Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
347
 

Ya aydın ya bigane... Bu işin ortası yok!..

Ya aydın ya bigane... Bu işin ortası yok!..
 

Her mahallede hayali seçmen kayıtları…

Gün olmuyor ki, insanı dehşete düşürecek sahte adresler, gerçek dışı kayıtlar ve süre giden bir sahtelik denizi…

Arada sırada, gerçek yanlışlıklar da olamaz mı, bu kaos ortamının içinde.

Olabilir.

Ama, olanlar öyle ürkütücü ki, insan bu “Ara-sıra”nın hakkını veremiyor.

Bizce, bu olağanüstü seçim ortamının en dehşet verici yanı; ne bitmemiş inşaatlara yazılan sürü sepet seçmen kaydı… Ve ne de ahırlarda ikamet ettiği “var-sayılan” yüzlerce seçmenin kaydıdır…

Bizce işin bu yanı en çok magazin basını için önemlidir ve eşi bulunmaz bir malzemedir.

Asıl önemli olan…

Asıl tüyler ürpertici olan, öncelikle yargının ve hemen yanında da toplumsal muhalefeti temsil ettiğini ileri süren siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin, işçi sendikalarının ve bizzat yurttaşların ilgisizliği ve bütün olup-bitenleri kanıksamış gibi görünen tavırları… Ve duruşlarıdır!

Bu türden gelişmeler karşısında benimsenen suskunluk, Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi, demokratik bir toplum için trajik bir görüntüdür…

Demokrasiyi sadece belirli zamanlarda meydanlara konan sandığa oy atmaktan ibaret gören ilkel bir anlayışın gerçek demokrasilerde yeri yoktur.

Üstelik, önümüzdeki seçimin yapılmakta olan şaibeli “hazırlıklar”, bu basit demokrasi görüntüsünün dahi bu ülkenin halkına çok görüldüğünü göstermektedir.

Önümüzdeki yerel seçimlerde yurttaş, .önüne konan sandıklara da oyunu atamaz hale getirilmek üzeredir.

Vatandaşın, oy kullanma hakkının gasbı, son derece ciddi bir Anayasal suçtur.

Rejimi değiştirmeye yönelik eylemli bir kalkışmadır!

Yurttaş, oyunu kullanarak, kendisini yönetecek olanları seçme hakkından mahrum bırakılıyorsa, o rejimin adı demokrasi olamaz.

Ama, aynı yurttaş ve onu temsil ettiğini ileri süren tüm demokratik kitle örgütleri bu tehlikeli gidişe dur diyemiyorsa, o halkın demokrasi ile yönetilmeye layık olmadığını ileri sürmek de haklı görülebilir.

Bir yurttaş, oyunu bilinçle, sadece ve yalnız, ülkesinin çıkarı için kullanmıyorsa…

Elinden alınmaya çalışılan oy hakkına gereği gibi sahip çıkmıyor; çıkamıyorsa…

O ülkeyi Hitler de yönetir; Musolini de… Veya benzer başka birileri de!

Alman halkı, vaktiyle nasıl Nazi faşizmine geçit vermiş olmasının hesabını bugün demokratik kamuoyuna vermekte büyük zorluklar yaşıyorsa… Türkiye halkı da aynı duruma düşme riski ile karşı karşıya olduğunun bilincine bir an önce varmak ve ülkenin kaderine iradesi ile yön vermek zorundadır…

Bu sorumluluğu hisseden insanlara aydın… Hissetmeyene ise, sadece “bigane” denir… İnanmıyor musunuz?..

Açın Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünü, açın ve okuyun bakın, bigane ne demekmiş…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 911
Toplam yorum
: 360
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 461
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster