Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '11

 
Kategori
Tıp
Okunma Sayısı
747
 

www.doktormagdurlari.com açıldı

www.doktormagdurlari.com açıldı
 

Modifiye Selçuk Erdem eseri


İlk, bir arkadaşımı ziyarete gittiğimde görmüştüm hastanenin yenilenmiş halini. Hani güzel bir otel gördüğünüzde dersiniz ya “şurada bi gece kalsam”.. İşte hastanede de adeta “şurada bi ameliyat olsam” diyorsunuz. Her yer pırılpırıl, yepyeni, modern, boğaz manzaralı, geniş, wireless internet bağlantılı odalar. Çevirin 7236’yı ısmarlayın “due cappucho” (iki kapuçino’nun argosu). Sanırsınız Roma’da Piazza Navona’dasınız (Navona meydanı). Hooop; Altta Pastaneden siyah uzun penguen önlüklü iki garson odanızda. “pregooo” (buyruuuun)

Allahtan başka bişi dileseymişim. Hikayem şu;
Her “çeyrek basketbolcu” gibi benim derdim de omuz. Sağlıksız beslenme, düzensiz yaşam, ağırlık çalışması, ısınma olmaksızın yaz-kış sokak basketbolu. İlk yurtdışında yaşarken 1988 de “anam anam, koparın omuzumu” diyerek hastaneye gittim. Kontrol v.s. ardından bir kemik arası kortizon, 3 ay dinlenme, beni 3-5 sene idare etti. Sonra bir daha... ve bir daha... Her seferinde bir kortizon.

Roma’dayım. Hani şu bizim meşhur 4 gecesi 99€’luklardan. Bastı omuzum. Sabah 06:00. İndim İstanbul’a, Havaalanından bavullarla direkt hastaneye. Bizi Acil’de Doçent Dr.H.B. karşıladı. “anam anam, koparın omuzumu”. Anlattık hikayemizi. Basın bi kortizon. Olmaaaz! 1001 çeşit Rontgen, Tomogrofi, MR, EMG, Dopler(ultrason) Kan v.s. kontrolleri. Acı ve ağrı içerisinde 12 saattir acildeyim. 2 günde Roma’yı kat. Tam bir işkence. Saat 18:30. Dr.H.B. kararını açıkladı. Ameliyat! Nassı yani? Yok mu bunun başka bir çaresi? Yok! Hanımım bir yandan ben öte yandan yalvarıyoruz; Eskiden bi kortizon yapardınız... Burada da yapıldı. Durdurun ağrıyı, bir düşünelim. İmkansız!, diyor doktorumuz ve ekliyor; herşeyi kontrol ettik. Ağrıyı durduracak hiçbir yol, yordam, yöntem yok!. Omuz ağrısı boyun fıtığından. Ancak ameliyattan hemen sonra bu ağrı geçecek!. Şimdi sizi yukarı odaya çıkarmak için bana sizi ameliyat edecek doktor adı vermeniz gerekiyor. Ben ya da her kimse?. Dr. sürekli yanımızda. Bir dakika dedim doktor bey, bari bize bir adet dakika lütfen.
Dr. Acilde yatakları ayıran perdenin diğer tarafına geçti ve biz bir cerrah arkadaşımızı arayabildik. Arkadaşım; şu anda uzaktayım. Detayları bilmiyorum ama 1-Türkiye’nin en büyük özel hastanelerinden birindesin 2-Eğer bir meslektaşım sana bu cümleyi kullanıyorsa durum gerçekten acil demektir. Güvenmek gerekir. Tamam dedik. Zaten ağrıdan kıvranıyorum. Öyle bir acı içerisindeyim ki, Doktor; ç...nü kescem ve ağrın geçecek dese, kabul edeceğim. Ne varsa imzaladık ve nihayet 12 saat işkenceden sonra odaya çıkabildik. Gece yarısı operasyonları ile hastanede referans aldığımız birkaç Prof. ve Dr. ismine daha ulaşabildik. Sabah ilk işimiz bu Prof. ve doktorun kapısına dayanmak oldu. Yarın inkar eder mi bilemeyiz ama, aldığımız cevap bizi hayal kırıklığına uğrattı. “Sizi ilk gören ve ameliyat için yazıldığınız Doktor “H.B.”. Aynı hastanedeyiz. Sizi devir almam etik olarak uygun düşmez. Bir problem olursa yardımcı oluruz” (Ör.Dr.A.Z) O ne yaa. Can bu. Gömlek sanki. Hani kötü ütülerse alır başkasına ütületirim. Aklıma halıcıda çalıştığım günler geldi. Orada da müşteriyi ilk karşılayan Hanut’u alırdı. Burada da hastayı ilk karşılayan. Ne güzel...
Olduk ameliyat. Ancak durmadan yutkunuyorum. 2 gün geçti, ağrılar aynen devam. Omuzum da omuzum. Tekrar MR’lar, filmler v.s. Doktorum niyaz eyledi; Benim ameliyatım başarılı geçti, ancak görüyorum ki omuz ağrısı seconder (ikincil) bişi. Hadiii yaaa! Bravo! Yani k....da da çıban olsa, Sn. Doktor onu da alsa, “başarılı geçti! ” diyecek. Ve ekledi; “yarın bayram ve ben tatile çıkıyorum. Yerime arkadaşlarım bakacak. İyi bayramlar...! çüüüüz” Şaka gibi. Dr. beni ameliyat etmiş, başarısız geçmiş, ama tatile çıkıyor.... Ve çekti gitti tatile. Hemen dedim bana lütfen bi kortizon. Ertesi gün abbas yolcu, ben taburcu.
Kortizon 2 gün idare etti. O da bize araştırma yapmamız için yetti. Bastı kol. “anam anam, koparın omuzumu”. Bir diğer hastanedeyim. Bayramın son günü. Buradaki beyin cerrahı tatilini keserek derhal hastahaneye geldi. Film, MR v.s. ilk cümlesi; “Eve gitmesen iyi olur!.” Çünkü yapılan ameliyatta yanlışlık olduğu ve boynuma konan parçanın (Cage yani Yüzük) soluk boruma fırlayabileceğini söyledi. Burada yapılan 2.ameliyat tamamen “can kurtarma operasyonu” oldu. Cage yani yüzük çıkarıldı yerine platinler takıldı. Ve bir takım daha komplikasyonlar temizlendi. 3.ameliyatım ise gerçekten omuza yönelik ameliyat oldu. Bunun bedelini 2 kez 8.5 saat ameliyat masası ve 2X1.5 gün yoğun bakımda kalarak ödedim. Peki ya sorumlu! doktorum’un bana yaşatıklarının bedeli ödenebilecek mi?
Araştırdık. Türkiye’de esas problem doktor mağdurları dava açınca geliyor. Çünkü bu tür davalarda bilirkişiler çok önemli. Peki bilirkişiler kim? Cerrahlar!. Yanlış ameliyat davalarında, eğer bedende “makas” kalmamış ise, kendileri de cerrah olan bilirkişilerden meslektaşları aleyhine rapor çıkması zor gibi gözüküyor. Bu nedenle Türkiye’deki yetkili kişi ve kuruluşlardan tatmin edici herhangi bir özür ve yaptırım gelmediği, mahkemelerden sonuç alınmadığı takdirde, konuyu ve davayı uluslararası kurum, kuruluş ve mahkemelere taşımak gerekebilecek. Nitekim benim doktor hala aynı hastanede çalışmaya ve ameliyatlarına devam ediyor. Acaba biz başka mentalitede olsak bu Doktora Sütlüce’de koyun kestirirler miydi?

Hastane
Tek kelime ile 5*. Ekipmanları, konumu, techizatları, tefrişatları, hizmeti, hijyeni, yemekleri ve hatta manzarası mükemmel. Dallas Methodist, New York Presbyterian, Houston Methodist (Dr. Michael E. DeBakey’in hastanesi) gibi hastaneleri gezme şansım oldu. Buralara zamanında az hasta ve yakını yollamadık. Bu Hastane hepsinden bir adım önde. Diğer hastaneleri bilemem; ancak sahiplerinin bu hastaneye ticari bakmadıkları kesin. Yoksa 600 küsür odalı, boğaz manzaralı, şehrin göbeğinde nefis bir otel, ekstra gelirleri hariç %70 dolulukta senede 8-10 Milyon euro kılçıksız kar ederdi. Aile ve Vakıf, Hastane için hala cepten yiyor. Teşekkürler aileye.

Sigorta şirketi
Yıl 86. Birleşmiş Milletlerde çalışıyorum. Yine BM’de çalışan İsveçli arkadaşımla bir davetten geceyarısı aynı taksi ile ayrıldık. O Manhattan’da 106, ben 108 de oturuyorum. İndi taksiden. Evine girene kadar taş çatlasın 50m var. İçgüdüsel olarak beklettim taksiyi. Korktuğum başıma geldi. Arkadaşım 2 kişinin saldırısına uğradı. Herşey birkaç saniye sürdü. Yanına ulaşana dek çoktan kaçtılar. Karnından bıçaklayıp cüzdanını almışlar. Hemen hastaneye ulaştık. Adını, çalıştığı yeri verdim. Bağlı bulunduğu sigorta şirketinden ve İsveç konsolosluğundan teyid almamıza rağmen benim tüm kredi kartlarımı manuel slip çekip, imzamı almadan tek bir işlem yapmadılar...
Yıl 2007. Şiddetli omuz ağrısı ile Türkiye’deki hastanedeyim. Sadece adımı ve sigorta şirketimi söyledim. Dünya kadar tahlil, MR v.s yaptırdım, ameliyat oldum ve çıktım. İşte bizdeki ve hasta BM çalışanı olmasına rağmen Amerikadaki sigorta şirketi veya sistemi. 2. ve. 3.ameliyatlarımı başka hastanede oldum. Doktor anlaşmasız. 21.600 YTL sadece profesör ücreti. 2.gün faturanın %80’i sigorta tarafından hesabıma yattı.

Ameliyatımı yapan Dr.H.B.
Nereden başlayacağımı bilemiyorum.
· Senelerdir omuzuma önce bir kortizon yapılır. Rahatlatılır. Sonra nesi var diye bakılırdı. Anlattık, rica da ettik kendisine. Lütfen bana acı, işkence çektirme. Vur iğneyi, sonra bak neyim varsa. Zaten Roma’da 24 saattir acı içerisindeydim. Hayır. Yapmadı ağrımı dindirecek herhangi bir iğne.
· Beni işkence gibi 12-13 saat acı içerisinde acilde bekletti ve “Ameliyattan sonra geçecek” diyerek de ameliyata zorladı.. Öyle ki; bırakın boyun fıtığı ameliyatı olmayı, çü kesecem, ağrın geçecek dese inanın “kes” diyeceğim.
· Ve doktor Omuz ağrımla birinci derecede ilgili olmayan Boyun Fıtığı ameliyatı yaptı. Kendisi de daha sonra bunu itiraf etti.
· Ameliyattan sonra omuz ağrılarım aynen devam etti. Edince de tekrar filmlerimi çekip; Ama benim ameliyatım başarılı geçmiş. Sizin omuz ağrınız seconder (ikincil) bir problem dedi. Bende Sn. Doktorum “kı-da da çıban olsa ve alsanız başarılı geçti diyeceksiniz!” diye düşündüm Ama bana ne. Ben niye ameliyat oldum?. Bu arada, ameliyat sonrası korkunç bir yutkunma da başladı.
· Sn. Dr. bana; Kusura bakmayın şimdi tatil zamanı. Ben tatile çıkıyorum. Arkadaşlarım size yardımcı olacak dedi ve vınnn. E madem tatilin, hastanı takip etmekten daha önemli. Neden böyle riskli bir ameliyatı tatil öncesi aldın? diye soramadım bile. Bakakaldık eşimle.
· Çıktık hastaneden. Aradan 4 gün geçti. Cebimiz kendisinde. Aramadı dahi.
· Ağrılar bastırınca geçtik diğer hastaneye. Aynı film ve MR faslı burada da devam. Sonuç;
1. Cage yani yüzük çok öne takılmış. Her an yemek borusuna kayabilir. Yutkunma buradan kaynaklanıyor.
2. Cage yani yüzük kemik yerine kemiğin ürettiği kireçlenmiş (Osteofit) olan çok zayıf bir bölgesine takılmış. En ufak bir darbe bile hayati tehlike yaratabilir.
3. Cage’nin stoperi dahi kireçlenmiş bölgeye takılmış
4. Ameliyatın sonuçları ve bölge, aşırı kanamadan dolayı MR, tomografi v.s lerde net görülemiyor.
5. Genelde bu tür ameliyatlarda bu tür kanamaları dışarı atmak ve birtakım komplikasyonları, iltahapları engellemek için “diren” (vucut içinde ameliyat sonrası kanamaları dışarı atan sistem-boru) takılabilirdi. Takılmamış.
6. Boyun fıtığı ameliyatı olan hastaya ameliyat sonrası olası dönme, darbe v.s. karşın boyunluk verilir, takılır. O dahi takılmamış.
· Ve saatler süren 2. ve 3. ameliyat... günler süren yoğun bakım.
· Dr.H.B. hala aramadı. Eşim mesaj çekti kendisine. Ameliyatları bildirdi. Döndü nihayet, aradı eşimi. Azarladı. Dr.hastayı değil hasta Dr’u ararmış!. Nerde görülürmüş bunun aksi.

Cem Polatoğlu
· Durup dururken 3 ameliyat oldum.
· Boynum bir takım metallerle (platin ve vidalar) dolu
· Sağ kolum kalkmıyor, Sağ elimle yazamıyorum, Sağ el parmaklarım (iki tanesi) hissiz.
· Sol göz kapağım bazen düşüyor, kapanıyor.
· Ayakta 15 dk uzun süre duramıyorum. Çöküyorum.
· Sesim değişti. 15 dk. konuştuktan sonra sesim çatlamaya, kesilmeye başlıyor.
· Vücudumun ve iç organlarımın (Ciğerlerim, böbreklerim, midem, barsaklarım, dalağım v.s.) uzun dönemde her biri 8 saatten fazla süren ameliyatlardan etkilenmemesi mümkün değil. Ömrümden kaç sene gitti hesabı yapılamaz. Kısaca “testi kırıldı
· Yaşam kalitem yarıya düşüyor. Basket, futbol v.s oynama, motorsiklet, bisiklet, parasailing, kayak, dalma gibi hobilerimi ancak rüyalarıma saklamalıyım. Araba kullanırken dikkat! mümkünse kullanmamalıyım...v.s. v.s
· Tüm hassas güvenlik kapılarında, boynumdaki metallerden dolayı ötüyorum.
· Bir tokatlık canım var. Tavuğuma “kış diyene hoşt” diyemeyeceğim. Ömür boyu herkese “eyvallah” demek zorundayım.
· Façam bozuldu. Boynumda ve ensemde 3 tane derin çizik var. Fular baş aksesuarım olacak. “Bağrı açık, kıllar fora” imajım yok oldu...
· Artık kesiklerden dolayı sinekkaydı traş’da imkansız. Plajda hava atmak da.
· Boyunlukla sevişmek zor. Boyunluksuz da allah muhafaza “su testisi” korkusu.
· İşlerim bozuldu. Özellikle cirosunun %80’nini bayramlarda yapan seyahat acentelerinden biri olan şirketim, bir sene önce bayramlar için garantili girdiği angajmanlar (otel ve uçak) yüzünden de zarar etti. Not: Baracuda’nın 2006 yılı resmi cirosu 4 milyon küsür euro
· Bundan sonra da işimi aynı ritmde yürütme şansım “0” Hatta çok haraket ve seyahat gerektiren işimi devam ettirme şansım da.

Not: Tüm belge ve sonuçlar tarafımdadır.
1) Durum bu; Şimdi lütfen, benim gibi doktor tarafından mağdur edilmiş yakınlarınız var ise sahsi mailime bildiriniz. http://www.doktormagdurlari.com/ isimli bir site kuruyoruz. Çok yakında sistemde olacak. İlgili ve yetkililere bu veriler ışığında adım atmaları gereken noktalar var mıdır? diye sormak istiyoruz.
2) Sen mi kurtaracaksın bu dünyayı? demeyin!. 2004 yılında internet bankacılığından tek soyulan (74.000YTL) ben zannediyordum. http://www.sanalbankamagdurlari.com/ kurulduktan 15 gün içerisinde 3.500 mağduriyet geldi. Medya reklam baskısına rağmen çok duyarlı davrandı. Sorun bitti mi? Hayır ama; eğitim panelleri düzenledik. Bankalar kendilerine çekidüzen verdiler. Hem kendilerini hem müşterilerini eğittiler, geliştirdiler, güvenlik önlemlerini arttırdılar. Türkiye’nin milyonlarca doları başta Rus, İsrail ve Türk hacker’lara ulaşamadan kurtarıldı. Duyarsız olan banka ise 2004’de 1.475.000 internet bankacılığı kullanıcısından 1.100.000 lere düştü. Milyonlarca dolarlık reklamlara, dandrik derneğe hibe karşılığı “en iyi internet sitesi” seçtirilmesine, sağbek’e verilen 350.000 avro’ya rağmen. Yazık değilmi bu memleketin parasına? Duyarlı banka “A” ise 400.000 kullanıcıdan 1.600.000’e, “Y” 525.000’den 1.474.000’e, “İ” 275.000’den 1.250.000’e ulaştılar. Ama şimdi Hackerlar şimdi de “cep”lere bulaştı... Uzayda uydu bile kiraladılar. Cep’teki virüs konuşma ve yazışmaları buraya aktarıyor. Almanya karşı yasa çıkardı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu macerayı ilk yaşadığınızda okumuştum. Hatta doktor mağdurlarına birkaç yazı da ben yazmıştım. Sonrasında şaka gibi birkaç mağduriyetimiz daha oldu ama yeniden yaşamış gibi olmamak için kaleme almadım. Çünkü cidden sinir bozucu olaylardı. "Orada kırık olmaz" diyerek beni, hem de eni konu kırık yağımla, 12 gün gezdiren doktor mu dersiniz, önemli bir hastanede, ha babam verilen indrar söktürücü yüzünden babamın kalp kirizi geçirip, 1 hafta yoğun bakımda kalması mı dersiniz... Sizin tatilbaz doktora gelince, belli ki masraflı bir tatile çıkmak üzereymiş veAllah yardımcısı (!) olmuş, kader sizi o hastaneye yönlendirmiş. Ne diyelim?.. Valla diyecek birşey bulamadım :)

Kapaparantez 
 19.07.2011 15:32
Cevap :
Size de geçmiş olsun. Umarım sigorta sistemimiz gelişir de biz hastalar da bu gereksiz ameliyatlardan kurtuluruz.  19.07.2011 16:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 282
Toplam yorum
: 172
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 4294
Kayıt tarihi
: 23.01.07
 
 

Kayseri doğumlu, 1977'den beri Sektörde (Otel, Çarşı, Yurtdışı Acente, Profesyonel Turist Rehberi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster