Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '15

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
215
 

Virüsünü tanı, “Kahin” ol!

Virüsünü tanı, “Kahin” ol!
 

Hayata dair, herkesin kuracak birkaç cümlesi vardır. Kimimiz güzelliklerinden, kimimiz ise zorluklarından söz eder dururuz. Nereden bakarsak bakalım; ne sürekli rahatlık, ne de sürekli zorluk sunulur insana... İyiye de kötüye de ihtiyaç duyduğumuz içindir ki, her şey “kararınca” verilir aslında...

Kısıtlı bakışımla görebildiğim kadarı ile hayat, iç içe geçmiş dengeler sistemidir... Her an, neden sonuç ilişkisi kurabileceğimiz olaylar zinciri içinde yaşıyoruz; farkında olalım ya da olmayalım. Bir olayın oluşabilmesi, bir başka olayın sonucuna bağlı olarak gelişiyor. Bu ilişkiyi görebilirsek, muhtemelen “kâhin” olma şansımız çok yüksek!

Biraz açalım: Denge dedik. Yaşadığımız her olay, insanın “mutlak kazancı” ilkesi üzerine kurgulanmakta. Durağan olmayan, her an eylemlerimizle “güncellenmesine” katkıda bulunduğumuz, dinamik, değişken bir kurgu demek istediğim. Rakibi olmayan, kendi kendimize yaptığımız ve kazanmamız için kurgulanan bir satranç maçı âdeta. Yapacağımız hamlelere göre, Tanrısal planda yeniden şekillenen, “yaratmanın her an devam ettiği” bir kurgu... Yeni kurgunun tetikleyicisi, bizim eylem ve davranışlarımız... 

Eksik olan yönlerimizi tamamlamak için geliştirilen değişik senaryolarla, her an yeniden kurgulanmakta hayatlarımız...Kendimize karşı oynadığımız bu oyunu doğru hamleler yaparak oynamayı öğrenmemiz için, önümüze yeni kurgular, yeni senaryolar çıkarılmakta... Rakip olmayınca, gösterdiğimiz her gelişim, aşama aşama galibiyet demek aslında...

Yaratıcı'nın insana duyduğu sevgi ve bağışlayıcılık sayesinde, sayısız şans verilir, hayat denen maçımızı kazanabilmek için. Bir şansı kullanamazsak, bir tane daha, bir tane daha...Yeter ki kazanalım, galibi olalım sonunda maçımızın.. .

Zayıflıklarımızı virüslere benzetebiliriz. Herkesin kendine has “virüsü”, hatta “virüsleri” mevcut, bol miktarda! Dolayısı ile virüsümüze has özel “ilaçlar” gereklidir ki, hastalıktan kurtulabilelim... Sabırsa size gerekli olan, ya da sabırsızlıksa virüsünüz; kurtulabilmek için sabrınızı test edecek “ilaçlar” çıkar önünüze... Kurgu, sabrınızı geliştirmek üzerine hazırlanır... Ego ise virüsünüz, ona uygun geliştirilmiş “ilaçlar”... Direndikçe daha ağır, daha yüksek dozda içmek durumunda kalırız... Tedavi olamadığımız sürece, “ilaç” takviyesi bitmez, bitemez; çünkü bir aşamayı geçemeden, diğerine geçmemiz mümkün olmaz.

İşte bu yüzden, “virüsünüz” varsa, “tedavinin” başlayacağı muhakkaktır. Bunu görebilmek için kâhin olmaya gerek yok sanırım!. 

Şimdi düşünüyorum; virüsünü tanıyan, kimi suçlar, kimden korkar?

Dedim ya, herkesin hayata dair kuracak cümlesi vardır diye... Bence hayat; amacı belli bir projedir; hem “yazdığımız”, hem de oynadığımız...

 Son Söz: “Neden’leri unutanlar, nasıl’larda kaybolurlar...” 1

 1- yuksekmotivasyon.com/blog/?p=808

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 257
Kayıt tarihi
: 11.11.14
 
 

1968 İstanbul doğumluyum. İÜ.İkt.Fak.’den mezun oldum. Bir holding bünyesinde; bütçe, finans ve p..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster