Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '18

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
51
 

Xenophanes Üzerine

Xenophanes ve Dinsel Düşünüşün Evrimi
Yurdundan çıktı belki de hicret etti.
Pers Kralı Büyük Sirus, İonia’yı önüne kattı ve işgal etti.Gelip Kolophon’a dayandıklarında Xenophanes 25 yaşındaydı. Yurdundan çıktı Akdeniz’e doğru uzun bir yola çıktı. Hem dışarıda hem de kendi içinde uzun bir yolculuktu bu.
 
M.Ö. 6. ve 5.yy'da yaşamış Xenophanes bir doğa filozofuydu, doğada olanları doğa ile açıklıyor, Tanrı'ya ya da ilahi güçlere izafe etmiyordu. Doğa üzerine çalışıp anlamaya çalışıyordu. Ancak onun asıl başarısı ve katkısı teolojik olarak çıkışlarının özgünlüğü ve başarısıydı. Doğayı açıklamaktaki  yaklaşımları ve kozmolojik argümanları pek kayda değer olmasa da dini düşünceye büyük sıçrama getirmiştir.
 
Evrenin arche'sinin toprak elementi olduğunu, toprağın sonsuz ve sınırsız olduğunu söylemiştir. 'Topraktan gelip toprağa gitme' fikrinin kökü buraya izafe edilir.
Dini duyguları gelişkindi ancak bağnaz ve gelenekçi değildi, farklı ve büyük düşünüyordu. Tanrı’ya saygı duyuyordu. Onun insanlaştırılmasını, insani özelliklere büründürülmesine katlanamıyordu.
Ona göre Tanrı insan gibi kızıp, trip atıp , hırsları, takıntıları, arzuları, kıskançlığı olan bir şey olamazdı. Bu Antropomorfik Tanrı anlayışına kıldı. Bu yüzden Homeros’a gıcıktı şiirlerine ayar oluyordu. Çünkü şiirlerinde Tanrı’yı insanlar gibi anlatıyordu.
 
Xenophanes'in teolojik tespitleri oldukça vurucudur.
Her toplum kendi inandığı tanrıyı kendine benzetiyor, kendi algısıyla algılıyor ve fiziksel olarak kendi gibi görüyordu. Yani tanrılar, o tanrıların yaratıcılarına maddi ve manevi olarak benziyordu.
Zencilerin tanrısı zencilere, Yunanlıların tanrısı yunanlılara, Trakyalı tanrılarsa kızıl saçlı trakyalılara benziyordu.
 
Dedi ki , ‘olur mu be öyle saçma şey l..Tanrı dediğin insan denen varlıktan ve duygularından, insani öfkelerden beridir .’dedi. Devam etti ; ‘Aynı mantıkla öküzlerin tanrısı öküzlere, atların tanrıları atlara benzerdi. Bu böyle olmaz ‘ diyerek dinsel algıda devrim niteliğindeki salvolarını sıralıyordu. Monoteizme giden yolu açmıştı.
 
Dedi ki; ‘‘Olsa olsa bir Tanrı vardır, ne biçimi ne karakteri insana ve ölümlülere benzemez. Bildiğimiz hiçbir şeye benzemez, o baştan aşağı görmedir,baştan aşağı işitmedir, baştan aşağı düşünmedir ve her şeyi zahmetsizce yönetir.’’
Burada belkide bir tür Deizm formuna kayan bir fikirden söz edilebilir. Lakin burada karışmayan bir tanrı değil bizzat müdahil olan bir Tek tanrı vardır. Ancak bu ifade daha ziyade bir tenzihtir, Tanrı'nın sıfatlarına bir atıftır.
 
Xenophanes biraz da vaizdi. Şairdi ara ara söylev çekerdi topluma, ayar verirdi. 
Ayrıca bilgi deneyimdir. Kulağımıza gelen şeylerin gerçeklikleri konusunda nasıl emin olabiliriz’gibi agnostik açılımları da var.
 
Ayrıca deniz kıyılarında gördüğü fosillere bakarak dünyanın ve insanın kökenlerine dair düşünceleriyle evrime göz kırpmışlığı da vardır.
Son zamanlarında Elea’da yaşadı orada eğitimler verdi. Permanides’in hocasıdır.
 
Ona ait son bir sözle bitireyim yazıyı.
 
'Tanrı biz ölümlülere zamanın başından beri hiçbir şey söylememiştir. Bilgi insana ancak uzun soluklu çalışması sonunda gelir.'
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 134
Kayıt tarihi
: 20.03.18
 
 

*Araştırmacı-yazar ve danışmanım. **Şiir, deneme ve düşünce yazıları yazıyorum. ***Felsefe/ Kadim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster