Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
41
 

VİTRİNDEKİ FOTOĞRAFLAR

Bugün çok mutluyum. Çünkü uzun süredir üzerinde çalıştığım tez kabul edildi ve emeklerim boşa gitmedi. Eserleri birçok filme konu edilmiş edebiyatımızın en önemli yazarlarından bir olan Fakir Baykurt’un edebi kişiliğini ve eserlerini incelenmekten büyük kıvanç duymuştum. Yılanların Öcü’nden Tırpan ‘a, Onuncu Köy’ den , Kaplumbağalar’a kadar birçok eserini okuma şansı yakaladığım efsane yazara saygı duymamak elde değil.

Keşke büyük ustanın ölümsüz eserlerini daha önceden okusaydım diye düşündüm tezimi hazırlarken. Köy hayatını, emek sermaye ilişkisini, kapitalizmin acımasızlığını, ağaların zulmünü, kendi kişisel zevkleri için insanların hayatını karartmaktan çekinmeyen vicdan yoksunlarını okudukça ister istemez düşünce dünyamın zenginleştiğini fark ettim. Hayatın insanlara çok şey öğrettiği su götürmez bir gerçek. Ancak idealist bir öğretmenin yazdığı romanlardan hayata dair bir şeyler öğrenmenin hazzı da bir başka doğrusu.

Köy Enstitüleri gibi toplumu aydınlatan bir eğitim modelinden yetişmiş, sömürüye karşı dik duruşunu her daim dile getirmiş, fikirleri yüzünden hapse girmiş ve mücadelesini sürdürmekten vazgeçmemiş kararlı bir aydının hayatını inceleme şansını yakaladığım için gerçekten çok şanslıyım.

Tez konusunda bana kaynaklık eden kitapları toplarken odamın havasız olduğunu fark ettim. Camı açıp odayı havalandırdıktan sonra annem odaya girdi ve gülümseyerek emanetin hazır olduğunu söyledi. Yatağımı toplayıp giysilerimi değiştikten Fakir Baykurt’un ‘’Tırpan’ romanı alıp mutfağa gittim ve annemin hazırladığını börek tabağını üst katta oturan komşumuza götürmek üzere evden çıktım.

Yaklaşık on yıldan beri aynı apartmanda oturduğumuz komşum emekli edebiyat öğretmeniydi. Tezim süresince bana yardımcı olan komşum altmışlı yaşlarda, kilolu, güler yüzlü bir insandı. Bilgisayar ve internet gibi kavramlarla geç tanışmasına rağmen teknolojiye uyum sağlamıştı. Emekli olduktan sonra oluşturduğu kişisel blog sayfasında hikayeler ve düz yazılar kaleme almaktaydı. İlk zamanlar yazılarını dolma kalemle yazıp bana bilgisayarda yazmam için getirirdi. Bir süre sonra bu durumdan mahcup oldu ve benden bilgisayarda yazı yazmayı öğrenme konusunda yardım istedi. Arkadaşım aracılığıyla kendisine bir diz üstü bilgisayar aldı ve okula yeni başlayan bir çocuğun okuma yazma öğrenmesi gibi bilgisayar kullanmayı öğrendi. Kendini geliştirmeyi çok seven, öğrenmeye açık bu insanla birlikte çalıştığım süre zarfında ‘’Öğrenmenin yaşı yoktur’’ sözünün doğruluğuna bizzat şahit oldum.

Gençlere olumlu örnek olan, değişime ayak uydurma konusunda akranlarına göre başarılı bir insandı. Dolmakalemle başlayan yazma serüveni daktilodan sonra diz üstü bilgisayarla devam etti. Şimdi ise dokunmatik telefon alıp tablet bilgisayar kullanmayı hedefliyordu. Yaşıtları kıraathaneye gidip pişti tavla oynarken, o zamanını yazı yazarak değerlendiriyordu.

Komşunun kapısını çaldım. Beyaz gömleği askılı kumaş pantolonu ve yüzünden eksik olmayan gülümsemesiyle kapıyı açtı ve beni içeri buyur etti. Bana yararı olur düşüncesiyle verdiği ‘’Tırpan’’ romanını kendisine iade ettikten sonra börek tabağını mahcup bir tavırla teşekkür ederek aldı ve mutfağa götürdü. Sonra salona geçip sohbet etmeye başladık. Tezimin kabul edildiğini söyledim. Çok sevindi. Biraz tez üzerine konuştuktan sonra romanı beğenip beğenmediğimi ve roman hakkında ne düşündüğümü sordu. Fakir Baykurt’tan, edebiyattan, derslerimin nasıl olduğundan, ülke gündeminden biraz konuştuktan sonra müsaade istedi ve mutfağa gitti.

Salonda yalnız kaldığım süre vitrindeki resimlere gözüm takıldı. Eşiyle olan düğün fotoğrafı, kızının ve eşinin fotoğrafları vitrini süslemekteydi. 1999 Marmara Depreminde eşi ve kızını kaybettikten sonra yalnız kalan bir adamın acıklı hikayesini net biçimde anlatmaktaydı vitrindeki fotoğraflar. Geçmişteki güzel anıları hatırlayıp, acıları unutma isteğiyle konmuştu belki de fotoğraflar. Ailesini kaybettikten sonra her şeye yeniden başlayan bu değerli insanı gördükten sonra hayatın anlamsızlığını, ölüm gerçeği karşısında insanın çaresizliğini ve hayata tutunmak için mücadele etmenin gerekliliğini unutmama kararı aldım.

jale kasap, Birgül EKİM, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 87
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 67
Kayıt tarihi
: 25.02.19
 
 

     TCDD'de makine mühendisiyim. Sanatın iyileştirici gücüne inanan bir insanım.    ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster