Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '14

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
906
 

Vona'ya taktık; İçki küpüne battık, üç mum yaktık, keyfimize baktık, nostalji yaşadık...

Vona'ya taktık; İçki küpüne battık, üç mum yaktık, keyfimize baktık, nostalji yaşadık...
 

Kediler, balıkçı efendilerini unutmadılar. Her an dizlerinin dibindeler.


          İzmirli’lere “ Bostanlı, Balıkçı Barınağı” dediniz mi; önünüze, kalınca ve ciltlenmiş olarak bir kitap gibi bir aşk, meşk, sevda, uçan hayaller, yeşeren kalpler, solan güllerin, gül kurularının kokusu, batan güneşin kızıllığı, önünüze, “pat diye” çıkıverir.

          Yosun kokulu rüzgar, aşk nazlı goncadır buralarda. Erir güneş Bostanlı Körfezinde, akşam olunca.

          Balıkçı ve barınakları, Bostanlı’dan taşınalı çok oldu. Şimdi, etrafta, yayılmış bir sürü meyhaneler yer aldı. Belediye, civarına da “Balıkçı Parkı” yaptı. İçinde de, balıkçının tunçtan heykeli var, ağ tamir ederken. Ve de dizleri dibini mesken tutmuş kediler var. Kediler, eski  velinimetlerini unutmuyorlar. Ve de bu parktaki heykel, “vefanın bir abidesi” olarak görülüyor.

          Mark Tawinne demiş? “ Kedi milleti kadar, öz benliğinden taviz vermeyen  ve çıkarı için takla atıp alçalmayan yegane hayvan,“kedidir” demiş. Ne kadar haklı. O, sadece, bin bir umut içinde,  ağların arasından bir balığın, kendisine uzatılacağını bilir. Hakkına bir tek balık düşmese bile o gün, yalanıp yutkunur, ağzının suyu aktığı halde, kol kırılır yen içinde kalır hesabı, o kediler, ağızlarının suyunu yutarlar. Böylece doyduklarını zannederler ve de gururlarını kurtarırlar.

          Nerdeee... Şimdi böyle kediler mi kaldı !

          İzmir’in Bostanlısı, bir zamanlar bir alemdi. Sandalların dizi dizi, karşılıklı sıralandıkları tahta iskele, balıkçıları barındırırdı. Buralar, aynı zamanda, tek tekçi meyhaneleri gibi ayakta demlenme yerleriydi.

          İskeleden, güneşin batışının seyredilirdi. Aileler de gelirdi bu tahta iskeleye. Buradan, güneşin batışı seyredilirdi.

          Şimdi balıkçılar yok ama,  “meyhane geleneği”  devam ediyor. Aynı güneş, aynı körfezde, o günlerden beri batmağa devam ediyor..

          Barınak yok şimdi. Denize çıkan yol, meyhanelerle dolu. Belediye vefa göstermiş. Balıkçı Barınağının karşısına Balıkçı Parkı yaptırmış. Ağ ören balıkçının heykelini koymuş. Balıkçı kedileri, balıkçılarını yalnız bırakmamak için, yine birlikteliğini sürdürüyorlar. Efendilerinin dizleri dibinden ayrılmıyorlar. Ne güzel vefa değil mi? Barınaklar elden gitti amma, edinilen dostluklar hala geçerli. Sergilenen bu ince siyaset, çok hoş!

          Bu heykelin ayak uçlarında, nesilden nesile kediler, sırayla gelip, burada nöbet tutuyorlar. Balıkçı ve kadim dostları kediler, bu parkta da beraberler. Kedilerin hiçbir balık çıkarı olmadığı halde,  nimetleri olan, babaları gibi sayıp sevdikleri o balıkçı heykelinde sözleşip,  balıkçının dizleri dibinde eski günleri anıyorlar. Söyleşiyorlar. Gözlerini minnetle balıkçıdan ayıramıyorlar.

          Mazideki martı çığlıkları yine var. Flamingolar yine sandaldan gemiler gibi, amiral gemisi gibi körfezde yüzüyor.

          Tahir Bey yapıyor. “La Violetera’lar”söylüyor ve alkış alıyor. Vona’cı Caner de, o çok sevdiği İspanyalara gidiyor geceler boyu.

          Tamay’dan Burak Ekinci’lere rastladık. Mehmet Büyük, Mehmet Erişci bir grup oluşturmuşlar, Nostaljinin tadını çıkarıyorlardı. Gözümüze çarpanlar arasında Sparnds’tan Dilek Sıktaş, Serenas’tan Sümeyra Zeybek ve Bozzetto Group’atan  Umur Gürsel vardı.  Eğlencenin tadını çıkarıyorlardı. Onlar, güneşi çoktan batıranların arasındaydı.

          Ayrıca Vona’da  Kaf Kaf Kaf’lar vardı. Karşıyaka’nın formasını giyip de gelmişti. Hep, KAFSİNKAF muhabbeti yaptılar. Zaten yenseler de, yenilseler de, morallerini bozmuyorlar. Hep güleç yüzlüler.

         Ve  “Balıkçı Parkı’ndaki” o kedileri ise, kimse hatırlamadı o gece.

          Ört ki, ölem !

 

CANER PİROĞLU VE EŞİ, ARA SIRA TAKILIRLAR VONA' YA. NE DE OLSA KENDİ MEKANLARI. RESİMDE  PİROĞLU AİLESİ  ( Üstte)

ALTTA.KİRESİMLERDE DE, BİLTEKSN DEN PAZARLAMA MÜDÜRÜ MUSTAFA GÜZELDAL, LONDRAYI KAPI  KOMŞUSU YAPAN, NBG SECURİTİES'  İN MÜMESSİLİ,  BAHAR SANGAR, ARKADAŞLARI İLE BİRLİKTEYDİ. AYAĞININ TOZU İLE GELDİĞİ LONDRA'DAN, SOLUĞU VONA' DA ALMIŞ. HER MEMLEKETTE EVİ  VAR ZATEN. VE DE DİĞERLERİ, TANIYABİLDİKLERİMİZDEN ÜLKÜ EMLAK SAHİBİ ÜLKÜ ÖZDEMİR, O GECE EFKARLIYDI. İÇTİ  İÇTİ, KIBRIS'LA UZUN UZUN KONUŞTU..VE KIZIYLA HASRET GİDERDİ. ORADA ÖĞRENCİYMİŞ. VONA AKŞAMLARI BİR BAŞKA OLUYOR VESSELAM. BİR AİLE DOST MECLİSİ GİBİ TOPLANANLAR, GÜZEL PORTRELER ÇİZİYORLAR AKŞAMLARI.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster