Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Nurettin Erdoğan Yönetici

http://blog.milliyet.com.tr/nurettinerdogan

16 Nisan '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
57
 

Virüs, Doğa ve İnsanoğlu

Dışarıda Bahar Havası… artık kıştan çıktık, Yazın habercisi Bahar geldi. Bahar bu sene her zamankinden daha mutlu, daha huzurlu…Baharın keyfi yerinde…
 
 
Pencereden Doğaya bakarken, onların şu andaki hislerini sorsam, 
biz evlerimizde Corona denen bir virüs korkusundan, 
dışarı çıktığımızda zarar görürüz diye evlerimize kapandık; 
bu duruma ne diyorsun desem! Yıllardır bizi bozdunuz, dallarımızda meyve verecek 
çiçeklerimizi koparttınız. Özgürce uzamak isteyen çimler, rüzgarın ahengine 
ayak uydurup dans etmek isterken üzerimize bastınız,
topraktan gökyüzüne doğru uzarken bizi yeniden toprağın içine soktunuz, öldürdünüz… 
Papatyalar; bizi kopardınız, seviyor…sevmiyor… diye falcılık yaptınız ve 
sevdiğinize seni seviyorum demekten korktunuz, acısını bizim yapraklarımızdan 
çıkardınız; oysa biz hem çevrenize baktığınızda göz zevki vermek hem de kuruduğumuz
zaman toplayın, yapraklarımızı suya koyup kaynatın, için de vücudunuza sıhhat
verelim, şifa olalım diye yaratılmıştık… Sebze, Meyve ve Hububat veren Toprak; 
Yüz yıllardır size her ürünü organik, yani tabii ve doğal haliyle verdik, 
siz ise doymadınız, aza kanaat etmediniz, daha fazla ürün alabilmek ve daha fazla 
para kazanmak hırsı ile gözünüz doymadı, zehirli gübreler verdiniz, üzerine suları döküp 
iyice içimize işlediniz o gübreleri ve bizi çürüttünüz…. 
Peki şimdi özür dilesek ne derdi?  
Bizi bitirirken aklınız neredeydi demez miydi? Doğanın dili olsa, bizim bu durumumuza 
Beter olun der miydi sizce?  Bence demezdi. Onlarla yer değiştirelim bir an, bizi bozan 
onlar olsaydı ve bize sorsalardı; Allah cezanızı versin, beter olun derdik… İnsanoğluyuz çünkü biz… 
Ama şuna inanıyorum ki, biz Doğadan özür dilesek ve bizi affet desek, ne yapardı sizce? 
Önce şu kullandığınız suni gübreleri kullanmaktan vaz geçin derdi. Sonrası bize küser miydi?
Toprak bizim gibi nankör müdür sizce? Sonrasını Değerli Ozan Aşık Veysel’in ağzından dinleyelim isterseniz… 
Karnın yardım kazmayınan belinen
Yüzün yırttım tırnağınan elinen
 
Yine beni karşıladı gülünen
 
Benim sâdık yârim kara topraktır
 
 
 
İşkence yaptıkça bana gülerdi
 
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
 
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
 
Benim sadık yârim kara topraktır.
 
Sonuç olarak Doğa çok cömerttir, hep verir
Biz insanoğlu ise gözü doymayan, Gözümüzü hırs bürümüş. Sevgiyi kaybetmiş, adeta son yıllarda insanlıktan çıkmıştık…
Doğaya biz neden böyleyiz, neden bu duruma düştük desek bize şunu söylerdi herhalde:
Çok Şımardın, Gözün hiç doymadı derdi ve ardından şunu eklerdi herhalde:
Ya Kanaatkâr ol, Ya da gözünü ancak ben doyururum İnsanoğlu…
 
Artık Bazı şeyleri yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. İnsanlıktan çıkmıştık, kardeşi kardeşe kırdıranlara ayak uydurduk, Particilik diye bir şey çıkardılar, birbirimizi ötekileştirdik. Bizi dışarıdan yenemeyenler içimizde kavga çıkartıp, bizi birbirimize kırdırarak yok etme eğilimine gittiler, birbirimize kin, öfke kustuk ve başımıza bence onun için bunlar geldi.
 
Bundan böyle el ele, birlikte, kardeş kardeş geçineceğiz. Aza kanaat edeceğiz; bu günlerde evlerimize kapandıktan sonra ne büyük bir savurganlık içine girmişiz, para hırsı gözümüzü nasıl bürümüş, meğer ne kadar Şımarmışız… Dinli dinsiz, İnançlı inançsız ayırımı yapmışız, cenneti cehennemi Allah’ı unutarak paylaşmışız ve İnsanlıktan çıkmışız.
Kimi Allah’lık taslamış, kimi Allah’ı unutmuş…
 
Sonucunda Allah, tüm hesapları işte gözle görülmeyen, elle tutulmayan zerrenin de zerresinin milyonda biri kadar bir virüs göndererek bozar ve işte biz de:
Biz ne günah işledik ki başımıza bunlar geldi deriz.
 
Daha ne yapacaksın be İnsanoğlu… Dünyanın altını üstüne getirdin; üstelik senin olmayan, misafir olarak geldiğin dünyanın altını üstüne getirdin kendi malınmış gibi… Kazandığınız paraları da kendinizin zannederek o emanet paraya ve paranın verdiği güce dayanarak insanları ezdiniz, kalplerini kırdınız.
 
Benim bir şiirimde söylemeye çalıştığım gibi:
Kırdığınız kalpte gizlidir Allah’ın sırrı
Kim ki kalp kırar ise, incitir Allah’ını
 
Kalp Kırmayalım, sevelim, sevilelim ve rotamızı sevgiden başka hiçbir yöne çevirmeyelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 484
Kayıt tarihi
: 31.05.16
 
 

Kabataş Liseli olan Nurettin Erdoğan, ömür boyu eğitime inanan bir yönetici. Küçük yaşlarda girdi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster