Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ağustos '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
750
 

Ya sabır!

Ya sabır!
 

Son günlerde etrafımda kimi görsem kiminle karşılaşsam bir hoşnutsuzluk, bir cinnet hali, bir umutsuzluk. Mesela kapı çalınıyor açıyorum, apartman görevlisi hoşnutsuz bir ifadeyle

_ Bir şey lazım mı? diye soruyor.

Tam ağzımı açıp " bir şişe süt, bir kilo domates" diyeceğim yüzüme öyle bir bakıyor ki hemen kendimi suçluyorum" canım bakkal karşıda, hadi sütü alıp gelir de, domates için adam taa markete mi gidecek bu sıcakta diye" kendime kızıyorum. Zaten kapıcı da belli ki böyle bir şey isterim diye baştan bozuk. Sadece " süt" diyorum. O da yine kızgın kızgın "tamam" diyor. Geçen gün düşündüm; Adamın bir derdi mi var yoksa ? Bize söyleyemiyor yani sağlık sorunu olabilir ne bileyim nihayetinde anlatamayacağı bir şey vardır. E bir anlamak lazım diyerek dün Sabah sordum.
-
-"Ahmet efendi tadın yok bu günlerde, hasta mısın yoksa?" Yüzüme hayret dolu ama umursamaz bir ifadeyle baktı ve dudaklarının arasından iki kelime döküldü:

- Gerginim abla..

Ben de bir şey diyemedim tabii "hastayım" dese " geçmiş olsun diyeceğim" para sorunu filan olsa "bakarız üzülme" diyeceğim ama adam gergin .. Tabii buna nasıl bir şey diyeceğimi bilemeden, gülümsüyormuş gibi yaparak kapıyı kapadım. Sonra düşündüm; Bazı sorularımıza karşılık aldığımız cevaplara, vereceğimiz karşı cevapların ne olduğunu ne kadar biliyoruz? Öyle ya? şimdi kalkıp "Niye gerginsin" desem adamcağız bana ne diyecek? Tahminime göre bunun cevabı çok uzun veya çok yönlü olabilir. Bakalım ben bunu dinlemeye ve anlamaya ayrıca da çare bulmaya muktedir miyim? Demek ki değilmişim. Yoksa sorduğum sorunun cevabından en önce kendim kaçıp kapıyı aceleyle kapatmazdım herhalde. Ertesi sabah Ahmet efendi sabah ihtiyacı için zili çaldığında baktım karşı komşum da sabahlığıyla ve uykulu gözleriyle kapı da duruyor. Son günlerde kendisinin hep evde olduğunu biliyor ama hiç göremiyordum

-" Nasılsın komşu? Hayrola görünmüyorsun epeydir" dedim.

Kadın huzursuz huzursuz sabahlığının kemerini çekiştirdi. Niyeti ekmeğini alıp hemen içeri kaçmaktı anlaşılan.

-"Aman ne bileyim buralardayım iş, güç, çocuklar çıkamıyorum bir yere" dedi.

E ben de iyi ve ilgili bir komşu olmak niyetiyle:

- " İşin bitince gel bir kahve içelim" dedim. Kadıncağız tabanına ateş sürülmüş gibi yerinde sıçradı:

-" Ay çok sağol canım, vaktim yok, çok gerginim bu günlerde " diye cevapladı. Ben de " İyi madem" diyerek kapıyı kapadım. Bu sırada Ahmet efendi i bana bakarak başını sallıyordu.

O gün öğlenden sonra yaşlı babamın bazı vergi işleri için belediyeye gidecektim. Bizim kapının hemen önünden Ulus'a kadar giden otobüsler geçiyor. Otobüs kartım olmadığı için paralı mavi otobüslerin birine kendimi zor attım. Baktım hemen orada boş bir yer var, büyük bir mutlulukla hemen oturdum. Birazdan otobüs büyük bir gürültü ve gacırtıyla kalktı ayaktaki insanların çoğu önce ön tarafa doğru bir gerildiler sonra ani bir frenle arkaya doğru gerilediler bu arada sağa sola tutunanlar kendi kolları etrafında savrularak daireler çizdiler. Kalabalıktan bir hoşnutsuzluk homurtusu yükseldi. Şoför vitesi gacırtıyla geçirip dudaklarının arasından bir küfür savurdu. Şoförün barut gibi olduğunu gören yolcular yavaşca homurtuyu kestiler. Bizim evin önündeki yokuşu deli gibi indik, diğer durağa deli gibi girdik. Ani ve gıcırtılı bir frenle durduk. Bilet yerinde oturup para toplayan tıknaz adam sanırım otobüsün ortağı. Adamcağız kıpkırmızı bir suratla:

- Ortak yavaş ol ya! dedi. Şoför avına atılacak bir kurt gibi ateş saçan gözleriyle arkasına döndü ve dişlerinin arasından tısladı:

- Abi bir şey söyleme çok gerginim bak lütfen! diyerek, yolcuların elini kolunu kapanan kapıya sıkıştıra, sıkıştıra ayaktakileri de döke saça yola devam etti. Baktım "biletçi ortak" sesini kesmiş oturuyor. Anladım ki O'da " Niye gerginsin" diye soramayanlardan. Biraz sonra kan ter içinde Belediye binasına vardım. Koridor boyunca dizili odalarda, suratları bir karış memurları geçip, birbirini ite kaka odalara girmeye çalışan kalabalık arasında nereye gideceğimi bilmediğimden, bir memura tam soracaktım ki baktım soruyu soracağım memurla karşı masada ki arkadaşı bir didişme içerisinde Bu yanda ki öbürüne çıkışıyor

- Dosya 213 e koymuştum çıktıları iyi baksaydın birader! öbürü sert sert cevap veriyor:

-"Yok orada abi bin defa baktım" Öbürü "çık çık" edip başını bizim Ahmet efendi gibi kızgın kızgın sallıyor, diğeri karşıdan söyleniyor:

- " Poz yapma poz yapma zaten gerginim"

Bizim ki dudağını ısırıp masasına oturuyor tabii "Niye gerginsin" diyemiyor ben de usulca başka tarafa seyirtiyorum. Nasıl sorayım şimdi adamlar zaten gergin.

Güç bela işlemleri bitirip tam çıkacaktım ki belediyenin tuvaletini bir ziyaret edip elimi yüzümü yıkayayım dedim. baktım içeride üç beş kadın, sarışın olanı öbürüne çıkışıyor

-"Ya tamam anladım! Belki saçma bir laf ettim ama çok gerginim. Anla beni, sen bazen benden beter oluyorsun Ayşe"

Ayşe hiç bir şey demedi aynadan ters ters bakıp saçını eliyle düzeltti ve dışarı çıktı. Eve gitmeden önce akşam yemeği için biraz alışveriş yapayım dedim. Kızılay'da ki büyük marketlerden birine girdim kasiyer kız parasını bozuk çıkaramayan müşteriyle itişti, müşteri müdüre şikayet etti. Müdür kıza ihtar edince kasiyer sivilceli suratını buruşturup ağlamaklı gözlerle müşteriye baktı ve.

- "Lütfen zaten çok gerginim" dedi. Müşterinin cevabı gecikmedi:

- " Ben senden daha gerginim"

İyi hiç değilse bu bir cevaptı. Daha sonra dolmuşta arkadan öne paraları elden ele şoföre iletirken en öndeki kadın:

"Aaa yeter artık toplayıp hepsini birden verin" dedi

Arkadan bir başka kadın:

- "Ne olacak ki eliniz mi aşındı " diye cevap verdi. Öndeki

-" Size ne hanımefendi" diye söylenince arkada ki:

- " Allahım bu insanlar da hep beni buluyor zaten gerginim " diye hayıflandı.

Öndeki başını sallayıp sustu. Belli ki gergindi. Dolmuştan inip elimdeki paketlerle eve doğru yürürüken baktım önümde sarmaş dolaş iki genç gidiyor. Kız oğlana

- " Ama aşkıım sen de hiç anlayışlı değilsin" diye çıkışıyor. Oğlan on dokuz yaşında ya var, ya yok ama hazırcevap

-Saçmalama aşkım ya! Ben anlayacağımı çoktan anladım " diye cevabı yapıştırıyor. Kız omuzlarını silkeleye silkeleye konuşuyor:

-" Ya aşkım ya lütfen olay yapma zaten çok gerginim"

O sırada oğlanın cep telefonu çalıyor arayan oğlanın annesi, artık ne diyorsa oğlan barut gibi

-" Tamam anne ya tamam dedim. Ya ne bağırması üff anne zaten gerginim sonra konuşuruz."

Bir kaç dakika sonra eve vardım aldıklarımı buzdolabına yerleştirip akşam için yemeği hazırlamaya koyuldum. Tenceremi ocağın üzerine oturtup ocağı ateşleyeceğim aaa o da ne gaz bitmiş. Haydi bakalım ne yapacağım şimdi derken " Aman canım yaz günü bir karpuz keserim peynir salata filan idare ederiz" diye düşünüp kendimi rahatlattıktan sonra içeriye geçip tv yi açtım.

Ekranda akşam haberleri başlamıştı. O kanal, bu kanal biraz gezinerek ekranda canhıraş ve heyecanlı"az sonra" tavırlarıyla haberleri sunan sunucuların anlattıklarıını dinledim ... Adana'da bir aile katledildi komşuları tarafından farkedilen .. Bölücü terör örgütü Hakkaride mayın... İşciler hakları için grev kararı aldı.. Yolsuzlukla suçlanan Çakman benim arkam sağlam dedi.. Açılımın ne olduğunu açıklamaya çalışan bakan gazetecilerin... Yargılanmayı bekleyen profesör hapishanede kriz geçirdi.. On yedi yaşında kızla evlenen iş adamı benim eski karım ahlaklıdır genç adam almaz dedi.. Kafası kesilerek öldürülen genç kızın adli tıpta yanlışlıkla.. Üniversite harçları.. İmam hatiplilerin durumu.. Töre cinayetine kurban giden kızın babası ve ağabeyleri polis tarafından.. Kaçırılan Türk gemisinden haber yok.. SBS sonucunun iyi gelmemesine üzülen çocuklar bunalıma giriyor, uzmanlarca tesbit edilen... Kanser vakalarında patlama.. Çorumda kene yine bir can aldı... İzmir'de ateşi çıkan Mehmet Fişmekan'ın domuz gribi olduğu anlaşıldı.. İzmir'de ki bebek ölümlerinin hastane enfeksiyonundan olduğu... İstanbul'da iki terörist patlamaya hazır bomba ile... Dur ihtarına uymayan genci vuran polis memuru.. Şemdinli'de mayına basarak şehit olan erin cenazesi memleketinde törenle..

Orada televizyon karşısında adeta baygın bir halde sanki transa geçmiş gibi haberleri seyrederken kapının anahtarla açıldığını duydum. Baktım eşim elinde çantası içeri girdi. Ben de ona "Hoş geldin" diyerek mutfağa geçerken göz ucuyla televizyona baktım. Başbakan Cuma namazından çıkmış orada toplanan çocuklara plastikten yapılmış top, araba, bebek filan dağıtıyordu. Karpuzu keserken eşim mutfağa geldi. Şöyle bir etrafa bakındı gözlerini hayretle açıp dudağını bükerek "E hanım hani kuru fasulye pilav yapacaktın" diye sordu. O anda içimden bir alev yükselip boğazıma kadar geldi. Bana ne oldu bilmiyorum. Dişlerimi sıkıp suratımı alabildiğine buruşturdum ve karpuz kestiğim bıçağı farkında olmadan eşime doğru sallayarak" Ay lütfen canım ya ne kuru fasulyesi ne pilavı zaten gerginim" diye cevap verdim. Eşim mi? Hiç sesini çıkarmadan mutfaktan çıkıp gitti..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 993
Kayıt tarihi
: 30.11.08
 
 

Güzel bir Ekim günü Ankara'da dünyaya geldim. Çocukluğum iki ablam, dünya güzeli annem ve hoşgörü ab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster