Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '20

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
17
 

VİRÜS GÜNLÜKLERİ -6-

7 MAYIS 2021
Dört gündür yağmur dinmek bilmedi. Dışarı çıkmayı kafama koyduğumdan beri evin içinde yapacak bir şey bulamıyorum.
Xavier de Maistre'yi çok iyi anlıyorum artık. Kraliyet ordusundayken yaptığı bir düello yüzünden 42 gün oda hapsi cezası alan Maistre'nin tabii ki Torino Kalesi'ndeki odasında bütün ihtiyaçları karşılanmış olmalı. Fakat maceraperest bir asker için hayli zor olan bu ceza sürecini 'Odamda Yolculuk' gibi müthiş bir eseri yazarak geçirmesi takdire şayandır. Her ne kadar sebepleri ve imkanları başka olsa da ondan tek farkım birkaç odalı, eşyası çoğunlukla kitaplardan oluşan bir evde hapis oluşum.
Eminim ki Maistre şu an benim yerimde olsaydı, bütün gün üstünde oturduğum bu koltuktan ağır ağır kalkar, ellerini arkasında birleştirdikten sonra küçük adımlarla evimin odalarını tek tek gezer, duvarlarda, üzerindeki toz yüzünden artık hatları seçilemeyen tablolara, eski oyma kitaplığa ve içindeki kabartma ciltlere baktıktan sonra, yüzünde, yalnızca yazacak iyi bir mevzu bulduğunu sanan yazarlarda oluşabilecek sinsi bir ifade ile kalemi eline alır, gördüklerinin üzerine hayal gücünün abartılarını ekleyerek yeni bir eser meydana getirirdi.
Benimse tek yapabildiğim bu aptal günlüğü yazmak!
Tüm edebi dehası ve zengin hayal gücüne rağmen yine de Maistre'ye özenecek değilim. Bir kere ben birileriyle düello yapacak kadar aptalca bir gurur sahibi olmak istemem. Ayrıca kaba insanlardan hiç hoşlanmam, onlardan uzak dururum, çünkü kabalıklarını bana da bulaştırabilir, sonra onlarla kavga edebiliyorum diye beni de kendileri gibi sanabilirler!
Muhakkak birine özenecek olsaydım bu şartlarda ancak Jack London'a özenirdim. London'un 'Yıldızlar Korsanı' adlı kitapta, hücre cezası almış bir adamın bedenini o küçük hücrede birakıp ruhen atıldığı maceraları gerçek bir olay gibi anlatışındaki hayal gücünü çok az yazarda görmüşümdür. Daha sonra 'Yıldız Gezgini' adıyla da tekrar basılan bu kitabı London, San Quentin Hapishanesi'nde beş yılını geçiren arkadaşı Ed Morrell'den esinlenerek yazmış. Düşünüyorum da Ed Morrell'in yerine bu korkunç hapishanede Jack London yatmış olsaydı ortaya nasıl bir şaheser çıkardı acaba?
Pencereye tırmanan dört salyangoz kabuklarından başlarını çıkarmış, bana bakıyorlar....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 64
Kayıt tarihi
: 14.10.20
 
 

Kendimi anlatacak değilim. Dikkatli bir okuyucu zaten beni tanıyacaktır...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster