Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '13

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
511
 

Vücudumuzun uzun süre kullanılmayan bölümleri evrimleşerek işlevini yitirip kaybolabilir mi?

Vücudumuzun uzun süre kullanılmayan bölümleri evrimleşerek işlevini yitirip kaybolabilir mi?
 

Bilimin dışarıdan kontrol eden, yönlendiren akla ihtiyacı vardır. Ha bu biz olmayabiliriz, bir başkası olur. Çünkü Anştayn buluşuna odaklanmıştır. Bu buluşun siyasetini, genel hayat ve dünya içindeki rolünü falan düşünemeyebilir. İşte burada “bilim düşünürü” ne gerek duyulur. Ben yazılarımda bilimle ilgili konulara değiniyorum. Bilimsel portföyümün geniş olduğundan falan değil. Sadece etrafıma (yaşadığım dünyaya) daha fazla duyarlıyım. Bir şey bilmiyorsam soru sormayı da mı bilmiyorum. Gündeme getirmek de önemlidir. Şimdi yazacağım konu belki de çok kişinin merak ettiği bir şey. Ben de zaten açıklayıp cevabını bulacak değilim. Bu konulardaki yazılarım konuyu gündeme taşıma ve bir yerlere mesaj niteliğinde. Lütfen bilgiçlik tasladığım düşünülmesin.

Sonradan bulunan fosillere de bazı kaynaklarda örneğin biz insanların işte ilk kez Afrika’da ortaya çıktığımız, başlangıçta ellerimizi de ayaklar gibi kullanarak dört ayak üzerinde yürüdüğümüz, ormanlık batı Afrika’da yaşayan türlerimizin ağaçlara tırmanma zorunluluğu nedeniyle ön ayaklar durumundaki ellerimizin bugünkü hale geldiği, doğu Afrika’daysa ağaç olmadığından dört ayaklı olarak kaldığımız falan fazla inandırıcı olmayacak masalımsı bir şekilde anlatılır.

Yine bazı organlarımızın zaman içinde (milyonlarca yıllık bir evrimleşme sürecinden bahsediyoruz) ihtiyaç nedeniyle ortaya çıktığı söylenir. Yani ilk ortaya çıktığımızda biz belki böyle değildik. Kulaklarımız vardı ama örneğin kulak kepçemiz yoktu. Kafamızın iki yanında duymamızı sağlayan iki delik şeklindeydi belki. Veya şekli değişikti, bu şekilde değildi. Bunu vücudumuzun diğer organları için de söyleyebiliriz.

Hani ömür boyu diyelim 90 yıl  (bu yine de kısa süre sayılır ama) avucumuz kapalı tutulsa parmaklarımızda şekil değişikliği olabilir mi? Bu, çok önemli bir olay. Benim anlamadığım, bilim ne işle uğraşıyor. Darvin evrimleşerek maymundan insana döndüğümüzü söylemişse evrimleşme durdu mu yani? Çünkü bildiğim (duyduğun, okuduğum kadarıyla) ilk insan ile şu anki insan arasında (4000 yıl öncesine kadar bildiğimizi farz ediyoruz) fark yok. İnsanda meydana gelen değişiklikler (tabii ki dediğimiz gibiyse) genetik olarak sonraki nesillere geçebilir. Bu bir kuru söylem ama hani Darvin’in evrim teorisinden de destek alarak vücudumuzun bir yerini gereksiz yaptık, kaldırmak ya da değiştirmek istedik. Büyük araştırmalarla da destekleyerek böyle bir şansımız olur mu?

Malum, estetik olarak yani kendimiz yaparak, suni değişiklikte atıyorum yüz nakli değişikliği veya ne bileyim herhangi bir buna benzer değişim genetik olarak çocuklarımıza geçmez herhalde. Ama doğal değişim öyle mi? Halimiz irsi olarak çocuklarımıza geçebilir. Bu anlamda dediğimiz şekilde bir değişim yeni nesil formasyonu demektir.

Ama öncelikle başlıkta yazdığımız gibi “Vücudumuzun uzun süre kullanılmayan bölümleri evrimleşerek işlevini yitirip kaybolabilir mi?” sorusunun cevabını bulmalıyız. Bizi cesaretlendiren kullanılmayan uzuvların sanki şeklinin biraz değiştiği (ufaldığı ya da büyüdüğü) Bunu şuraya dayandırıyoruz. Çalışan uzuvda haliyle damarlar da çalışır. Çünkü çalışma ve hareket kanla taşınan besine daha fazla gereksinim yaratır. Kan akışı sürekli olacağı için damarlar büzülmez. Ama bunlar olmadığı zaman tersi olur ve uzuv eski dolgunluğunu kaybedebilir. Belki ufalır, şekli, değişir, belki oradaki hücreler ölür, belki de kullanılmadıkça kaybolur. Tabi bunlar şu anda bilim dışı. Safsata olarak görülse de böyle konuların açıklığa kavuşturulması gerekir. Bilim çıkacak diyecek ki böyle bir şey mümkün değildir; ya da olabilir.

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sormak, öğrenmek ve anlamak için bir başlangıçtır; sorularınızla iyi bir başlangıç yapmışsınız ama belli ki Darwinci modern evrim kuramını, evrim - kalıtım - genetik - mutasyon - doğal seçilim (seleksiyon) ve çevreye uyum (adaptasyon) konularını yeterince araştırmamış ya da anlamamışsınız. Sizin sorularınıza kendi önerdiğiniz yanıtları Darwin öncesi evrim kuramlarında bulmak mümkündür (mesela Lamark'ın teorisi). Kullanılmayan organların körelmesi, çok kullanılanların gelişmesi bir birey bazında gözlemlenen bir şeydir; ama bunun üreme hücrelerine (sperm veya ovaryum) aktarılması mümkün değildir. Nihayetinde erkekde testisler ve kadında yumurtalıklar öteki organ ve dokuların başına gelenlerden bağımsız sahip oldukları genetik kodları aynen tekrarlar ve aktarırlar. Eğer bir bireyde sperm / ovaryum çevresel etkilerle (radyoaktif ışın, çeşitli kimyasallar vb.) bozulmaya uğrarsa bu yavruya bir mutasyon şeklinde aktarılabilir. Bu vb. konuları araştırarak anlayabilirsiniz (bkz. Internet). :)

Meteor 
 28.12.2013 11:53
Cevap :
Tabi siz konuda bilgi ve birikime sahipsiniz. Yorumunuz da çok önemli bilimsel açıklamalardan oluşuyor. Saygılar,selamlar beyefendi.  28.12.2013 19:57
 

Yazdıklarınız niye savsata olsun? Gerçekleri yazmışsınız. Örneğin mide'yi ele alalım. Tahıl ağırlıklı beslenen bir insanın midesiyle besi değeri yüksek ama düşük volümlü gıdalarla beslenen bir insanın midesi aynı olabilir ama bu durum "beyni" etkiler. Aşırı karbonhidratlı besinler mideyi yorar ve beyinde bulunması gereken kan midede yoğunlaşır. Kansız kalan beyin zamanla tembelleşir ve (işlev olarak)devre dışı kalır. Beceri yoksunluğu, algılamada seçicilik hep bu yüzdendir. Kuşaktan kuşağa aktarılma olasılığı da oldukça yüksektir. Bence güzel bir konuyu ele almışsınız, kutlarım.

Ümit Culduz  
 27.12.2013 16:49
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim Ümit bey. İyi yıllar diliyorum...  27.12.2013 19:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4781
Toplam yorum
: 12840
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 669
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster