Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '07

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
10514
 

Vücudumuzun enerji merkezi çakralar

Vücudumuzun enerji merkezi çakralar
 

Yaşadığımız dünya tümüyle enerjiden oluşmaktadır. Dünyanında içinde bulunduğu evrende herşey birbirine görünmez bağlarla bağlı gibidir. Aynı şekilde biz de çevremiz de enerjiden oluşuyoruz.

Madde dedigimiz şey aslında enerjinin bizim boyutumuzdaki algınanış biçimidir. Maddeyi elimizle tutabilirz ama enerjiyi tutamayız sadece hissedebiliriz. Peki bu enerjiyi nasıl kullanırız diye soracak olursak kendimize, birçok yolun olduğunu görürüz. Zihnimiz, hayal gücümüz, anılarımız düşlerimiz, duygularımız ve bedenlerimiz. Bunların hepsi enerji kaynaklarının kapılarıdır. Enerji aktarımının sırrı, kendinizi pozitif enerji yüklü bir kaynağa bağlı hissetmek ve bu enerji akımını bir başkasıyla paylaşmaktır. Bizler aslında akışın gerçekleşmesine olanak tanırız. Tıpkı bir kablonun elektiriği geçirmesi gibi. Enerji aslında kendini aktarır bizler burada sadece birer aracız.

Bu enerjinin kaynağı kendinizi mutlu hissettiğiniz herşeydir. İnsan mutluyken kendini rahat bırakır ve pozitif enerjiyle yüklenir. Bu enerji iyileştirici gücünde kaynağıdır. Birçogumuz yaşamımızın bir karesinde mutluluktan sarhoş oldugumuz anları olmuştur. Kendinizi o kadar mutlu hissedersiniz ki kabına sığmaz bir haldesinizdir. İşte bu anlarınızı hatırlamak bile pozitif enerji kaynaklarından birdir. Enerji kaynağına ulaşmanın bir başka yolu da bedenimizin içinde ve dışındaki enerji merkezleriyle bağlantıya geçmektir. Birisini sevdiğinizde kalbinizdeki merkezden enerji akar.

Kelimeler de enerji kaynaklarının kapılarıdır. Çünkü kelimeler ile onların bizde çağrıştırdıkları arasında bağlantı kurarız, bazende dünyada aynı amaçla çok defalar kullanılan kelimeler çok büyük bir enerji alanı oluşturabilirler. Siz kelimeyi tekrarladığınızda otomatikman o alana girersiniz. Örneğin sevgi kelimesi bir mantra oluşturur ve siz o alana girersiniz o enerjileri hissedersiniz. Bazen eşler seni sevdiğimi çok tekrarlamıyayım kelime eskiyecek derler, aksine tekrarlamakta çok büyük bir enerji alışverişi dogar, tabii içten ve samimi bir “seni seviyorum”da.

Renklerde pozitif enerji kaynaklarındandır. Her renk farklı bir titreşim frekansına sahiptir ve bir enerji yayar.

Tarih boyunca dinsel duygular da yaygın bir şekilde enerji kaynağı olarak kullanılmışlardır.

Pozitif iyileştirici enerji kaynağıyla bağlantı kurmanın belki de en üst noktalarından biri de şimdi’yi algılamaktır. Ve şimdi’yi olduğu gibi hissetmek kendiliğinden kişiyi mutluluk ve zevkle doldurur. Yaşamın kendisi bir enerji kaynağıdır. Şimdide yaşamak bu enerjiyle dopdolu yaşamaktır. Bu yolu öğrenmek kuşkusuz en zor olanı. Genellikle gerçek bir ruhsal derinliğe ulaşan kişiler sürekli bu enerjiyle içiçe yaşayabiliyorlar. Ama bu noktaya ulaşmanın kapısı herbirimiz için açıktır. Dinsel yada ruhsal inançlardan bağımsız olarak bu bilinç boyutunu en çabuk yaratan yol, koşulsuz sevginin yaşama geçirilmesidir.

Çakra sanskritçe bir kelimedir ve herzaman dönen bir tekerlek anlamına gelir.

Vucudumuzun enerji alanında (aura) 7 ana çakra vardır bunlar bize gelen ve bizden çıkan enerjilere bir girdap oluşturarak kapı görevi görürler. Bir merkez gibi çalışırlar.Bu ana çakralarımızın dışında enerji alanımızda birkaç bin tane daha alt çakralarımız vardır. Nasıl ki Keban barajından yola çıkan elektrik enerjisi direkt olarak evimize gelip ampullerimizi yakamaz ve arada bulunan trafolardan geçerek gücü düşürülür ve evimizde yaktığımız ampulun istediği seviyeye getirilir ise, ana kaynaktan çıkan enerji de bu ana merkez çakralarımızdan geçerek hücrelerimizin kullanabilecegi enerji seviyesine kadar düşürülür. Vucudumuzdaki trafolar ise alt çakralardır, elektrik kablolarına benzer bir sistemle enerjiyi hücre seviyesine kadar taşırlar. Tıbkı vucudumuzda dolaşan kanın çok ince kılcal damarlarla hücrelerimize gerekli olan besini ve oksijeni taşımaları gibi.

Hastalıklar, duygular, düsünceler önce bu enerji bedenimiz ve çakralarımız üzerinde oluşurlar sonra fiziksel bedende kendilerini gösterirler. Sizlerle olan birlikteligimiz süresince öncelikle 7 ana temel çakrayı adım adım inceleyecegiz ve bunların bizim psikolojik durumlarımızla olan bağlantılarını, hormonlarımızı yöneten endokrin sisteminin çakralarla bağlantısını öğrendikçe daha da bir ilgileneceğinize emin. Tüm bunların bizim düşüncelerimizi, düşüncelerimizinde çakralarımızı nasıl etkileyebildigini sizlerle inceleyeceğiz

1- BASİC CHAKRA (KÖK ÇAKRA) RENK = KIRMIZI

İnsan bedeninin enerjitik boyutu onu çevreleyen dünyanın enerjisi ile iç içe varlığını sürdürmek zorundadır. İnsan yeryüzünü enerjisinden oluşmuş bir varlıktır, yani insan dünya elementlerinin belirli bir düzene göre biraraya gelişidir. Fiziksel bedeninin ana maddesi toprakta da bulunan silisyumdur. Diger maddeler ise hava ve su’dan oluşurlar Onun için birçok dinsel kitapta ve öğretilerde insanın topraktan oluştuğu ısrarla belirtilir. Beş element teorisine göre de bizi dünyaya bağlayan kök çakramızdaki toprak elementidir. Ana çakralarda, her çakranın ayrı bir rengi vardır. Bu renklerin de ışık frekansları çakraların titreşimi ile tam uyum içindedir. Çakraların Titreşim açılımı da çakra renklerinin dağılımını paylaşır. En düşük titreşim seviyesine sahip olan çakra kök çakradır, renk ise bu çakradaki kırmızıdır. En yüksek titreşim taç çakramızdadır ve rengide mordur. Her rengin enerjisine uyumlu bir de ses bulunur. Bunlar müzikteki yedi notadır. Bedendeki her organ ve sistemin de kendine özgü bir titreşimi vardır, böylece her organ ve sistemin kendine uyan titreşimsel oluşumu içeren ana çakraya bağlıdır. Bir hücreden, bir organa, bir insana, gezegenden güneş sistemine kadar bütün yaratılmış seylerin kendine özgü temel notası vardır. Bu notalar hep bir arada insandan evrene kadar uzanan çeşitli alemlerin müziğini meydana getirirler. Bunun için müzigin ve sesin tedavi edici dengeleyici bir etkisi vardır insanlar üzerinde. Müzik ruhun gıdasıdır diye boşuna söylememiş yüzyıllardan beri atalarımız, İbni Sinanın gayretleri boşuna değilmiş. Aslında müzik cennetin bir konuşma şeklidir. Bazen güzel bir müzik dinlediğinizde kopup gitmezmisiniz hiç bulundugunuz andan ve ortamdan, bazen iki damla gözyaşı ile gelirsiniz geriye bazen de bir çoşku ve sevinçle. Öyle degil mi?

Muladhara da denilen kök çakrası kuyruk sokumumuzun olduğu bölgede yer alır. Bu çakra esas itibarıyla fiziksel olarak kemiklerimizi kontrol eder omurgamız ve kemik iligimiz buradan gerekli enerjiyi alırlar. Sinir sistemimizde bu çakranın kontrolü altındadır. Boşaltım sistemi organları da bu çakraya bağlıdır. Bu çakradaki bir dengesizlik bizim kabız olmamıza da yol açabilir. Bu çakra adındanda belli oldugu üzere bizi toprağa yani dünya yaşamına bağlayan bir çakramızdır. Toprakta bulunan yeryüzü enerjisini de bu çakramız kanalıyla alırız. Bu çakradaki enerjimiz azaldıgında yani tıkandığında ve topraktan enerji alışımız azaldığında yaşama karşı isteksizlik duyabilirsiniz. İntihar etme eğiliminiz çogalabilir. Bu çakra kundalini gücünü de içinde barındırır.

Kök çakra bizim koruma alanımız, yaşam içgüdümüz, yaşama bağlılığımız, bizi fiziksel dünyaya bağlayan, ayaklarımızı yere bastıran bir çakramızdır. Siz hiç kökü olmayan bir ağaç gördünüz mü? Eger bir ağacın kökleri zayıflamışsa en kücük bir fırtınada yerinden sökülür ve rüzgara kapılır. Ne gariptir ki kalb krizi geçirenlerin kök çakraları çok zayıflamıştır, sevgi fakiridirler, keza kanser hastalarınında da yok olmak üzeredir. Çünkü yaşama olan tutunacak bağları kalmamıştır. Bir nevi intihar etmektir. Çevrenizdeki kanserli hastalara dikkat edin artık bu dünyada yapacak birşeyleri, hayattan zevek alabilecekleri hiçbirşeyelerinin olmadığını söyleyeceklerdir. Bir an önce oyun alanını terk etmek istemektedirler. Bu onların bilinç altlarındaki bir düşünceden kaynaklanmaktadır. O yüzden kök çakralarının rengi siyahtır.

Düşüncelerimizi ve fikirlerimizi bu çakradan alırız. Aklınıza müthiş bir fikir geldiği için hiçbirşey olmaz onu hayata geçirebilmemiz gerekir. İşte o zaman kök çakramıza ihtiyacımız var. Kök çakraları kuvvetli olmayanların hayatta istediklerini yapma şansları da azalır. Zengin insanların kök çakralarında bir genişleme olur. Eger kök çakranız zayıfsa siz bir iş adamı olamazsınız. Kuvvetlendirmek için ne yapmak gerektiğini sormak istediğinizi biliyorum. Çözüm sizi biraz şaşırtacak ama yine de söylemek istiyorum.

Yardımda bulunmak, yalan söylememek, verdiğiniz sözleri yerine getirmek, başkalarının zamanını çalmamak, hırsızlık yapmamak ve başkalarını aldatmamak. İnsanları hiçbirşekilde yargılamamak. Bu kadar basit bir şeyi bazen göremiyoruz degil mi? Yada çözümün bu kadar basit olabilecegini düşünmekte bile zorlanabiliyoruz. Aslında bu bilgiler bize tüm dinlerdeki kitaplarda anlatıldı veya birçok kişi tarafından da söylendi veya söyleniyor biliyoruz, ama anlatılmayan ne biliyormusunuz bu bağlantıları ve saglığımızı, hayatımızı bu kadar bozabilecegi. İşte sorun da burada düğümleniyor zaten, insanoğlu yaradılışı gereği hiçbirşeyi sorgulamadan kabul etmez, faydası olacağına, inanmadığı birşeyi ona asla yaptıramazsınız. Bunlar çok dogal bir süreç, keşke buradan çok kişiye ulaşabilsek de onların içlerini inandırabilsek toplumundaki insanların birbirine olan saygı ve sevgilerini tekrar kazandırabilsek, epeydir kişilerde kaybolan güven duygusunu yerine koyabilsek !!!

Eğer birine parasal bir yardımda bulunursanız sizin kök çakranız genişlemeye ve kuvvetlenmeye başlar eskiler bunun için kazancınızın yüzde onu olabilir diye bir tavsiyede de bulunmuşlar. Yardımlar alanla veren arasında kalmalıdır eğer böyle olmazsa size para yerine şöhret olarak döner. Aslında bir parayı ihtiyacı olan bir kişi veya kuruma verirken bir bağımlılığınızdan da kurtuluyorsunuz. Vermeye başladıkça dünyasal olan değerlere tutunmaya değil paylaşmaya başlıyorsunuz bu da sizin çakra seviyenizde inanılmaz mucizer gerçekleştiriyor. Eğer yalan söylüyorsanız o yalana tutunmaya başladığınızı fark ediyormusunuz, bazen yalanlarınıza kendiniz de inandığınız oluyor mu veya kime ne yalan söylediğinizi aklınızda tutmakta zorlanıyormusunuz. Bilinki çakranız tıkanmaya ve diger çakraları da kilitlemeye başlamıştır. Zaten tutunduğnuz şeyler çogalmaya başladıkça da sizler kilo alırsınız ve yağ hücreleri de birbirine tutunurlar. Bazen toplum için veya bir kişi için hizmette bulunduğunuzda da bağımlılık seviyesinden paylaşımcı seviyeye geçersiniz bu da stres seviyenizi düşürür. Yani benliğiniz kırılmaya başlar. Nalıncı keseri gibi hep bana hep bana dememek gereklidir. Çok önemli bir şeyi de farketmeye başlarsınız, aslında yaptığınız tüm bu yardımların kendinize olduğunu. Aynı zamanda birlik bilincini hissetmeye başlarsınız. Bu da koşulsuz sevgiye geçişin bir adımıdır.

Bugünlükte bu kadar, bir sonraki ele alacagımız seks çakramız konumuzda buluşuncaya kadar sevgiyle kalın

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba sevgili Alahattin Bey. Yazınızı dikkat ile okudum. verilen bu bilgilere teşekkür ediyorum. Yukarıda kelimeler ile ilgili bölümde, kelimelerin enerji alanlarından bahsetmişsiniz, size katılıyorum ve bu bilgi, diğer blogunuza yaptığım yoruma, paylaştığımız bilgilere ek destek veriyor. Selam ve sevgiyle..

mrc 
 23.04.2007 23:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 101
Toplam yorum
: 162
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 5129
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Ege Üniv. İşletme Fakultesi'ni, daha sonra da Harward Üniversitesi'nin Master programını Türkiye'de ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster