Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '12

 
Kategori
Müzik
Okunma Sayısı
54327
 

Yârim İstanbul'u Mesken Mi Tuttun? Türküsü ve hikâyesi (Kayseri)

Türkü, ezgi eşliğinde söylenen halk şiiridir. Türkünün tanımlanması rasmi anlatımı ile böyle. Benim için ise:

Türkü benim sevdiğimdir,

Türkü ile coşarım, ağlarım, hüzünlenir ve gülerim.

Bir türkü sesi uzaklardan bana yakınları getirir.

Yakın olarak getirir, hoş gelir sefa gelir.

Türkü dize grupları arasında tekrarlanan kavuşak bölümleri vardır deniliyor yine resmi dilde. Bende diyorum ki:

Türkünün her türü kabülümdür.

 

Değilmiki derdimizi önce yazdığımız şiirlerimizle başlayıp, üstünede ezgileri ilave edip okuyoruz. Bu yüreğimizin en ince yerinden geliyorsa mesele nedir o zaman?

Mesele türkü söylemektir,

Mesele türkü dinlemektir,

Mesele yeni neslin türküleri bilmemesidir,

Mesele bizlerden sonrakilere türküler gitmezse halleri nice olacaktır.

 

Meseleler ne kadar da çoktur.

 

Ben bu konuda biraz çalışmaya karar verdim.

Sizlere ara sıra veya biraz daha sıklıkla türkülerden söz edeceğim, türkülerin hikâyelerini anlatacağım. Sizlerle türkülerle birlikte sohbet edecğim.

 

Bu gün sizlere çok önemli bir türkünün sözlerini yazıp hikâyesini anlatmaya başlayarak satırlarıma devam edeceğim…

Bütün türkülerin hikâyeleri çok güzel...

 

Sizlere hikâyesini özetleyeceğim türkünün anlatısı sözlerinde saklı zaten…

 

Kayserinin bir köyünden gurbete giden yeni evli bir gencin, dünyalar güzeli öksüz eşini bir başına bırakıp gitmesini anlatıyor bu türkü.

 

Bu türkü zavallı kızın çaresizliğini anlatıyor.

 

Onunla gidenler hep geri dönmüşler bir dönmeyen onun eri kalmış onu anlatıyor.

 

Kayseri ve köylerinde; yazları inşaatlarda çalışmak üzere büyük şehirlere giden erkekler, havaların serinlemesi ile birlikte, ellerinde kışın yiyecekleri kadar paraları ile dönerler.

Bu adet böyle eskiden beri devam etmektedir.

 

Bu güzel kızın, garip köylü güzelin eşi de, yakışıklı kocasıda bu niyetle gitmiş, gitmiş gitmesine de dönmemiş.

 

Bu garibim kalmış bir başına.

Beklemiş – Beklemiş – Beklemiş.

 

Ne çıkar gelen yok giden yok…

 

Güzel taze gelin.

Çocuğu da olmamış. Kalmış bir başına…

Kocası gittikten sonra yıllar birbirini kovalayıp gelen giden olmayınca koskocaman yedi yılda geçince köydekiler başlamışlar garibime acımaya.

 

Kimi dedikodu yapıyormuş:

“O orada birilerini buldu, boşuna beklersin diyormuş.”

“Kimi aklına şaşayım bu güzellikle ne gelmeyecek birini bekliyorsun diyormuş.”

 

Güzel gelinin içi acıyormuş ama onun güzü yolunu beklediği erinden başkasını görmüyormuş.

 

Köyde peşine düşende varmış, onla evlenmek isteyende.

 

Boşuna onun için varsa yoksa eri varmış.

 

Bir gece bir rüya görmüş.

 

İstanbul’daymış. Eşini de uzaklardan görmüş.

Birde ne görsün!

Eşi kadınların kızların arasında, keyfide pek yerinde…

İçine ateş düşmüş. Kanter içinde, ağlayarak uyanmış.

 

Feryat ederek bir türkü söylemeye başlamış.

 

Bütün köy bu güzel sesi, bu feryadı figanı dinlemiş…

 

Yârim İstanbul'u mesken mi tuttun,
Gördün güzelleri beni unuttun,
Sılaya dönmeye yemin mi ettin;

            Gâyrı dayanacak özüm kalmadı,
            Mektuba yazacak sözüm kalmadı...

Yârim sen gideli yedi yıl oldu,
Diktiğin fidanlar meyveyle doldu,
Seninle gidenler sılaya döndü;

            Gâyrı dayanacak özüm kalmadı,
            Mektuba yazacak sözüm kalmadı...

Yârimin giydiği ketenden gömlek,
Yoğumuş dünyada öksüze gülmek,
Gurbet ellerinde kimsesiz ölmek;

            Gâyrı dayanacak özüm kalmadı,
            Mektuba yazacak sözüm kalmadı...

İğde çiçek açmış dallar götürmez,
Dağlar diken olmuş kervân oturmaz,
Benim bağrım yufka sitem götürmez;

            Gâyrı dayanacak özüm kalmadı,
            Mektuba yazacak sözüm kalmadı...

Bu İstanbul nice evleri yıktı,

Ayrılık ateşi bağrımı yaktı,

Güzel vatanının suyumu çıktı;

 

             Gâyrı dayanacak özüm kalmadı,

            Komşulara bakacak yüzüm kalmadı...


Yârim İstanbulda selvi, söğütsün,
Şeklini unuttum, nasıl yiğitsin,
Seninle gidenler oğlan büyütsün,
 

             Gâyrı dayanacak özüm kalmadı,

            Komşuya varacak yüzüm kalmadı...

             GİTTİ GENÇLİK ELDEN,
 GELME... LÜZUM KALMADI...

 

 

Nazan Şara Şatana

http://www.facebook.com/#!/profile.php?id=100002892442552

https://twitter.com/#!/nazansarasatana

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1548
Toplam yorum
: 112
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 4612
Kayıt tarihi
: 09.12.10
 
 

Turizmci; Genel müdür Yazar ; Romanlar, senaryolar müzikkaller... Sinema filmleri, TV filmleri.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster