Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mart '18

 
Kategori
Alışveriş - Moda
Okunma Sayısı
52
 

Vitrin

Vitrin
 

Coco Chanel


“Dünyadaki en iyi renk size yakışan renktir” diyor Coco Chanel

Bu sözle anlarız ki, aslında herkesin kendine ait bir rengi var. Ve vitrinler bu renkleri bizlere sunmak için var. Peki herkes rengini belirleyebilir mi? Doğrusunu söylemek gerekirse ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Chanel bakan ve görebilen bir göz olduğu için bu sözü rahatlıkla söylemiş ve hem şahsi olarak hem de ürünleriyle insanların bedenlerini en güzel renklerle donatmıştır.

İnsan kendi kendinin vitrini olabilir mi?

Şöyle bir şarkı vardı bir ara; “belki biraz da kızardın ama sana kırmızı çok yakışıyor…” Duygusal reflekslerimiz yüzünden bazen ister istemez kızarız ya da morarırız. Biz renk değişimine uğrarken muhatabımız da sevinçten sararıyor olabilir. Yoksa Chanel bunu mu demek istemişti de biz işi modaya çevirdik?

Vitrin, bir şeylerin sergilenmesi için, görülmesi için yapılmış camlı dolap ya da camekânlı bir bölmedir.

Bir mağazanın önünden geçerken kimi zaman vitrine bakarız kimi zaman da geçer gideriz. Bir hikâyesi yoktur çünkü. Sadece kalabalıktır hatta belki biraz da tozlu. Kim bilir o an hayatımızın unutmaya çalıştığımız bir bölümünü hatırlatmıştır bize ve çekip gitmişizdir oradan hızlı adımlarla. Gereksiz kalabalıklarla yorulduğum zamanların tercümanıdır istif edilmiş kazaklar ve pantolonlar…

Mankenlerin kimi yerde oturur pozisyonda kimiyse tavana asılmış şekilde bize bir şeyler anlatmak ister gibidirler vitrinlerde. Kimi çok şıktır kimi de rüküştür kimilerimize göre. Ya rengini beğenmeyiz üzerindekinin ya da kombini hoşumuza gitmez. Peki bunlar aklınızdan geçerken hiç vitrindeki yansımanızı izlediniz mi?

Sizi kim beğensin?
Soğuktan kızarmış burnunu kapitone montunun kenarından taşmış olan atkına sokmaya çalışırken seni kim beğenebilir? Bu arada asla ve asla yaşlandığım zaman kapitone kaban ya da mont giymeyeceğim hele de onu giyip çapraz çanta takmayacağım omzuma! Yemin ederim!

“En kötü düşmanınla tanışacakmış gibi giyin” derken Coco Chanel acaba kimden esinlendi. Şıklığa ve stile parfüm kadar önem veren bir kadının mutlaka bir bildiği vardı. Belki de kendi kendinin vitrini ol demek istemişti bize.

Eski İstanbul fotoğraflarının arasında sıklıkla gördüğümüz bir manzara vardır ki, o da şık giyimli insanlar. Yani kumaşa bürünmüş insanlar. Şimdilerde şişme montlar içinde yolda yuvarlanırcasına ilerleyen, silindirden hallice insanları görüyoruz. Bu hızlı yaşamanın ve tüketimin bir sonucudur bana göre. Giyin, çık, ısın… Giyin, çık ve sıcak ol ama asla şık olma, bir stilin olmasın ve yakışmasa da ısrarla o sevdiğin rengi kullan. İnanın bu kadar dostumuz yok. Duyduklarınızın hepsi sadece iltifat. Geçen gün ekranda bir adam gördüm. Kaşlarını almış incecik, küçük pembe bir gömleğe sığmaya çalışmış, düğmeleri ha koptu ha kopacak… Kendini şık zannediyordu belli ki. Üzüldüm… Çünkü komikti. Şık değildi. Orijinal kaş görmeyeli uzun zaman oldu. Hemen herkesin kaşları trafik şeridi gibi “kusursuz”.

Kusurlu ol ama biraz… Farklı ol ama abartma… Kendi vitrinini yarat. Kendi vitrinini yaratamazsan eksik kalırsın.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 113
Kayıt tarihi
: 24.10.17
 
 

Ege'li biri... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster