Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '07

 
Kategori
Kent Tarihi
Okunma Sayısı
2362
 

XXI. yüzyılda Samsun ve yüksek strateji

XXI. yüzyılda Samsun ve yüksek strateji
 

Tarihsel sürece bakıldığında Samsun’un, dünyaya yön veren iki önemli gelişmenin ana ekseni içersinde yer aldığı görülmekte. Bu gelişmelerden ilki, M.Ö. I. y.y.’da gerçekleşmiştir. Samsun, Sinop ve Amasya’yı kendine ana üs edinen Pontus Kralı VI. Mithradates Eupator (M.Ö. 131–62) önderliğindeki Anadolu güçleri, Roma emperyalizmine karşı büyük bir mücadeleye girişmiş, bu ulvi amaçla VI. Mithradates Eupator, Roma güçleriyle defalarca çarpışmış, fakat M.Ö. 71’de Samsun’un, M.Ö. 70’de Amasya’nın Roma ordularınca ele geçirilmesi neticesinde, bu ana üslerini kaybeden Mithradates, Roma emperyalizmini başarısız kılmada muvaffak olamamıştır.[i] İşte temelde Roma İmparatorluğu bu tarihten sonra önem kazanmış, Batı Roma İmparatorluğu’nun önemsizliğine karşın, asıl gücü tekelinde bulunduran Doğu Roma İmparatorluğu batıdaki muadilinin dört yüz yıl dayanıp yıkılmasına karşın, daha binyıllarca ayakta kalabilmeyi başarmıştır. Bu tarihten sonra Anadolu, Roma İmparatorluğu’nun bir eyaleti haline getirilmiş, Klasik Çağ kent devletleri eliyle şekillenen ‘demokrasi’ anlayışı, Roma emperyalizminin ezici imparatorluk geleneği altında artık binyıllarca yaşama imkânı bulamamıştır.[ii]

Samsun’un dünya tarihi açısından ana eksende olduğu ikinci önemli gelişme ise, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da başlattığı Milli Mücadele sürecidir. Bu sürece yıllarca İnkılâp Tarihi derslerinin sıkıcı bilgi yığınları arasında ve hep ‘’iç boyutuyla’’ bakmak zorunda kalan kitleler, konuyu dünya tarihinin ivmesel boyutu açısından anlamakta zorluk çekmektedirler. Şöyle ki; XIX. y.y. sürecinde doruğa çıkan özelde Anglosakson, genelde Batı emperyalizmine karşı bir karşı koyuşun ve bu manada binyıllardır Avrupa’nın Asya’ya karşı istila harekâtının ‘duraklatılması’ sürecinin başlangıcını teşkil eder 19 Mayıs 1919 ve bunun başlangıç yeri yine Samsun’dur. Bu tarih itibariyle ‘Anadolu İhtilali’ türlü merhalelerden sonra ‘askeri açıdan’ muzafferiyete ulaşmış, bu askeri başarı Asya’nın emperyalizm kıskacındaki milletlerine de örnek teşkil etmiş ve üç yüz seneyi bulan Asya karşısındaki Avrupa üstünlüğü sarsılmaya başlamıştır. Samsun’un bu süreçte işte böyle bir misyonu vardır. Fakat bu misyon henüz tam olarak tamamlanmış değildir. XXI y.y.’da ivmesini Samsun’dan alan yeni ve başarılması mümkün olan büyük tarihsel görevler beklemektedir Samsun’u.

Burada ortaya konulmaya çalışılan misyon, daha önce ortaya konulan Kent Vizyonunun Oluşturulması[iii] kavramından farklı bir anlam içermektedir. Yukarıda aktarılan ve her iki tarihsel olayda da Samsun’un dünya çapında oynadığı önemli rol göz önüne getirilirse, Samsun’un, Türkiye’nin sıradan bir ilinin benimseyebileceği ve sıradanlığının mucibince başardığı noktada da hedefine varmış olabileceği vizyoner tutumunun/hedeflerinin çok ötesinde bir geleceği vardır XXI. y.y.’da. İşin asıl önemli noktası da buradadır; üretim ekonomisine dayalı sanayileşme açısından, kentleşme açısından, kültürel altyapı açısından, 1980’lerin Türkiye’sinde ilk dörde giren Samsun, bugün bu noktalarda çok gerilerde kaldıysa ve Türkiye’nin sıradan bir ili olması, stratejik nedenler ve yukarda sıralanan tarihsel geçmişi gerçeği gözönüne getirildiğinde mümkün olmayan Samsun’un, aşağıda ortaya konulacak olan misyona sarılmaktan ve onu geliştirmekten başka şansı da yoktur aslında ve bu Samsun’un adeta gelecekteki kaderidir!

Her ilin yüzeysel ruhunu belirleyen unsurlar [iv] farklı farklıdır, fakat Türkiye’de genel olarak bu ruh manzarası, birbirine çok yakın ruh ikizleri olma noktasına gelmiştir iller açısından. Buna göre illerimiz, niceliksel anlamda birbirlerinin birer kopyası olabilmek adına birbirleriyle yarış eder haldedir. Durum bu olunca, Gaziantep’te veya Eskişehir’de açılan alış-veriş merkezinin bir benzerinin Samsun’da açılmış veya açılacak olması, Samsun’un gelişmişliği ve tarihsel misyonu açısından ona önemlice hiçbir şey katmaz! Hayır, Samsun’un bunun gibi basit niceliksel olgulardan daha ziyade niteliksel anlamda derinliğe dayanan amaçları ve misyonu olmalıdır ve bu da Samsun için zaruridir. Bu niteliksel amaçlar ne olmalıdır? Türkiye Cumhuriyeti’ne çıkan yolun ilk kilometre taşlarının Samsun’da döşendiği hatırlanacak olunursa, XXI. y.y.’da Türkiye’nin yöneleceği ulusal stratejik hedeflerinin belirlenmesinde Samsun fikir üreten bir merkez haline getirilmelidir. Şöyle ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin bugüne değin ulusal stratejisini ortaya koyan iki ana olgu ‘’ Yurtta barış, dünyada barış’’ , diğeri de ‘’çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak’’ olarak ortaya konulabilir.[v] Bu iki ana hedef, Türkiye’nin 84 yıllık süreçte güçlenmesini sağlamış ve ulusal strateji olma açısından zamanını artık doldurmuştur. Türkiye’nin ‘’dünya gücü’’ veya ‘’süper güç’’ olmak adına şimdi daha başka uzun erimli ulusal stratejilere ihtiyacı vardır. İşte bu noktada da iş Samsun’a ve Samsun’da hem bugün var olan, hem de kısa sürede oluşturulması gereken ‘düşünce kuruluşlarına’ düşmektedir. Bu yönde atılacak bir adım, yani Samsun’un Türkiye’nin düşünsel altyapısının odak noktası olma yolunda ilerleme, ‘siyasal başkentin’ Ankara olmasına karşın, ‘düşünsel başkentin’ Samsun olmasına neden olacak, düşünceye yapılan bu yatırım, getiri açısından Samsun’u Türkiye’nin bir numaralı ili haline getirecektir. Bunu sağlayacak temel şartsa, kentin niceliksel yanından ziyade, niteliksel yanlarına, yani insani faktörlere yatırım yapmaktan geçmektedir ve bu, niceliksel yatırımdan çok daha ucuza mal olacaktır ve de etkisi bin yıllarca sürecektir! ‘Zor zamanların her zaman birinci kenti olan’ Samsun bunu başardığında, muhtemel diğer zor zamanlara daha hazırlıklı olacaktır ve bu Samsun’un hakkıdır, çünkü Samsun kolay zamanlarda zor durumdadır!

Bu ulusal hedefin yanı sıra, Samsun’un ve Samsunluların başarması gereken diğer bir konu, ‘Anadolu İhtilali’nin yukarda aktarıldığı şekilde 1923’de ‘askeri yönünün’ başarıyla gerçekleştirilmesine karşın, hem Türkiye geneli açısından, hem de bölge ve dünya ölçeğinde tamamlanması gereken ‘sosyal ve siyasal’ boyutunun olmasıdır. ‘Anadolu İhtilali’nin çıkış noktası Samsun olduğuna göre, bunu tamamlayacak olan da yine Samsun ve Samsunlular’dır.

Dünyada belirleyici güçlerin bugün ortaya koyabildikleri yegâne sosyal ve siyasal sistem iki ana şıkta toplanmaktadır: Ya ideolojik olarak demokrasi maskesi altında, küresel tek pazar olacak dünya… Ya da buna direnenler galip gelecektir. Samsun’un düşünürlerinin sürekli olarak vurguladıkları, Samsun’un küresel tek pazar halinde ‘açık cezaevi’ haline dönüştürülen dünyada neden benzerleri gibi tüketim ekonomisinin merkezlerinden biri olup olamadığıdır. Bu cümleye itiraz edenler, ‘hayır biz bu kentin ekonomisinin yanı sıra siyasal, sosyal ve kültürel alt yapısının da sağlam olmasını istiyoruz’ diyeceklerdir… Meselenin özü de işte buradadır: Samsun’un ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel alt yapısı, şuan Türkiye’de ve dünyada gelişkin durumda olan kentlerle aynı olsa, Samsun’un bu kentlerden farklılığını ortaya koyacak asıl faktör ne olacaktır? Yani Samsun’u tüm olası gelişmişliğine karşın farklılaştıracak ve dünyada bir öncü kent olarak ortaya koyacak asıl fark ne olacaktır? Demokrasi ve serbest piyasa adına sömürülen kitlelerin ağzına bir parmak bal çalmak ve bu sömürüyü uzatmak, daimi olarak hâkim kılmak adına, bu sömürünün anlaşılmaması için kültürel ve sosyal alana yapılacak yatırımlar, Samsun’da neyi ve neleri değiştirecektir? Samsun’un misyonu bu kadar küçük, bu kadar dar mıdır? Temelde sorun evrenseldir aslında ve kimi düşünürlerce, dünya bugün teknolojik olarak ileri gözükmesine karşın, aslında yeni bir Ortaçağ karanlığından geçmektedir.[vi] Bu Ortaçağ’dan çıkışta geçmişte önder olanlar bugün bu önderliklerini yapamayacak durumdadır ve dünyanın yeni bir aydınlanmaya ihtiyacı vardır. ‘Anadolu İhtilali’nin Samsun’da yeni bir anlayış ile biçimlenerek, dünyanın bugün içinde bulunduğu kaos ortamında ve belirsizlikte, siyasal açıdan demokrasiden daha iyi bir yönetim tarzını ortaya koyabilecek düşünürlere, ekonomik olarak serbest piyasa ekonomisinden daha iyi bir ekonomik düzen önerebilecek ekonomistlere, sosyal açıdan insanı yalnızlaştırıcı değil, birleştirici olgular ortaya koyabilecek filozoflara, din alimlerine, sosyologlara, psikologlara ihtiyacı vardır. İşte Samsun asıl bu hedefleri gözettiğinde ve dünya ölçeğinde bir alternatif sistem önerisi olan ‘Anadolu İhtilali’nin içeriğini güçlendirip, bunu dünya halklarının istifadesine sunduğunda, değil Türkiye’de, dünyada bir merkez kente dönüşecektir! Bu başarıldığında Samsun, antik Atina gibi, İskenderiye gibi, Roma gibi tarihsel bir kent hüviyeti kazanacak ve bu yöneliş bin yıllara hitap edecektir!

Pekiy, Samsun ve Samsunlular bunu başarabilecek güçte midir? Şu açık bir hakikattir: Dünyanın yeni bir uygarlık anlayışına ihtiyacı ve yönelişi, arayışı vardır. Bu yöneliş, cevabını tüm eksilerine ve artılarına rağmen, Türkiye’de bulacaktır! Bu buluş içersinde Samsun’un yeri merkezi konumda olursa, bu gerçek görülerek kentin bilmem kaçıncı alış-veriş merkezine veya eğlence yerlerine yatırım yerine, insani faktöre dayalı ‘teori üretim merkezlerine’ yatırım yapılırsa, bu yazdıklarımın hepsinin birer hakikat olduğu görülecektir ve Samsun işte asıl o zaman Samsun olacak, dünya kenti olarak kabul edilecektir. Bunun dışında ortaya konulacak tüm öneriler, Samsun’u ve Samsunluları küçümsemektir.

Samsun’un ufkunu geniş tutmak gerek; bu başarıldığında, Samsun’un başarısızlığı dahi başka kentlerin başarıları yanında yüce kalacaktır!

[i] BOSCH, C.E., Helenizm Tarihinin Anahatları, II.Kısım, Helenizm Devletleri, (Çev.: Sabahat Atlan), İstanbul, 1943.

[ii] GÜNALTAY, Ş., Yakın Şark IV II.Bölüm Romalılar Zamanında Kapadokya Pont ve Artaksiad Kırallıkları, TTK. Basımevi, Ankara, 1951.

[iii] GENÇ, M., ‘Kent Vizyonunun Oluşturulması’, Kent Kültürü Dergisi, Sayı II, s. 26-27, Samsun, 2007.

[iv] KARAOSMANOĞLU, M., ‘Bir Şehrin Ruh Manzarası’, Kent Kültürü Dergisi, Sayı I, s.24-25, Samsun, 2006.

[v] MÜTERCİMLER, E., 21. Yüzyıl ve Türkiye Yüksek Strateji, Erciyaş Yayınları, İstanbul, 1997.

[vi] Devrim Sevimay-Prof.Dr. Semih Koray ropörtajı: ‘’Milliyetçilik böyle olur’’, Vatan Gazetesi, 19/02/2007.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar Serdar Bey, Değerli yazınızı okudum. Ben de Samsun'a gelmiştim ve şehrin ekonomik durumu hakkında öğrendiklerim beni çok düşündürmüştü. Güzel bir analiz yapmışsınız yazınızda. Aslında MB platformunda böyle önemli sorunların açılması ve tartışılması çok iyi olur. Şehrin büyüleyici güzelliği ve iğde çiçekleri kokan sahiline karşın doğru dürüst bir ekonomisinin olmayışı beni epeyce düşündürmüştü. Açıkçası şehrin ortasındaki o çarşıda da hayal kırıkşlığına uğramıştım.

Ezgi Umut 
 30.07.2007 19:40
Cevap :
YORUMUNUZ İÇİN TEŞEKKÜR EDER, SİZİ HAVZA'YA TEKRAR BEKLERİZ. SAYGILARIMLA.  21.08.2009 16:23
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 14126
Kayıt tarihi
: 24.07.07
 
 

YAZI VE MAKALELERİ ÇEŞİTLİ DERGİ VE GAZETELERDE YAYINLANMAKTADIR...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster