Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '20

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
26
 

Ya İstiklal Ya Ölüm

Bu aralar TV'de izlemekten en çok zevk aldığım dizi Ya istiklal Ya ölüm dizisi oldu. Neden mi? Dizi şimdiye kadar seyrettiğim dönem dizileri için de en gerçekçi bulduğum mini dizi olduğunu söyleyebilirim. Dizi gerek TV'lerde yayınlanırken, gerek bittikten sonra birçok kişi dizi devam edecek mi? niye bitti? Diye birçok soru geldi. Herkes şiddetle dizinin devam etmesini istiyor.
 
 
Yasin Uslu: "Ya İstiklal Ya Ölüm,  Ne Mutlu Türküm diyene” diyenlerin buluştuğu bir dizi oldu.
 
 
Diziyi seyretmeye başladığımda, İlk önce senaryo yazarı Funda Çetin ve Oyuncuların seçimi diziye iyi bir temel çatı oluşturduğunu farkettim. Tabi bir film için sadece yazar ve oyuncular yetmiyor, yönetmen de çok önemli,  dönem dizilerinde deneyimli isim Yasin Uslu yönetmen olarak bu projede yer alması beni ekstra sevindirdi. Çünkü dediğim gibi Yasin Uslu gerek diziler, dönem dizileri ve dönem filmlerinde güzel projelere imza atan başarılı bir yönetmen. Dizi filmin birçok karesinde imzasını görmek mümkün… Pandemi günlerinde Yasin Uslu hocaya ulaştım ve güzel bir sohbet gerçekleştirdik.
 
M. HalukYalçınkaya: ‘Ya istiklal Ya Ölüm’ dizisi seyirci tarafından çok beğenildi bunu neye bağlıyorsunuz?     
                                                                                                                                                Yasin Uslu: Bunun muhtemel pek çok sebebi olabilir. Ama aklıma gelen birkaç sebep sayabilirim. Öncelikle dizi ve sinema gerçekliğinin ilk adımı ‘bir fikre sahip olmakla’ başlıyor. Sonra bu fikrin çekilebilir hale gelmesi adına bir sonuca ulaşması gerekiyor ki buna da zaten senaryo diyoruz.  Yıllardır seyrettiğimiz pek çok projede az sayıda ilkler ve çok sayıda kopyaları var. Sonra tekrar bir döngüye girilip o tekrarların türevleri çekiliyor. Mardin -Kapadokya - Adana
 
-Muğla dizileri bu döngülerin eseri. İstanbul sektörün merkezi ve onu bu döngünün dışında tutuyorum. Seyirci de kendine vakit geçirtmeye yarayacak projelere alıştı, yapımcılar da alıştı. Oysaki dönem işleri veya enformatik projeler için durum farklı. Türkiye'de çok fazla yapılmıyor maalesef. Bunlar bir gerçekliğin eseri oluyor ve bu tip işleri Hollywood özellikle çok iyi yapıyor. Hollywood projelerinin temel taşı ‘Muhteşem Amerika’ üzerine kurulu ve bunu dedirtme gayesinde. Bilincinize bunu başarıyla enjekte ediyorlar. İşte bu sinemanın gücü zaten. Kameranın ne büyük bir silah olduğunu ispatı... Hikayeler bunun üzerine inşa ediliyor. Ellerinde çok iyi alt yapı ve olanaklar var fikir üretiminde ve senaryo yazımında. Ama en önemlisi bunları yazabilecek derinlikte ve birikimde kişiler var. Bizde de var. Ancak yazmıyorlar veya çekiniyorlar; sonuçta ellerini taşın altına sokmuyorlar. Elbette onların da kendilerince sebepleri vardır. ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ işte tam da bu duruma örnek bir projeydi. Biz cesaret ettik. TRT Genel müdürümüzün liderliğinde cesaret ettik ve başardık.
 
M. HalukYalçınkaya: ‘Ya istiklal Ya Ölüm’ dizisi ne anlatıyor, konusundan bahseder misiniz?
Yasin Uslu: İstanbul’un 2 kez işgalinin ve İstanbul’un kurtuluşunun ne anlama geldiğini bilmeyen bir nesiller çizelgesine sahibiz. Oysa ki İngilizler, Çanakkale savaşında geçemedikleri İstanbul’a neredeyse silah sıkmadan girdiler ve başta İstanbul dahil pek çok yerin yönetimini ele geçirdiler. Karanlık yıllardı. Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919 tarihinde Anadolu’ya geçişi ile başlayan süreç, onun 27 Aralık 1919 da Ankara’ya gelmesi ile çok ciddi bir boyut kazandı. Bunun üzerine 16 Mart 1920 tarihinde İngilizler İstanbul’a tekrar asker çıkardılar. Tabi tüm bu yıllarda yaşananlar burada yazdığım kolaylıkta ve basit cümle anlatımlarıyla olmadı elbette. Bizim çekmiş olduğumuz bu proje 16 Mart 1920 ile 23 Nisan 1920 arasındaki 6 haftayı konu alıyor. İstanbul ve Ankara arasındaki stratejik savaşı ve satranç oyununu anlatıyoruz. Ve yukarda bahsettiğim gibi bu projenin en önemli detayı ise gerçekliği oldu. Gerek tarihi anlatımı gerek askeri anlatımı ile çok ciddi bir araştırmanın sonucu oldu. Olaylar, karakterler, süreç tam olarak gerçeklik üzerine kuruldu. Bu karakterleri oynayacak oyuncuların çoğunluğunda görsel benzerlik arandı. Kostümlerdeki gerçeklik için çok titiz bir çalışma yapıldı. Ve elbette sanat ekibinin çıkardığı sonuç ise oldukça kıymetliydi. Ankara’da bulunan Büyük Millet Meclisinin birebir ölçeği ile dışını yaptılar. Ankara’da bulunan ve Mustafa Kemal’in “MilliMücadeleyi” Ankara’da ilk olarak idare ettiği karargah olan Ziraat Mektebini içi ve dışını birebir yaptılar. Şimdi… ! Tüm bu gerçekliğe sadık kalma gayreti ve elimizde çekilecek 6 bölümlük harika ama doğru bir senaryo olunca seyirci elbette buna kayıtsız kalmadı. Gerçek olan bilinmek ister. Bilinmez olan görünmek ister. İyi çekilen ise seyredilmek ister. Biz bunu başardık. TRT yönetiminde başta genel müdür Sayın İbrahim Eren olmak üzere Cemil Yavuz, Şaban Şikar beyefendilerin titiz ve tarafsız mücadelelerine başta ben hepimiz şahidiz. Ve elbette çalıştığım en özel kamera arkası ekibini hakkı ödenmez. Bu öylesine söylenmiş bir cümle değil. Hepimiz çalıştık ve en büyük kazanımımız ise öğrenmek oldu. Son yıllarda çekilen pek çok dönem projesi var. Ama bu projenin en önemli özelliği Mustafa Kemal Atatürk’tür. O bu projenin ana karakter oldu. Bu kısım çok önemli. İşte tüm bu detaylarbu projenin izlenmesini ve her yaş grubunca ve taraf gözetmeksizin beğenilen bir kitleye sahip olmasını sağladı. Muhteşem Türkler dedirtebildiğimiz gösterdik. Aynı bayrağın altında toplanma sebebimizi hatırlattı bize. Ve en önemlisi de bu ülkede hiçbir projede Türk bayrağı gerek görüntüde gerek afişte bu denli kullanılmadı ki bunun parçası ve yönetmeni olduğum ve çektiğim için çok gururluyum.
 
M. HalukYalçınkaya: ‘Ya İstiklal Ya Ölüm’ dizisinin belgesel tarzında bir film olarak yorumlandı sizin fikrinizi alabilir miyim? 
 
Yasin Uslu: Doğrudur. Çünkü içindeki gerçekliğin yüzdesi özellikle hiçbir dönem dizisinde olmadığı kadar yüksek. Bu da doğal bir tespit. Tarih danışmanımız Prof.Dr. Ali Satan, askeri danışmanımız sayın Serkan Yavuz ve senaristimiz sayın Funda Çetiner konularında çok iyi. Araştırma ve bunların bir araya getirilmesindeki çabalarına şahidim. En önemlisi de konuya olan iştah çok büyüktü. Sonuçta izlenmesi için çaba sarfedilen ama tarihten kopmamaya gayret edilen bir iş olması için verilen bir uğraştı. Öyle de oldu. İyi ki bu üç isim bir araya geldi ve ben de onlarla buluştum. Güzel ve doğru bir dörtlü olduk. Birbirine güvenen ve saygı duyan bir dörtlüydük. Belgesel gerçeklikten kopmadan seri bir sinema filmi çektik diye düşünüyorum.
 
M. HalukYalçınkaya: Dizinin castını siz mi seçtiniz? Kıvanç Tatlıtuğ ile ilgili haberler var ne dersiniz ?
 
Yasin Uslu: Castın tamamı benim seçimim elbette değil. Olmamalı da. Tamamı hayal ürünü olan projelerde bile cast seçimi yönetmenin tekelinde olmuyor. Ancak böyle özel bir projenin cast seçiminde son derece etkendim ama elbette tek karar verici ben değildim. Bu önemli rol için farklı isimler gündemdeydi. Ama bence gerek görsel benzerlik ve gerek oyunculuk olarak en doğru kişi ile çalıştık. O kişi de rolü için savaşan ve korkmadan cesaretle bu işin sonunu getiren İlker Kızmaz’dır.
 
M. HalukYalçınkaya: TV'lere birçok film, dizi, belgesel çektiniz, bu projenin sizin için anlamı ne?                                                                                                                                                          Yasin Uslu: Tarihe yön vermiş kişilerin projelerini çekmek her zaman nasip olmuyor. Bu tip projelere niyetler de çok fazla değil. Onu yazmak, ekibi kurmak, işin bütçesi vb. pek çok sebep var. Bilenlerin az olduğu ama girdiğinizde ben bilirimcilerin çok olduğu bir dünya çıkıyor karşınıza. “Niyet” bir anda “Neyeniyet !” halini alıyor. Böyle işlere girdiğiniz zaman gerçeklikten sapmanız çok kolay da oluyor. Reyting gayesiyle hikayede sapmalar sizi hayal dünyasının kurgusallığına sürüklüyor bir anda ki bunların örneklerine şahit oluyoruz. Bu projede ise durum çok farklı gelişti. Olması gerektiği gibi oldu her aşamasında. Bilenlere müsaade edildi. Bilenler bildiği kadar dahil oldu. Yardımlaşma ve öğrenme gayreti azamiydi. “Bilmiyorum” kelimesini kullanmak bir ayıp olmadı hiçbir zaman bu işte. Para kazanmakta önce “doğru yapmak” ilkeydi. Çünkü bu projede Mustafa Kemal ve arkadaşları vardı. Mustafa Kemal Atatürk dünyaya yön veren bir lider. Ben onun 3 farklı dönemini 3 farklı proje ile çekmiş oldum. Bu da üçüncüsü oldu. Bana göre“Ya İstiklal Ya Ölüm” isimli proje; lise ve öncesinde okuduğumuz ve öğretilen az bilinen ve kısa geçilen bir dönemi anlatıyor. İngilizler neden İstanbul’u işgal etti ve neden işgal ettikleri bu müthiş ülkeyi şehri silah sıkmadan, törenle uğurlanarak terk ettiler. Bu proje ile en azından bu karanlık ve gizemli sürecin 6 haftasına dahil olduk. Öğrendik, öğrendim. Mustafa Kemal’in azmi, stratejisi ve mücadelesine bu kez farklı sürecinde şahit oldum. Arkadaşlarının ve onu gönül verenlerin gayretlerine şahit oldum. Doğal olarak bu proje benim için de değerlibir okuldu. Seddülbahir 32 saat ve birkaç işim hariç çekmiş olduğum diğer projelerle kıyaslanmayacak bir iş oldu. 
 
M.Haluk Yalçınkaya: ‘Ya istiklal Ya Ölüm’ dizisi seyirci tarafından soruluyordevamı gelecek mi?
 
Yasin Uslu: Bu sadece 6 bölüm olarak tasarlandı ve çekildi. Sayısız mesajlar aldık “niye bittiğine yönelik”. Burdan cevap veriyim. Reyting gayesi ile çekilmedi, bitirilmedi. 6 bölüm tasarlandı ve uyguladık. Tabi gönül isterdi uzun soluklu olsun. Yapılış amacı gibi öğreten, heyecanlandıran, gururlandıran, anlatan, bilgilendiren bu gibi işlerin, bölümlerce ve yıllarca sürmesi şart. Olacak inşallah.
 
M.Haluk Yalçınkaya: ‘Ya istiklal Ya Ölüm’ dizisinde hoşunuza giden bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?   
 
Yasin Uslu: Her sahnesi kıymetli ve çok özeldi. Ama Büyük Millet Meclisinin açılışını gösteren sahne bloğu çok özeldi. Çok kıymetliydi. Corona Virüs sebebiyle Ankara’daki gerçekBüyük Millet Meclisi’nin içinde çekmeyi planladığımız sahneleri çekemedik ama dışındaki açılış sahnesi çok özeldi.  Bir de senaryoya benim eklediğim projenin açılış sahnesi çok özeldi benim için. Küçük bir kız çocuğunun gazeteden kopardığı ve küçük Türk bayrağı ile işgal altındaki İstanbul’da dalgalanan bir İngiliz bayrağına baktığı sahne çok kıymetliydi.
 
M.Haluk Yalçınkaya: Sinema sektörü bu pandemi sürecinden sonra neler bekliyor?                   
 
Yasin Uslu: Değişeceği kesin. Hepimiz herkes gibi etkilendik. Sonuçlarını henüz göremedik. İnşallah asgari hasarla atlatırız.
 
M.Haluk Yalçınkaya: Yeni projeleriniz var mı? Bizimle paylaşır mısınız?                             
 
Yasin Uslu: İsmini henüz söylemiyim ama yine gerçek bir karakterin hayat hikayesini anlatan bir proje için çalışıyoruz. Çok özel ve değerli bir proje olacak inşallah… Bence; sinema sadece görsel bir sanat değildir, aynı zamanda insanlara bilgi vermesi gerekir. Yanlış anlamayın bilgi derken hayat gibi yaşarken öğrenilen bilgiler. Sinemasız bir hayat düşünemiyorum.
Yasin Uslu ile yaptığımız bu güzel sohbet için teşekkür ederim. Yeni projelerini merakla bekliyorum. İyi seyirler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 83
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 10840
Kayıt tarihi
: 09.05.15
 
 

Bursa'da yaşıyorum, üniversite eğitimi de gene Bursa'da tamamladım, mesleğim olan reklamcılığın y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster