Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '10

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
688
 

Vira Bismillah Haydi Yallah

Vira Bismillah Haydi Yallah
 

dünden devam

Aradan geçen süre içerisinde hem işten hem de ortamdan uzak olmak dinlendirici oldu. Tabi araya giren kimi ani gelişmelerin farklı etkileri de olmadı değil haleti ruhiyemde. Onlara da değineceğim bilahare.

Er ya da geç bir karara varmak gerekiyordu. Her iki durumun olumlu ve olumsuz yanları olacaktı kuşkusuz. Eğer uzun soluklu bir mola verirsem yahut tamamen ilişiğimi kesersem belki vicdanen, ruhen ve bedenen rahatlayacaktım. Ancak içimdeki yazma dürtüsü beni kemirecekti. Yazmaya devam kararı alırsam da beraberinde bir takım kararlar almam gerekiyordu.

Eğer yazmaya devam edeceksem;

- Ortalama bir Türk insanında var olan hoşgörüden daha fazla olduğuna inandığım hoşgörü sınırlarımı daha da genişletmeliydim.

- Yazma arzumu ve hevesimi olumlu alanlara kanalize edebilmeliydim.

- Yazma serüveni içerisinde ihtiyacım olabilecek doneleri kazanmak üzere daha fazla çaba göstermeliydim.

- Konuşur gibi yazma özelliğimi daha belirgin hale getirmeli ancak bu süreç içerisinde yazının amaçlananı ifade edebilme özelliğini de yoğunlaştırabilmeliydim.

- Eleştirileri hakaret içeriyorlarsa bile hoşgörebilmeli, cevap vermek zorunda olmadıklarımı cevapsız geçebilmeliydim.

- Övgüleri her zaman iyiye yormamalıydım. Övgüyü yapana dikkat kesilmeli böylece değerlendirmeliydim.

- Çok okunma, anlaşılma, değer verilme gibi kısa vadeli kaygıları olabildiğince içimden sökmeliydim.

- Hayat Felsefemle ilintili olarak hoşgörü sınırlarımı genişletebildiğim kadar genişletebilmeli; “sevgi ve muhabbet”in içine “hürmet”i de ilave edebilmeliydim.

Oldukça zor ve fedakarlık isteyen bir yol ayrımındaydım.

Şimdiye dek geçen süre içerisinde çok güzel dostluklar edindiğim bu alemden öyle “ha” deyince kopabilmek mümkün görünmüyordu. Ancak hayat mümkün görünmeyen çok şeyi mümkün kılabiliyordu.

Her kararın tashihi mümkündü elbet. Ancak tutarlılık adına zırt-pırt karar değiştirmek hoş kaçmayacaktı.
Çok uzun olmasa da kısa da denilemeyecek süre içerisinde buralarda çok şey öğrenmiştim. Adeta bir okul gibiydi burası. İyisiyle kötüsüyle çok günler geçirmiş, bazen hoş bazen de nahoş hadiseler içerisinde bulmuştuk kendimizi. Her ne geldiyse başıma hepsinden de ders almaya gayret ettim.

Bugün bakınca az da olsa bunu başarabildiğimi görüyorum. Yaşadığım tecrübeler hem içsel yolculuğuma hem de yazı hayatıma olumlu katkılar yapmıştı.

Bu süreç içerisinde kimseye küsmedim. Kimseye bir daha seninle konuşmayacağım, sana yazmayacağım demedim. Köprüleri atmadım. Söylediklerimden alınarak, haklı ya da haksız bana darılanlar, gücenenler olmuştur elbet. İsteyerek yahut istemeyerek kırdıklarımdan da özür dilerim.

Zırt pırt özür dileyerek ne yaptığını bilmeyen bir insan olduğum fikri hasıl olabilir. Ancak bu dünyadan ne zaman göçeceğimiz belli değil. O nedenle mümkün olduğu kadar herkesle barışık olmakta fayda var. Kul hakkı ile gitmemek lazım değil mi?

Kapılarımı, pencerelerimi; parkımı, bahçelerimi; sayfamı, makalelerimi herkese açtım. Benim malım sizin de malınızdır. İster bir kardeş gibi görün ister bir arkadaş. İster büyüğüm olun ister küçüğüm. İyiyi ve güzeli bölüşelim ki arttıralım, kötüyü ve acıyı da azaltalım.

Tekrarlamakta fayda var:

1- Bildiğiniz ve tanıdığınız ben yine burada olacak. Bildiğiniz ve tanıdığınız yazılarım da… Doğal olarak söylemlerimde; esprilerimde; konularımda; takıntılarımda; paylaşımlarımda çok fazla değişiklikler olmayacak. Ancak…

2- Elimden geldiğince insan onuruna yakışır tavırlarıma devam ederek bu konuda yaşanan aksaklıkların yeniden yaşanmaması için azami gayret göstereceğim. Bununla birlikte…

3- İnsana ve insanlığa bakış açımda olumsuz anlamda hiçbir değişiklik olmayacaktır. Bilakis kendimi daha iyiye ve güzele yaklaştırma gayretim artarak devam edecektir. Bu bağlamda…

4- Kişilere, makamlara, mevkilere, etiketlere, sıfatlara, yaftalara, yakıştırmalara hiçbir tamahım olmayacaktır. Aksine bunlara değer vererek kalıplara girmeye çalışanlarla ve bizleri de o kalıplara sokmaya çalışanlarla mücadele edeceğim. Çünkü…

5- İnsan odaklı; sevgi ve muhabbet endeksli dünya görüşümü daha da genişletmeye ve aydınlatmaya gayret edeceğim. “Ben”i aradığım yolculuğumda yolda gördüklerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Arzu edenlere kendini bulma yolculuğunda eşlik edeceğim… Öyleyse…

6- Fikirlerle mücadele etsem de; yanlışlıklara karşı çıksam da; eksiklikleri tamamlamaya çalışsam da; eğrilikleri doğrultma gayreti göstersem de kişileri hedef almamaya dikkat edeceğim… Buna paralel olarak…

7- Kişileri yargılayıcı; küçük düşürücü; yaralayıcı; güdümleyici; bastırıcı üslup ve içeriklerle rahatsız etmemeye çalışacağım. Üç günlük dünyaya tapmaya; her şeyi sahiplenmeye niyetim yok. Bugün varsam yarın yokum. Belki bugün bile yokum… O zaman…

8- Anlattığım bu ilkelerden saparsam; kalbinizi kırarsam; keyfinizi kaçırırsam; asabınızı bozarsam beni uyarın… Ben hatalarından kaçan, saklanan, utanan bir insan değilim. Hatamı nerede ve hangi şart altında olursa olsun düzeltmeyi isterim. Gayretim budur. Bunda da yardıma ihtiyacım olduğunda yardım etmekten geri durmayın lütfen… Öyleyse…

9- Buraya kadar olan sürece bir nokta koyalım. Bundan sonrası için parantez açalım… El ele, gönül gönüle; akıl dolu, bilgi dolu; uygar ve çağdaş; bilimsel ve mantıksal birlik ve beraberliklere yürüyelim. Neşe ve coşkuyla; sevgi, hürmet ve muhabbetle kucaklaşalım.

10- Aslında dokuzda bırakacaktım. Düz hesap on olsun dedim :) Son maddede kötü bir haberim olacak. Baya birikmişim. Yazılarım hep böyle uzun olacak gibi görünüyor. Umarım sıkılmazsınız :)

Sevgi, hürmet ve muhabbetle..

Murat HACIOĞLU

www.murathacioglu.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siz burada benden daha tecrübelisiniz. Yazdıklarınızdan şunu anlıyorum ki bu alan, hangi yaşta, hangi bilgi ve birikimde olursa olsun insanın kendini sorgulaması, başka bir açıdan bakmaya çalışması, eksiklerini, yanlışlarını ve de doğrularını görmesi açısından katkı sağlıyor. Elbette bu "katkı"yı alabilecek bir benliğe de sahip olmak gerekiyor. Güzel bir anlatımdı, tebrikler...

Eray Ergün 
 18.07.2010 3:09
Cevap :
Süre olarak siz daha tecrübelisiniz bence. Ben 2008 yılının sonlarında yazmaya başladım. Siz 2006'da başlamışsınız. Ama tabi tecrübe için süre değil yaşanılanlar önemlidir. Orası doğru olabilir. Kendimi düşününce kısa sürede çok fazla şey gördüm geçirdim diyebiliyorum. Hayatımdaki kimi değişimler bu yazma serüvenimin ortasına rastladı zaten. O değişimlerin de haliyle düşünceme ve yazıma etkisi pek çok oldu. KAtkı konusunda katkınıza katılıyorum. Kişi gelişmeye ve değişmeye aç ve açık ise o zaman yaşadıklarından bir farklı etkilenecektir. Halimden ve siz değerli dostların desteğinden çok memnunum. Mevlam bizleri doğru yoldan ve sevgi ırmağından ayırmasın. Teşekkürler.. Sevgi, hürmet ve muhabbetle  18.07.2010 11:45
 

Hep buydunuz zaten, gözlemlediğim kadarıyla... Yarım-yamalak gözlemlediğim, ki eksiklik benden kaynaklanır; zira aynı şeylerin tekrarlanmasına şahit olmak istemeyişimdir tek nedeni, üzerinize gidildiğidir! O dönemde dahi iyi-kötü şunu gözlemledim ki: Siz kendinizden hiç ödün vermediniz! Ancak kendi içinizde neler yaşadığınızı tahmin etmek pek de zor değil, zira gün geldi benzer duygular paylaşıldı! Örneğin aynı dilde konuşarak, yazışarak cevap vermek aslında pek bir kolaydır, lakin "bilip de yapmamak" diye bir şey vardır! Nasılından anlayacağını bilirsiniz ancak o duruma düşmeyi asla tercih etmezsiniz; çünkü mayanızda yoktur! Bana her yanlış yapanın anlayacağı tarzda cevap vermeye kalkarsam ben "ben" olamam diye düşünürüm! Bu nedenle sahip olduğum kendim, birikim ve erdemlerimden vaz geçerek aynı dilde konuşmaya kalkışmam! Siz de öylesiniz bence, nüveniz belli! En azından benim nezdimdeki algılanışınız budur, biliniz istedim!... Çok selam ve sevgilerimle...

Olcay Gülgün Karaoğlu 
 18.07.2010 2:52
Cevap :
"Beni benden daha iyi tanırmak" derler ya sanki bir an öyle hissettim. Ne diyeceğimi bilemedim doğrusu. Kuru kuru bir teşekkür ile geçiştirmeye de gönlüm razı olmadı. Bunlara paralel olarak bazen aklıma takılan bir şey olur. BU kadar ince düşünürsem bir gün veremden gider miyim? :)) Yalanı yok, içimin içimi yediği; fikrimin kalbimi kemirdiği; dilimin ucundakilerin kemiklerimi sızlattığı; şer düşüncemin vicdanımı "cız"lattığı çok olmuştur.. İşte o zamanlardan birinde "bas git lan" deyiverdim kendime. Demesi kolay. Kolaysa git bakalım. Tilkinin yeri kürkçü dükkanı işte :)) O zaman tam gaz devam Sevgi, hürmet ve muhabbetle  18.07.2010 7:48
 

İyi bir yol haritası çizmişsin. Referanduma gitmeden kabul ettim. "Hoşgörü" konusunda sana şahidim. Selam...

mamut 
 17.07.2010 18:42
Cevap :
Halkımız iki referandumu kaldırmazdı, iyi etmişsiniz :)) Şahitliğiniz için ayrıca teşekkkür ederim Sevgi, hürmet ve muhabbetle  17.07.2010 18:46
 

saglik ve saygiyla

Newyorker 
 17.07.2010 18:28
Cevap :
Uzun yorumunuza ne diyeceğimi bilemedim sayin nüyorklu dost :)) Gördüğün gibi cok ciddi bir giriş yapmışım. Acaba ben mi yazdım diye kuşkuya düşmedim değil hani :)) Sevgi, hürmet ve muhabbetle  17.07.2010 18:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 660
Toplam yorum
: 3284
Toplam mesaj
: 140
Ort. okunma sayısı
: 1569
Kayıt tarihi
: 08.12.08
 
 

Allah kimisine “Yürü ya kulum” demiş. Ben onu “Yürü, yaz kulum” anladım. Yürü anca gidersin manas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster