Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Kasım '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1382
 

Ya gerçek sandığımız şeyler, koca bir yalansa

Ya gerçek sandığımız şeyler, koca bir yalansa
 

Yukarıdaki başlığı, birkaç gün önce izlediğim “Romantik” filmi sonrasında oluşturdum.

“Romantik” ilk sahnelerinde bildiğimiz Yeşilçam filmi izlenimini veriyor; ama sonrasında bizleri oldukça şaşırtıyor. Filmin tanıtımına geçmeden önce filmde verilen mesaj üzerine bir şeyler söylemek istiyorum. Film 'Ya hep inandığın şey gerçek değilse?' mesajı etrafında kurgulanmış. Yani yaşama farklı pencerelerden bakma üzerine bir deneme.

Bugünlerde okuduğum Üstün Dökmen’in “Küçük Şeyler 2” adlı eserinde de olaylara, yaşama farklı açılardan bakma; tek bir bakış açısıyla olayları değerlendirmemek tezi ele alınıyor. Bu yönüyle film ile kitap oldukça örtüşüyor. Yaşama farklı açılardan bakıldığında sanatta, bilimde, teknolojide yeniliklerin ortaya çıkacağı kitapta belirtiliyor.

Filmde başlangıçta sevdiği kızdan ayrılan Okan Bayülgen’in yaşadıkları bizi üzerken ve Teoman’a kötü adam yaftasını yapıştırırken sonrasında iyi ve kötü şeklinde değerlendirmelerimiz tamamen ters yüz olmaya başlıyor. Tıpkı yaşamda kimi zaman önyargılarla hareket edip aceleci davranarak kişiler ve meseleler hakkında yanlış izlenimler edinmemiz gibi.

Hani Sokrates’in baldıran zehirini içmeden önce karısının söylediği” Seni haksız yere öldürecekler” sözü üzerine “Haklı yere öldürseler, daha mı iyiydi” yanıtı yaşama farklı bir pencereden bakmayı ifade eder. Sokrates’in yanıtını farklı açılardan değerlendirmemiz bize farklı seçenekler sunar. Olaylara herkesin baktığı taraftan bakmamak bizi yaratıcı kılar, bizi zenginleştirir ve ufkumuzu genişletir. Tabi ki meselelere farklı açılardan bakabilmek belli bir donanımı gerektirir. Ama her bilgi sahibi ya da daha doğru bir ifade ile “biliyorum” sanısıyla hareket eden herkes meselelere farklı bakabilmeyi beceremez. Önemli olan “Çoğunluk” olmamaktır; azınlık olabilmek daha iyidir çoklukla…

Gelelim birkaç çift laf ettiğimiz filmimize, filmimizin konusu kısaca şöyle:

“Ömer ve Gökhan iki yakın arkadaştır. İkisi de aynı kızı severler… Ağzından tek bir kelime bile çıkmayan, dilsiz sandıkları Yasemin oldukça varlıklı bir aileye mensuptur. Ömer istemeden bir cinayet olayına karışıp kaçmak zorunda kalır. En yakın arkadaşı olan Gökhan, onun mektuplarını Yasemin’e ulaştırmaz ve genç kızla beraber olur. Yıllar sonra Ömer döndüğünde…”tüm hikâye bambaşka bir şekle bürünür. Oldukça şaşırtıcı gelişmelerle ilerleyen film bütün varsayımlarımızı boşa çıkaran bir finalle son bulur.

Filmin finalinde kötü adamla, iyi adam değerlendirmemiz birbirine karışır ve film şu cümle ile sona erer :” İnanç perdesi ne kadar kalınsa akıl güneşi o kadar geç doğar” bu cümle filmin girişinde de yer alır ama ilk başta bu cümleyi pek çözümleyemezsiniz; filmin sonunda ise bu cümleyi anlamış olursunuz.

Evet, meseleler karşısında ne kadar önyargıya sahipsek bu meseleleri çözüme kavuşturmamız da o kadar zordur. Yaşadığımız kimi problemlerde önyargılarımızdan ne kadar çabuk sıyrılabilirsek, çözüme de o kadar yakınız demektir.

Kafalarımıza takılı bulunan at gözlüklerinden bir an evvel sıyrılabilmek ümidiyle…

M.YÜCEL ÖZMEN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok iyi bir yazı yazmışsınız yine büyük zevkle okudum, bilincinize sağlık. Slovaj Zizek adlı (bir sosyal bilimci mi desek, filozof mu desek, psikanalist mi bilmiyorum tek bir şeye sığdırmak kendisine haksızlık olur çünkü)bir düşünür var. Bunun anamorfoz (yamuk bakmak)adlı bir tezi bulunmakta, buna göre bizler gerçeği ancak sıradan olmayan aykırı bir bakış açısıyla algılayabilir ve simgesel düzen içinde bir yere oturtabiliriz ve bu yanlış dünyada yakalayabildiğimiz doğru anlardır yamuk baktığımız anlar ama tabi belirttiğiniz gibi herkesin yapabileceği bir durum değil özel bir donanım ya da kişilik yapısı gerektirir işte sanatta bu anlamda sanatçıların gerçek dünya içinde yakaladıkları kendi doğruluk anlarıdır, deliler ve sanatçılar gerçeğe bizden daha yakındır neyse çok uzattım yine tekrar teşekkür ediyorum harika bir yazıydı... sevgiler...

duygusel 
 21.11.2007 15:06
Cevap :
Beğeniniz için teşekkürler Duygusel...Bu arada Slovaj Zizek'le ilgili bilgilendirici yazınız için de ayrıca teşekkürler...Sevgiyle kalın...  22.11.2007 6:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 2043
Kayıt tarihi
: 01.07.07
 
 

Edebiyat ilgi alanım... Şiir, kitaplar, denemeler ve lezzet durakları hakkında benim de bir çift ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster