Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '10

 
Kategori
Resim
Okunma Sayısı
14609
 

Wassily Kandinsky: Soyut resmin kuramcısı

Wassily Kandinsky: Soyut resmin kuramcısı
 

W. KANDİNSKY


Soyut resmin kurucusu kabul edilen W. Kandinsky; “Beni resim yapmaya iten doğa sevgisi ve yaratım istencindeki sonsuz heyecandır” der.

Bazı ressamların resimlerini izlerken “ne anlatıyor” diye bakmazsınız. Onlar eserleriyle sizi kuşatıverir. Eserlerini izlerken duyarlığınız öylesine yükselir ki kendinizi o düşünce veya duyuşun içinde bulursunuz. İşte onlardan biridir Kandinsky.

O, görünenin resmini değil, görünenin arkasındaki gerçekliğin resmini yapmıştır. Rengin ve biçimin ruhsal güçle ilişkisinden hareketle resimler yapar. Onun resimleri izleyenin ruhunda, renk ve çizgiyle bir ritm duygusu oluşturur. Örneğin: Kandinsky “kırmızı renk canlandırıcı birebir etki yapar ve bu, belki de akan kana benzeyişinden ötürü, can acıtıcı bir duyuma kadar ilerleyebilir. Yani bu renk başka bir fiziksel etkinin anısını uyandırmaktadır.”der. Görüldüğü gibi onun resmi, çağrışımların bizi taa derinden etkilediği güçlü ritimlerden oluşmaktadır.

Kandinsky, 1866yılında Moskova’da dünyaya gelir. Babası Sibiryalı, annesi Rus olan W.Kandinsky küçük yaşlarda resim, piyano ve viyolonsel dersleri aldı. 1870’te lise yıllarında amatörce piano ve violonsel konserleri bile verdi.

1886 yılında hukuk ve ekonomi okumak için Moskova üniversitesine kaydolur. Akademik kariyerini 1896 yılına kadar devam etti. Ancak her geçen gün resim sevgisi ağırlık kazanıyordu ve daha fazla zaman kaybetmek istemedi. Kariyerini bırakıp, ressam olmaya karar verir. Bu aşamadan sonra kendini daha da geliştirebileceği bir yere gitmeliydi. İyi derecede Almanca bilen Wassily, en uygun yerin Münih sanat ortamı olacağına karar verdi. 1897 yılında, yani 30 yaşından sonra Münih’teki Anton Azbe’nin resim okuluna kaydoldu.

W.Kandinsky’nin resimleri derin gözlemlere dayanır. Ona göre doğadaki her şey insan doğasıyla ilişkili bir ritm içindedir. Her rengin, her çizginin çağrıştırdığı bir duyarlık biçimi vardır. Bu yüzden olacak ki belli geometrik biçimler, belli duyarlık alanlarını ifade eder. Renk ve formlar arasında kurduğu ilişkiler soyut geometrik resmin temellerini oluşturur.

Varlıklı bir ailede büyüyen Kandinsky küçük yaşlarda birçok şehri gezdi.1891 yılında Vologda’ya düzenlenen etnografik bir geziye katılır. Buralarda tanık olduğu halk sanatından çok etkilenir. Hatta bu konuda bir de makale yazar. Bu etkiler resimlerinde de gözlenir. Birkaç sene sonra Petersburg’a, daha sonra Paris’e seyahat eder. Gördüğü resimler, tanıştığı ressamlar onu çok etkiler. Bu dönemde koyu zemin üzerinde ışıklı formları yerleştirdiği tablolar yapar.

1903’te Moskova’da ilk kişisel sergisini açtı.1908 yılına kadar hem Münih sanat ortamıyla hem de Moskova Sanatçılar Birliği ile birlikte sergiler açtı. Bir yandan da bütün Avrupa’yı dolaşıyordu. Bavyera cam resimlerinden ve ikonaların ifadeciliğinden çok etkilenir. V. Gogh, Gauguin ve Monet’in resimleri ve empresyonizm konusunda incelemeler yapar.

1909 yılında özgün doğaçlamalarını yapmaya başlar Kandinsky. Bu çalışmaları öteki ressamların da dikkatini çeker. “Mavi Binici” akımını oluşturduğu bu dönemde Picasso, Matisse, Delauney ve Klee ile toplanıp soyut resim, gerçekçilik, primitif resimler hakkında entelektüel tartışmalar yapıyorlardı. İşte bu konuların kesişme noktası da Kandinsky’nin resimlerini oluşturur.

Onun resimde vermek istediği şey içsel ve özsel olandır. Nesnel/görünenin resmedilmesinin geçmişte kaldığını düşünür. İçsel, yani ruhsal-zihinsel-düşünsel olanın ise yükselmiş ruhun, incelmiş duyguların eseri olduğunu söyler. Böylece içsel olanın geleceği içinde taşıyan bir nüve olduğunu savlar. Bunun geleceği bildiren bir gücü olduğunu düşünür. O oluşun en katışıksız varoluşunu hissederek resimler yapar.

Soyut resmin babası sayılan Kandinsky’nin resmini en çok etkileyen faktörlerden biri de müziktir. Zaten müzisyen de olan ressam, her iki sanatı tablolarında kaynaştırır. Müziğin soyut imgelerini resimdeki renk lekelerine ve çizgilere dönüştürür.

Hepimizin bildiği gibi müzik en soyut sanattır. Dolaysız olarak ruha ulaşır. Bu sesler bir içsel imge oluşturur. İşte bu oluşum halini resimde dile getirir Kandinsky. Ruhsal titreşimler yaratan çizgi ve renklerden oluşan tabloları izleyende derin duyuşlar oluşturur. İçsel bir tını oluşturur. Tablolarını izleyenler bunu hissederek algılar.

1914’te Moskova’ya döner. Nina Andreivskaia ile tanışır ve kısa bir süre sonra evlenir.

1917’de Moskova Güzel Sanatlar Akademisine profesör olarak davet edildi. Moskova’da hocalık yaparken, Eğitim Komiserliğine getirildi. Rusya Estetik Enstitüsünde aktif olarak görev aldı. Vladimir Tatlin’le birlikte “konstruktivizm, süprematizm ve malzemelerin kültürü” konularında çalışmalar yaptı.

1922’de ünlü Alman Okulu Bauhaus’ta ders vermek üzere teklif aldı. Burada hocalık yapmayı kabul etti. Çünkü Bauhaus okulunda hayata geçirilen yeni tasarımlar sanat objesi olarak yaygın bir şekilde insanlara ulaşmaktaydı.

Kandinsky sezgisel gücüyle dönüşüm halindeki toplumsal yapıyı erken kavrar. Geleneksel anlamda sanat eseri seyredilen iken, Endüstri çağında sanat eseri, sanat objesi biçimine dönüşerek yaşamımızın her alanında yer almaya başladı. Yeni tasarımlar seri üretim şeklinde her eve giren sanatsal objelerdir. Aslında bu anlayış bir yandan estetik-sanatsal açılımları kolay ve ucuz bir şekilde insanlarla buluştururken öte yandan sınıf farkını da ortadan kaldırıyordu. Çünkü o döneme kadar sadece aristokratların sahip olduğu sanat eserleri sıradan halkın da sahip olabildiği sanatsal objelere dönüşmüştü. İşte bu okulun en önemli hocalarından biriydi.

Bu dönemde ilk kitabı “Sanatta Tinsellik Üzerine”yi yazdı. 1933’te Nazilerin Bahaus okulunu kapatmasıyla Almanya’dan ayrılıp, Fransa’ya yerleşti.

Hayatının sonuna kadar Paris yakınındaki Neully’de yaşar. Fransa’da bu dönemde empresyonizm ve kübizm rüzgarı hakimdi. Kandinsky ise, soyut ve geometrik soyut resim alanında çalışmalarını sürdürdü. Bu arada Mondrian, Delaunay ve J. Miro ile tanıştı ve resim konusunda birbirlerinden etkilenip, soyut geometrik resimlerin en güzel örneklerini yaptılar. 1939’ta Fransız uyruğuna geçti.

Soyut resmin babası sayılan Kandinsky, bir sanat kuramcısı olarak resim tarihindeki hak ettiği yeri aldı. Ömrünün sonuna kadar yaşadığı Neully’de 1944’te öldü. Arkasında bıraktığı binlerce resim Avrupa ve Rusya müzelerinde sergilenmektedir.

Kaynaklar: 1)Sanata Tinsellik Üzerine – Wasili Kandinsky 2)wikipedia

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 8346
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

İzmirliyim. İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi mezunuyum. Serbest çalışan diş hekimiyim. M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster