Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Haziran '13

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
92
 

Vişne topladık, vişne bahçesinden

 Sabah kahvaltımı bahçede kuş seslerini dinleyerek yaptık.Çok erken kalktığım sabahlar,  burada bülbül sesleri bile duyuyorum.Benim için inanılmaz bir şey. Şehirde hiç bu kadar güzel öten kuş sesleri duymadım.Masmavi gökyüzü olan bir yerde herhalde bu doğal bir şey, henüz hava kirletilmemiş, .otomobilller, kamyonlar, karaoliferler, fabrikalar henüz buraya kadar fazla ulaşmadı. Ama yakında ulaşacak .

 Bahçede dolaşmaya çıktım. Sağ tarafta komşunun ahırları var ve oradan rüzgar vurdukça tezek kokuları geliyor. İneklerin MÖÖÖÖÖÖsesleride onlara karışıyor. Biraz önce süt kamyonu geldi ve akşam sağdıkları içine bozulmasın diye ilaç koydukları kilolarca sütü kamyoncuya satıyorlar. Bazen onlardan süt alıyorum, bana iaçsız olanından getirdiklerini söylüyorlar.Tabii süt benim çocukluğumda içtiğim süt kokusuna sahip.Bu kokuyu arıyorum şehirde marketlerden aldığımız sütlerde ama asla bulamıyorum.O ysa benim çocuklarımda bu sütü içmiyorlar kokuyor diye. Evet şehir çocukları pastörize sütle büyüdüler ve bu doğal sütü içemiyorlar.Ne acı çocuklarımız doğal olan her şeyden uzak büyüdüler.HERŞEY STERİL büyüttük onları. Şimdi yeniden onlara doğayı sevdirmeğe çalışıyoruz. Onlar bizler gibi doğayı koklayarak öğrenmediler.Beton yığınlarının  içinde her şey sentetikdi.

  Canım sıkılıyordu,bahçeyi dolaşmağa devam ettim.İlerde pek çok vişne ağaçları vardı. Dünyanın en zahmetsiz ağacıdır vişne,  biraz su buldumu,  senede birde ilaçladınızmı,  o kendi kendine büyür ve meyvasını sunar size.Meyvaları olduğu zaman, dalları yerlere kadar eğilir size selam verir gibi, hadi toplayın meyvalarımı, yiyin bol vitamin olsun size kan yapsın der,  adeta.....

.Bu sene de havalar erken ısndığı için vişneler erken oldu. Meyva toplayıcılar her mahallenin başında tezgahlar kurdular.Vişnelerini toplayanlar kasalara dolduruyor ve onlara haber veriyor. Gelip tartarak alıyorlar. Ama hiç kimse memnun değil. Çünkü çok az fiyat veriyorlar. Toplamak için tutulan işçi parasını bile karşılamıyor. Her sene vişne sahipleri toplamak bile istemiyorlar. Kendileri için toplayıp,  reçel, şurup, gibi kışlık yiyecek hazırlıyorlar.Bazı köylü kadınlar, kurslara gitmişler konserve yapmayı öğrenmişler. Her şeyin konservesini yapıyorlar

Becerikli Anadolu kadınları, turşu, reçel, pestil, konserve, şurup v.s  gibi şeylerini hatta yufka açıp ekmek yaparak onları kış için saklıyorlar.Yani nerede ise kışın dışardan hiç bir şey almıyorlar. Bazı genç kızlar ve kadınlar tarlalara çapa yapmaya gidiyorlar. Sabahın köründe başlarını iyice örtüyorlar hatta yüzlerinide . Çünkü güneş fena halde kavuruyor. Şimdilerde örtüleri üzerine kep de giyiyorlar.Akşamda 17  gibi kamyonlara doluşarak evlerine dönüyorlar. Sonra inekleri sağıyorlar. Çünkü inekler o saatlerde bağırmaya başlıyor. Adeta yem saatimiz geldi bize yem verin diyorlar. Evin erkekleri pek bu işlerle uğraşmıyorlar.Onlar çarşıya gidiyorlar. Kahvelerde sohbet ediyorlar yada belirli bir iş yapıyorlarsa onu yapıyorlar. Kadınlar ineklere yem verdikden sonra ev ahalisine yemek hazırlıyorlar. Tabii ondan sonra rutin işler ve erkenden kalkmak üzere yatıyorlar.Saat  yirmibir den sonra etrafta köpek havlamalarından başka ses duyulmaz.

 Ne çocukların çığlıkları ne imeklerin mööölemeleri. Sadece Ağustos böceklerinin sesleri hiç aralıksız devam eder gecenin karanlığında. Gök yüzü tepsi gibi bir ay la ışıldar beyaz bulutların arasından. Ağaçların arasından ay ı seyre dalarım.  çooook uzaklara  giderim. Gözlerim dolar,  neden bilmem bu kadar güzel tabiat içinde özgürce dolaşırken neden her zaman hüzünlenirim ağlamaklı olurum.Galiba .   sevdiklerimuzakta olduğu için olsa gerek.  Hiç bir zaman her şey tam olmaz,  olsa zaten hayatın anlamı kalmazdı her halde.

Bu sabah komşumuz Fadime hanım kızı ile birlikde vişne ağaçlarının tepesine çıktı. Elinde plastik kovalar vişne toladı. Ben de onları seyrediyordum ve bir tarafdanda yardım etmeğe çalışıyordum. Birden Fadime hanım _öğlen size sıkma yapayımda yiyelim . Dedi.Ben hamurunu yoğururum dedi. Bende  _içini hazırlarım ,  dedim .Burada hamur açılıp saç üzerinde pişiriliyor ve üzerine tere yağ sürülüyor sonrada içine önceden hazırlanan peynirli maydanozlu soğanlı veya patatesle hazılanmış iç dizilerek yerleştiriliyor ve sıkıca rulo yapılıyor.Onun için s(sıkma) deniyor. Gözlemeye benziyor.

Kızlar iki taş yerleştirdiler çalı çırpı topladılar. Aslında kendi tandır denen ocaklarıda vardı ama bahçede yapmak istedik.  Fadime hanım yufkaları açtı,  kızı saç üstünde pişirdi.  Bende içlerini doldurarak onlar gibi sıkma yapmaya çalıştım.  Böylece imece usulü burada da gayet güzel işledi.  Sıcak sıcak pişenleri önce çocuklara sonra erkeklere sonrada kendimize olmak üzere paylaştık.

Sonra ağaçların altına serilerek sohbet ettik .Fadime hanımın yeni evlenen kızı değişik yemekler yapmak için, yemek kitabı sordu . Bende hemen içerdeki kitaplığıma koştum. Evde büyük bir kitaplığım vardı. Zaten birilerini bulsamda bir şeyler versem diye bekliyordum. Hemen ona yemek kitapları mecmualar, buldum. Küçük kıza da hikaye kitapları buldum ve onlar götürdüm saatlerce hiç konuşmadılar kitaplar ve mecmualara baktılar . çok sevindim KEŞKE BAŞKA SORULAR DA SORSALAR , KİTAPLAR İSTESELER DİYE GÖZLERİNE BAKTIM AMA O KADAR İLGİSİZLER DİKİ ZATEN İLK OKULU ZOR BİTİRMİŞLERDİ.   Ben yine de onlara her fırsatta bir şeyler öğretmeğe çalışıyorum. Çünkü zaten benim hayatımın misyonu bu.  Bazen öğrettiklerimi bana tekrar ediyorlar o

zaman dünyanın en mutlu insanı oluyorum. Bir gün daha bitti 24 HAZİRAN 2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 660
Kayıt tarihi
: 02.08.10
 
 

Mimar Sinan Üniversitesi, heykel bl. nü bitirdim. 5 kişisel sergi açtım. Bir çok karma sergilere ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster