Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Fütürist Ufuk Tarhan M-GEN.biz

http://blog.milliyet.com.tr/futurist

30 Ocak '10

 
Kategori
Futurizm
Okunma Sayısı
335
 

Y'lerle X'lerin arasında ne var?

Y'lerle X'lerin arasında ne var?
 

Y'lerle X'lerin arasında ne var?


Y'ler X'lere karşı!

Bir arkadaşımla konuşuyoruz. Önemli bankalardan birinde çalışan iki yeğenini anlatıyor. Biri kız, diğeri erkek.

İkisi de 25 ile 30 arası yaşlarındalar. Meşhur Y kuşağı (1980-1999 arası) gençleri.

Çok parlak tipler. Ailelerine göre istikbali olan, iyi işlere kapağı atmışlar. Ancak her ikisi de çok ama çok mutsuzlar. İşlerini sevmiyor, özellikle finans sektörünün çok durağan, kısıtlayıcı, sıkıcı, müthiş zorlayıcı olduğunu söylüyorlar. ‘Biz böyle zannetmiyorduk. Bilsek ve yapabilseydik hayatta bu sektörü seçmezdik !’ diyorlar… Y Hanımın anlattıklarını paylaşalım;

İyi bir üniversiteden mezun, akıllı, iyi aile evladı kızımız çok mutsuz. İşini, yöneticisini hiç sevmiyor, hatta nefret ediyor. Arkadaşlarının iyisi var, kötüsü var. Ama genelde ilişkiler yüzeysel, ‘kuyu kazma, arkanı kollama’ eğilimleri her daim aktif. Kendini kapana kısılmış hissediyor. Ah bir fırsatı olsa, bir saniye durmayacak… Paranın, borçların, iş kıtlığının gözü kör olsun!

Böyle hissetmesindeki en büyük sebep; gaddar, fırsatçı, acımasız hanım yönetici. X nesline mensup müdiranımın tuzu kuru olduğu için ekibine, özellikle bizim kıza eza ediyor. Belki de ondan, fazla parlar diye çekiniyor.

Y’nin anlattığı, X hanımın sarı kartlık davranışları;

X’in eşi de iyi bir şirkette çalışıyor, seyahatlere gidiyor. O İstanbulda iken X hanım işleri Y’lere yıkıp çıkıyor. Onlar eşiyle, arkadaşlarıyla takılırken, Y’ler gece yarılarına kadar saçma sapan raporları tamamlıyorlar.

X’in eşi seyahatte ise veya yapacak işi yoksa, bu sefer de hanımefendi üstlerine ve onlara ne kadar çok çalıştığını göstersin diye, ayrıca da evde bekleyeni olmadığı için geç saatlere kadar, gerekli gereksiz tutuluyorlar.

E tabii, yönetici takımın arabası, hizmetçisi, yemeğini-ütüsünü yapanı, alacak yüklüce geliri var. Bizi düşünen kim? Bırak eğlenme, dinlenme hakkını, zorunlu işleri yapacak kadar bile vakit, hal kalmıyor. Geç vakte kadar çalışmak (üstelik de üç para-beş kuruşa) en uyuz olduğu şey.

Eğer X hanım, üstleri, patronlarıyla olumsuz bir şeyler yaşadı ise Y’ler yandı ki ne yandı! Azar, fırça, basbayağı her adilik var! Bakmayın dışarıdan hanım hanımcık göründüğüne… Ne cadıdır o!

İK ve Ki kuralları, vizyon, misyon, kardeşlik, önce insan, en değerli çalışan, motivasyon, ekip ruhu söylemleri vs, ne varsa çöpe. Hoyratlık, gerginlik kol geziyor… Müşteriler bizi öyle görse bir tanesi para yatırmaz, ürün-hizmet almaz. Kimse evladını bu kurt kapanlarına çalışmaya yollamaz. Kurumsal vizyonda yazan her şey boş, slogan. Tabelada kalıyor. Her şey göstermelik!

Gelelim performans değerlendirmesine… Sözde adam gibi çalışanı, çalışmayanı ayrıştırmaya ve içimizdeki cevherleri, potansiyeli keşfetmeye yaraması beklenen bu kandırmaca ise tam bir baş belası. Çoğu zaman ezbere, ruhsuz ve de alel acele hazırlanıyor. Örneğin bizde 65’in altında kalırsan bir sene daha aynı maaşa talim ediyorsun.

Deli gibi çalıştığım ve her nasıl olduysa hanımefendiden habire aferinler, teşekkürler aldığım geçen dönem bir baktım; puanım: 65. Yani; zam yok! Hatta topun ağzında bile olabilirim. Üzüntüden kahroldum! Üç beş kuruşun ötesinde, kendimi başarılı sandığım bir süreç sonrasında bunu alınca yıkıldım! Sordum, takip ettim, açıklama istedim ve ne yanıt aldım dersiniz? ‘Ah canım… Ben ona doğru dürüst bakamamıştım. Biliyorsun o ara şirketin ….. toplantılarındaydık. Asistanıma yollatmıştım. Gözümden kaçmış, pardon, bir dahaki sefere dikkate alacağım’ Nasıl yani ???!!!????

Internet, teknoloji konularında ise bizim X hanımda da diğer yöneticilerin çoğunda da hiç ümit yok! Havalı havalı Black Berry, i-phone taşımakla upgrade olduk, çağı yakaladık sanıyor, e-mail dışında kullanamıyorlar. Sosyal medya, blog dendiğindeki bakışları ise anlatmayayım…

Haaa bunlara mazeret de hazır; onların işi başından aşkın, sorumlulukları taşkın. Bu tip şeylerle uğraşacak vakitleri, ayrıca gerek de yok. Vakti gelince nasıl olsa birileri gereğini yapar. Onlar zamanlarını çok daha önemli işlere, bir sonraki pozisyon ya da işlerine kendilerini pazarlamak için ‘networking’e tahsis ediyorlar.

Yukarıdaki aktarımda sektör, kadın, erkek belirlemeleri hiç önemli değil. Kuşkusuz, abartı da vardır, X hanım açısından haklılılıklar da, farklılıklar da…

X’lerde (1965–1979) ya da onların üstü BB’lerde (1946-1964) durum farklı mı?
Onların hikayeleri de çok kalabalık. Yoğun mutsuzluk içeriyor. Bir kaçını aktaracağım ilerleyen dönemde.

Ancak genel olarak, aşağı yukarı ‘kurumsal’ dediğimiz ortamlardan hoşnutsuz sesler, duygular yükseliyor. Verim arttıralım derken, işletmelerin ‘köküne kibrit suyu’ döken olumsuzluklar gelişiyor…

Y’ler çok dertliler. Büyük baskı altındalar. Toplumun en kalabalık yaş gurubunu oluşturuyorlar. Toplum, aileler, kurumlar, herkes onlardan çok şey bekliyor;

a- Tüketici olarak mallarını-hizmetlerini almasını,
b- Aynı zamanda da onları üretmesini, daha çok satmasını…
istiyor,

Sanki hepimiz Y’lere çullanmışız gibi hissediyorum…

Nesil çatışması, çoklu nesil yönetimini içinde bulunduğumuz dönemin en öncelikli konularının başında geliyor. Ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 3405
Kayıt tarihi
: 23.01.09
 
 

Türkiye'nin ilk Fütürist şirketi M-GEN Gelecek Planlama Merkezi'nin kurucusuyum. Kurumsal, kişisel g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster