden çok güzel olan bir gösteriydi. Sahnede birşey oluyor, gülüyorlar, birisi takılıyor, birşeyler oluyor, kendi aralarında oynuyor gibiydiler sanki. Oradaki bu insanlara ve çocuklara çok kanım kaynadı benim. Zaten bu yüzden çok sevdim herhalde Sapa'yı. Bir de bizim Karadeniz'e benzettim. Hava serin, tepelerden sis gelip gelip gidiyor, etraf yemyeşil, ...Şimdi Vietnam ya da Güneydoğu Asya hakkında yorum yaparken Sapa'yı mutlaka görün diyorum.

Sapa'dan dönüşte tren istasyonun olduğu Lao Cai'ye biraz erken geldim ve akşam olan trenden önce bir motorsiklet kiralayıp yakınlardaki bir başka yüksek yerleşim yerine gittim. Sapa kadar güzel değildi ama orası da ilginçti. Boş bir alanda bir kalabalık görüp ne olduğunu anlamak için yaklaştığımda bir nevi motosiklet yarışı olduğunu gördüm. Alana labirent gibi oradan oraa dönen bir parkur çizmişler, motosikletliler bir ucundan girip diğer ucundan çıkıyorlar sonra tekrar başlıyorlar. Herhalde çizgi dışına çıkmadan hızlı bir şekilde parkuru bitirmeye çalışıyorlar. Bir alay insan da etrafta kalabalık halinde onları izliyordu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

...Harika bi gezi..en azından ne kadar o kültürü tanımasamda hissettim...Çekim yasasına inanlardanım ..Bi gün mutlaka gidicemmm:)))

ğğğ 
 14.04.2008 12:35
Cevap :
İnşallah gidersiniz, gerçekten hem doğa hem de kültürel çeşitlilik açısından görmeye değer bir yer...  14.04.2008 16:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1508
Kayıt tarihi
: 15.04.07
 
 

Gezmeyi görmeyi severim. Aslında endüstri mühendisiyim ama 2 sene önce çalışma hayatına ara verdim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster