Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Aralık '11

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
320
 

X Arkadaşım!

X Arkadaşım!
 

www.haberciniz.biz


Şimdi başımızdan geçen çok enteresan bir olayı sizinle paylaşmak istiyorum arkadaşlar. Bu konudan çıkarılacak ana fikir; “etrafımızdaki insanların bizden, sosyolojik ve ideolojik beklentileri nelerdir?”

Ayrı ayrı şehirlerde yaşadığımız, delikanlılık zamanı; yazın tatil günlerinde kendi köyümüz de birlikte, güzel günler geçirdiğimiz X arkadaşım ile yıllar sonra İstanbul’da; yine tesadüfen ikimizin de yaşadığı semtte karşılaşmıştık.

Kendisi mezun olduktan sonra evlenmiş, mesleği gereği Doğu’da şark hizmetini yaptıktan sonra yeni işyeri Bakırköy olmak üzere İstanbul’a atanmış. Evlerimiz aynı semtte ve hatta aynı mahallede olması ise büyük tesadüf idi.

X arkadaşımın biri 5 diğeri 6 yaşlarında iki tane erkek çocuğu vardı. Benim de iki yaşında bir kız çocuğum vardı. İki aile birbirimize gitmeye başladık. Çok seviyeli, düzeyli bir aile dostluğu oluşturmuştuk. Yazın veya kışın periyodik olarak karşılıklı gidip gelişler sürüyor, çevremiz ile birlikte daha çok sosyalleşiyorduk. Daha sonraları oğlum Gökmen dünyaya geldi ve bu aile ilişkileri içindeki sosyalliğe o da karıştı.

Kendi akraba ve yakınlarımızdan uzak şehirde yaşıyor olmamız, bizleri akraba kadar yakın kılıyordu. X arkadaşım emekli olmuş ve yine aynı semtten, bize çok yakın bir siteden daire almıştı. Kapı komşusunun da köylümüz olması iyi bir olaydı. Bir gün Allah rahmet eylesin köyümüzdeki bir ağabeyimizle msn de konuşurken ona; bizden önce köyümüze tatile gelen X arkadaşımın bu aralar ne yaptığını sordum.

Sevgili ağabeyim X arkadaşımın kayınvalidesinin öldüğünü ve bu ara üzgün olduklarını bana yazdı. Sevgili ağabeyimiz ile konuşmamız bittikten sonra; eşime olanları anlattım ve hemen X arkadaşımın hanımını aramasını ve başsağlığı dileklerimizi bildirmesini istedim. Sevgili eşim telefonu açtı ve X arkadaşımın eşine (evcek, ortak) başsağlığı dileklerimizi sundu.

Malum o yaz işlerden dolayı tatil için köyümüze gidemedik. Bir iki ay sonra Ramazan bayramı gelmişti. Telefona sarılıp X arkadaşımı aradım. Amacımız evlerine bayram ziyaretine gitmekti. X arkadaşımın telefonunu sevgili eşi açmıştı. Öncelikle hal hatır sorup annesi için tekrar kendisine baş sağlığı diledim ve kendilerine bayram ziyaretine geleceğimiz için aradığımı söyledim.

X arkadaşımın eşi kendilerinin köyde olduklarını söyleyince o zaman telefondan bayramlarını kutladım ve X arkadaşımı telefona istedim! X arkadaşıma da hal hatır sorup bayramını kutladım. Ancak X arkadaşımın benimle isteksiz konuşması bana soğuk davranması gözümden kaçmadı. Sevgili eşim ile “bunun altında bir şey var ama nedir?” diye kendi aramızda konuştuk.

Günler sonra X arkadaşımın eşi ve köylümüz olan bir başka arkadaşımın eşi ile öğleden evvel fatura yatırmaya çıktıkları çarşı dönüşü çat kapı, bize nescafe içmeye geldiler. Genellikle her ay fatura yatırmaya çıktıklarında iki hanımefendi bu şekilde çat kapı sohbete gelmeyi âdet edinmişlerdi! (Oysa X arkadaşımın eşi bu tür çatkapı gelmelere karşı kesin tavrı olduğunu her fırsatta söyler ve hatta bu hareketi bu iletişim çağında görgüsüzlük olarak nitelerlerdi!)

Sohbet arasında, X arkadaşımın neden eskisi gibi benim yanıma dükkâna gelmediğini, arayıp sormadığını eşine sordum. X arkadaşımın eşi bana; X arkadaşımın dargın olduğunu söyledi! Şaşırdım tabi “peki ben ona ne yapmışım?” diye sordum. “Annem vefat ettiğinde onu arayıp başsağlığı dilememişsin diye sana çok kızgın” dedi.

 Bu olaya çok şaşırdım. Oysa ben olayı öğrendiğimde, eşime bizleri temsilen sizi arayıp başsağlığı dilettirdiğimi hatırlattım. Şayet X arkadaşımın annesi vefat etmiş olsaydı aileyi temsilen X arkadaşımı ben arayacak ve başsağlığı dileyecektim. Şayet onu görmüş olsam yine başsağlığı dilerdim ama olayı öğrendiğimiz gece eşimin sizi telefon ile arayıp adımıza başsağlığı dilemesiyle bu iş bitmişti zaten!

X arkadaşımın eşi; “vallahi ne bileyim? Vefat eden benim annem sana ne oluyor? dediysem de laf dinletemedim o kafaya çok takmış bu işi” dedi. Aramızdaki soğukluğun sebebi anlaşılmıştı. Ne yalan söyleyeyim bu olay benim canımı çok sıktı. Belirsizlik ve soğukluk devam ediyordu...

Aylar sonra, yine aynı semtte oturduğumuz kayınpederim bir gece aniden fenalaşıp kalp yetmezliğinden vefat etti! Tabi ailece yıkıldık. Çok üzgündük. Hemen her gün ve gece kayınvalidemin yanında onu yalnız bırakmıyorduk. Bir akşam X arkadaşım eşiyle birlikte bizden önce kayınvalideme başsağlığına gelmişlerdi.

Tabi hoş beş yaptık. Her ne kadar hal hatır sorduksa da o soğukluğu üzerimizden bir türlü atamıyorduk. Sanki laf olsun diye birbirimizle konuşuyor, eski havayı bir türlü yakalayamıyorduk. Kayınvalidemin yanından iki aile birlikte çıkmıştık. Yine hep birlikte konuşa konuşa caddede yürüyorduk.

Eşim ve ben her ne kadar eski düzeni yakalamaya, alttan almaya çalıştıysak ta karşı taraftan aynı iyi niyeti göremiyorduk. Yol ayrımına geldiğimizde, karşılıklı isteksiz davet dileği ile evlerimize ayrıldık.

Eşim ile göz göze geldik ve birlikte “Bu dostluk bitmiş” dedik!

Durum her ne kadar sosyolojik görünse de bunun altında yatanın aslında ideolojik olduğunun da farkındaydım. Bir süre önce Cumhuriyet yürüyüşü ve evet hayır referandum öncesi yaptığımız konuşma sırasında büyük konuşmuştu X arkadaşım!

Halkın iradesi X arkadaşımın düşüncelerinin aksine oy kullanmıştı. Oysa ikimizde aynı şeyi savunuyorduk ama farklı açılardan baktığımız için anlaşamıyorduk. O öncekileri çoktan affetmiş (!) şimdiki iktidara yükleniyordu. Oysa ben, bu iktidarı başımıza getirenlerin yaptıkları hatalara takılıyor, gelişen ve gelinen süreci yorumluyordum.

Yani mevta bahane, siyaset şahane...!

Dostluk bitmedi, öldü, öldü! Sebebi siyaset; kendine faydası olmayan siyasilere güvenen X arkadaşım, bana ateşli ateşli savunduğu siyasiler onu seçimlerde utandırmıştı! Aile olarak görüştüğümüz için olan bizim dostluğumuza, sosyalliğimize, birbirlerine kaynaşan çocuklarımızın samimiyetliğinin bitmesine sebep oldu!

Sıkıntılarımız aynı olduğuna göre, düşüncelerimiz neden farklı? Siyasilerin birbirlerinden farklarının olmadığı, ortak kararlarıyla aldıkları maaş zamlarından belli olmadı mı? Ben bunu anlatamadım ona yanarım.

Kayın valideni bahane ederek iki ailenin dostluğunu öldürdün ya!

Yolun açık olsun X arkadaşım...

M.Talip Girgin... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kötü bir şey yazmamışsın ki ağbi, keşke adamın ismini de yazsaydın... Ha bundan kelli adını anmak istemiyorum dersen o başka!

Ali Gülcü 
 03.01.2012 23:15
Cevap :
Bak o doğru Ali kardeşim. Bu tür küçük saplantıları olan adamların hedefi de küçük olur. Bu güne kadar olan beraberliğimizde hakkım varsa helal olsun ama bundan sonra yok sayarım. Süresi dolmuş arkadaşlığa iki kere üzülmem! Bu arada yakında bir Ereğli veya Sultanköy yapmak istiyorum. Kalkan popülasyonu ne alemde? :)   03.01.2012 23:33
 

Yazık, çok yazık olmuş güzel bir dostluğa...Her zaman için üzülürüm, kırgınlıklara, biten arkadaşlık ve dostluklara. Dilerim bir başka güzellik sebep olur da, yeniden yakalarsınız eski candan arkadaşlığınızı...Gelip geçici diye kabul ettiğimiz üç günlük dünya, değmez insanların birbirini kırmasına. İnancımız da böyle emreder. Mutlu seneler...

Yurdagül Alkan 
 30.12.2011 16:42
Cevap :
Evet, hakikatten yazık oldu; ettiğimiz muhabbete, sohbete, dayanışmaya... Evet, yazık oldu; çocuklarımızın, ailemizin sırf bir kişinin egosu, kaprisi yüzünden dostluğumuzun son bulmasına... Bundan böyle hiçbir dilek veya dua bizim eski dostluğumuzu geri getiremez! Birinci dereceden, kırmızı kalem çektiğim onlarca akrabam varken, hiçbir kan bağım olmayan birine, ikinci kez şans verecek değilim. Hiç kimse ama hiç kimse benim ve çocuklarımın duygularıyla oynayamaz. Biz, birilerinin egosunu pohpohlamaya gelmedik bu dünyaya... şu üç günlük dünyada insanca, dürüstçe yaşamaya çalışıyoruz. Değer verdiğimiz insanlar bunu hak etmiyor ve inançlarımıza saygı duymuyorsa, bu olaylar bizim için sıradan, kötü deneyim olarak tarihe yazılıyor. Etrafımız “yok” gördüğümüz yaşayan ölülerle dolu; ha bir eksik, ha bir fazla ne fark eder değil mi? Size de mutlu, huzurlu seneler efendim... :))  31.12.2011 0:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 438
Toplam yorum
: 1047
Toplam mesaj
: 121
Ort. okunma sayısı
: 788
Kayıt tarihi
: 07.01.07
 
 

Milliyet Blog’a hangi vesile ile kayıt olduğumu doğrusu hatırlamıyorum!  Bende birçoğunuz gibi ya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster