Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '08

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
522
 

Vodvil mi haber mi?

Vodvil mi haber mi?
 

http://www.guy-sports.com


Asgari ücretle geçimini sağlamaya çalışan, içimizden bir çekirdek aile, akşam yemeği için masanın etrafına toplanmış…

Mönü de tavuk suyuna çorba ve kanat var...

Herkesin keyfi yerinde, baba yorgun, anne, aile bir arada olduğu için mutlu. Çocuk bisiklet istiyor ama babasına nasıl söyleyeceğini bilemiyor…

Televizyon açık, haberler izleniyor…

Çatal, kaşık sesleri birbirine karışmışken!

Yılların kır saçlı habercisi canlı yayında bir mutfağa bağlanıyor…

Güler yüzlü ev hanımı ekranı kaplıyor…

Sevgili seyirciler şimdi sizlere yarım kilo tavuktan on beş çeşit yemek nasıl yapılır, geriye yüz elli gram nasıl arttırılır onu anlatacağım!”…

Anne, baba pür dikkat kesiliyor, çocuk olup bitene anlam veremiyor…

“ Domatesler yazdan kalma kilosu elli kuruş! ”

Baba, bir kaşı kalkık anneye soruyor…

“ Bizim dondurucuda yazdan kalma domates var mı?”

Lokmasını zor yutan kadın;

“ Bamya ve bezelye var bey...”

Ekrandaki ev hanımı devam ediyor…

“ Soğanları annemler köyden toplayıp göndermişti…” lafın burasında soluklanıyor nispet yapar gibi kameraya bakıyor çok vurgulu bir şekilde “ bedava!”

Anne iç geçiriyor kendi kendine konuşuyor…

“ Köyde kimsemizde kalmadı bizim… Yumurtayı da babalarının hayrına yiyordur bunlar!”

Baba kilosu elli kuruşa alınıp mumyalanıp saklanan domateslere takıldığı için söyleneni duymazdan geliyor…

“ Bu elimde görmüş olduğunuz tavuk değil aslında horoz! Kendi kümesimizden, civcivken mahallede el arabasında satıyorlardı bunları, bir kutuya koyup koltuğumun altında eve getirmiş, üşümesin diye soba arkasında bakmıştım, rahmetliye… Elim kadar ibiği vardı… Bir de çalışkandı…”

Kadının gözleri sulanıp, iş çığırından çıkmaya başlayınca, yılların kır saçlı habercisi olaya müdahale ediyor…

“Parasızlık yüzünden, küresel kriz yüzünden kümesteki horozları kesmeye başladınız öyle mi?”

Ev hanımı duygularının etkisinde kaldığı için konuşamıyor, başını evet anlamında sallamakla yetiniyor…

“ İşte sevgili seyirciler, halkımızın durumu içler acısı, insanlar kendi çocukları gibi baktığı, elleri ile beslediği, tavuklarını bile…”

Ev hanımı haberciyi uyarıyor

“ Horoz efendim horoz… Kötü konuşmayalım arkasından”

Araya reklâmlar giriyor…

Sonrasında, çeşitli tencerelere konmuş on beş çeşit tavuklu yemek izleyicilere gösteriliyor…

***

Hikâyeye onlarca final yazılabilir…

Baba, televizyondaki kadın kadar tutumlu olmayan eşi ile evliliğini gözden geçirebilir…

Haber büyük yankılar uyandırır, insanlar apartmanların bahçesinde hem domates yetiştirip hem kümes hayvanı bakabilir…

Kır saçlı haberciye Plutzer Ödülü verilebilir…

***

Bir dakika işin içine ödül girerse ben tercihimi Star Haberde Fenerbahçe ve Galatasaray, UEFA Kupası finalinde karşı karşıya gelirse, maçı kim kazanır haberine imza atan arkadaşın almasını istiyor, oyumu da ona kullanıyorum…

Geleceği görmek nedir derseniz.

“İşte budur” derim…

***

Üç boyutlu bağlanma fenomeni var bir de…

Allahtan pahalı bir olaymış!

Düşünsenize farklı şekillerde kullanıldığını…

***

“Ağabey kızların resimleri var mı?”

“ Hangi çağda yaşıyorsunuz kardeşim o yöntem AROG’ta kullanılıyordu... Şimdi üç boyut var! Hilmi gönder kızı, arkadaşlar görsün…”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dondurucu kendini 10 yılda amorti edecek. Beyaz eşyanın ömrü de aşağı yukarı 10 yıl olduğuna göre el elde baş başta kalacağız bu gidişle :))

Nilgün Akad 
 16.12.2008 17:57
Cevap :
Nilgün Hanım Sizi müsaadenizle geride bırakmakta olduğumuz 2008 yılının en tutumlu, kadını seçiyorum : )))  16.12.2008 19:42
 

Bu sene bir dondurucu aldım ve kilosu 75 kuruştan 20 kilo domates alıp dondurdum. Şimdi kilosu 1.5 ytl olduğuna göre %50 kardayım. Dondurucudaki domatese şimdilik dokunmuyorum. Daha pahalansın da dondurduğuma deysin diye bekliyorum :))

Nilgün Akad 
 13.12.2008 21:49
Cevap :
Hamaratım işimi bilirim diyorsunuz yani Nilgün Hanım... Tamam, o zaman söyleyin bakalım... Dondurucuyu kaça aldınız? : )))  15.12.2008 19:26
 

fakat siz o kadar güzel anlatmışsınız ki izlemiş kadar oldum. Çok hoştu hakikaten, gülmekten kendimi alamadım. Başlıktaki sorunuza gelince – bence vodvil. Son günlerde şu Türkçemize giren yabancı kelimelere takılmış durumdayım. Türkçede vodvil karşılığı nedir diye düşündüm – yine yabancı bir kelime geldi! Konuya dönüyorum tekrar - durum kötü. Pek çok bey, evliliğini gözden geçirecek galiba… Kriz zaten bize hamarat olamayan hanımlara en çok yansıyacak galiba…AROG’tan söz etmişsiniz, Arif gibi her ortama uyum sağlamak gerekebilir… Bu arada ben izledim ve pek sevmedim, Cem Yılmaz’ı sevmeme rağmen…Filmin bittiğine inanamadım, koltuğumda kala kaldım… beklentilerimi karşılamamıştı çünkü. Kaleminize sağlık…çok keyifle okudum.

Gül AYAN 
 13.12.2008 11:18
Cevap :
Mübalağa da denen abartma sanatımız da var bizim ama bu kadarı gözünü çıkartmak… Krizden dolayı insanlar evliliklerini gözden mi geçirir? Yoksa 3–4 aile aynı evde toplu olarak yaşamaya mı başlar…Hayatımız müzikli güldürülere mi döner…  15.12.2008 19:35
 

Sivri zekâlının aklına gelseydi, ''tavuğun ayaklarından paça; kellesinden tirit; kanatlarından da yelpaze '' yapabileceğini yumurtlardı...:)

Mesut Selek 
 12.12.2008 20:53
Cevap :
Mübalağa yapıyorlar diyeceğim o da değil… Habercilik desen değil, vodvil değil, mizah değil, ironi değil garip anlaşılmaz bir yaklaşım bu! Muhalefet olma adına bunları yapıyorlarsa, daha akılcı ve analitik yaklaşmaları lazım olaylara…  13.12.2008 12:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1280
Toplam yorum
: 7730
Toplam mesaj
: 187
Ort. okunma sayısı
: 1096
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster