Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ocak '21

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
38
 

Yabancı Dil Eğitimi

* Yabancı dil öğretiminde ve öğreniminde neden başarılı olamıyoruz? Sizce nerede hata yapılıyor?

Evet, yabancı dil öğretiminde pek başarılı değiliz. Çünkü:

  1. Doğru kaynaklara sahip değiliz. Yabancı dil öğretiminde ders kitabı çok önemli. Nasıl bir kitap? 4 dil becerisini kazandırmaya yönelik etkili ve ilgi çekici etkinliklerin yanı sıra gramer ve kelime bilgisini tam da yerinde veren dünya standartlarında, kendini sevdiren bir kitap. Devlet okullarında kullandığımız kitaplar bu beklentileri pek karşılamıyor. Şöyle ifade edeyim: Ben profesyonel bir öğretmenim ama amatör kitaplar okutmaya zorlanıyorum. Özel okullarda ya da dil kurslarında kullanılan kitaplara bakınız. Ben de Milli Eğitim Bakanlığından bu tür kitaplar sağlamasını bekliyorum. Etkili bir ders kitabı, çalışma kitabı, ayrıca test kitabı, ekstra bir okuma kitabı, bunların etkileşimli dijital versiyonları vs. Bunlar bana sağlansın ki ben sürekli sağdan soldan materyal derleme uğraşında ve ders planlama telaşında olmayayım. Ya da bana sağlananla yetinip öğrencileri boğucu derslere zorlamayayım.

Evet, altını çizerek söylüyorum. Ülkemizde yabancı dil öğretimini geliştirmek istiyorsanız, işe ders kitabından başlayın. Öğretmene iyi kaynaklar sağlayın, sonra onun mesleki yeterliklerini sorgulayabilirsiniz.

Mesleki yeterlik demişken, bakanlığımız zaman zaman İngilizce öğretmenleri için mesleki çalışma seminerleri düzenler. Konularında uzman yabancı hocaları dinlemek, onlarla konuşmak ve yeni bir şeyler öğrenmek hoşumuza gider. Şu an bakanlığımız bir pilot bölgede British Council ile ortak bir çalışma yürütüyormuş. Güzel, ama bakın ne diyeceğim: İsterlerse her öğretmeni aylar süren yurt dışı eğitimlerine göndersinler. O kadar donanım kazanıp okuluma dönünce yine aynı ders kitaplarını okutacaksam neye yarar? Ben tüm mesleki birikimimi elimdeki kitabın eksiklerini gidermek, yanlışlarını düzeltmek için mi harcayayım? Demek ki öncelikle profesyonel bir ders kitabı şart.

  1. Öğretmen merkezli eğitime devam ediyoruz. Elinde kendisine rehberlik edecek iyi bir ders kitabına sahip olmayan öğretmen eskiden beri gelen alışkanlıklarını devam ettiriyor. Konuşmak, yazmak gibi üretken beceriler kazandırmak yerine ne yapıyor? Bol bol gramer anlatıp öğrenciye alıştırma veriyor. Metinler okutuyor, kelime ezberletiyor. Dinleme yaptırıyor. Öğrenci oldukça pasif. Evet, öğrenciye okuma, dinleme ve boşluk doldurma gibi pasif/alıcı dil becerileri kazandırıyoruz. Konuşma, yazma aktiviteleri pek yüzeysel kalıyor. Bu nedenle, mezun olduğunuzda İngilizce kitap, gazete okuyabiliyorsunuz, izlediğiniz bir filmi az çok anlayabiliyorsunuz, çoktan seçmeli sorulardan oluşan dil sınavlarına girip başarılı olabiliyorsunuz. Kendinizle gurur duyuyorsunuz. Ancak iş pratiğe, yani dili aktif biçimde kullanmaya gelince, özellikle sözlü iletişim konusunda tıkanıp kalıyorsunuz. Alt tarafı birkaç basit cümle kuracaksınız belki ama niye bu kadar geriliyorsunuz? Çünkü yabancı dil eğitiminizin büyük bir kısmı eksik kalmış. Bu durum için şu tabiri de kullanabiliriz: İngilizce’niz kağıt üstünde kalmış.  

Demek ki dil öğretiminde aktif/üretken becerilere eğilmemiz gerekiyor. Konuşmayı ve yazmayı öğretmek de öğrenci merkezli eğitim modelini gerektiriyor. Çünkü bu becerileri ancak kendiniz yaparak, kendi metinlerinizi  üreterek, arkadaşlarınızla işbirliği yaparak kazanabilirsiniz. Öğretmen etkili bir aktivite hazırlayıp yolu gösterdikten sonra geri çekilmeli ve sınıfta gözlemci konumunda olmalıdır.

Öğrenci merkezli eğitimde öğretmenin görevi öğrenciye dili aktif biçimde kullanabileceği öğrenme ortamı oluşturmaktır. Bu eğitim modelini oluşturan prensibe göre öğrenci okula yeni bir şeyler tecrübe etmek için gelir. Öğrenci üretken olduğu için yeni alışkanlıklar kazanır. Öğrenmenin tanımı da budur zaten. Alışkanlık haline gelen şey unutulmaz, böylece gerçek yaşamda karşılaştığınız bir durumda ben bu cümleyi nasıl kuracağım diye düşünüp çeviri yapmaya çalışmazsınız. Sözler ağzınızdan dökülüverir, buna da yabancı dilde akıcılık diyoruz.

Doğru öğretme yöntemi bu: Derste öğrencilere gerçek yaşama benzer durumlar, ortamlar yaratacak ve onlardan dili aktif şekilde kullanarak bir şekilde işin içinden çıkmalarını isteyeceksiniz. Ama elbette bu beklenti için önce onlara ihtiyaçları olan dil yapılarını ve kelime bilgisini kazandırmanız gerekiyor. Bu noktada doğru kaynaklara sahip olmak çok önemli.

Oyun ve eğlence faktörünü de göz ardı etmemek lazım. Örneğin, tüm sınıflarda oynattığım bir oyun var. Bir yarışma. Öğrenciler rekabet içeren oyunlara bayılıyor. Takımlarına puan kazandırmak için İngilizce’ye dair ne biliyorlarsa varlarını yoklarını ortaya koyuyorlar. Dersi hiç sevmeyip uyuklamayı tercih eden öğrenciye bile bu oyunda can geliyor. Sınıfta müthiş bir enerji ortaya çıkıyor. Öğrenciler eğlenerek öğrenmeli. Ayrıca İngilizce’yi ders olmaktan çıkaracak ders dışı etkinlikler de önemli. Örneğin okulda bir İngilizce konuşma kulübü başlattık. Öğrenciler büyük ilgi gösterdi. Kulüpte her sınıf ve şubeden öğrenci var. Whatsapp grubunda yazışarak sohbet ettiğimiz gibi bir de hafta sonu online toplantılarımız oluyor. Biz öğretmenler burada hiçbir şey öğretmeye çalışmıyoruz ama öğrenciler birbirlerinden çok şey öğreniyor. 

  1. Tamam, şimdi öğretmen niteliğini ve onların mesleki yeterliklerini sorgulayalım. Yabancı dil söz konusu olduğunda öğretmen bile olsanız öğrenmeyi bırakmamalısınız. Öğretmenlerimiz de harika bir eğitim almadılar. Onların da dil becerilerinde zayıf kalan noktalar var. Tabi yine aktif becerilerden, özellikle konuşmaktan bahsediyoruz. İngilizce konuşmaktan çekinen, kendini bu konuda rahat hissetmeyen bir öğretmenin bu dille barışık olduğunu söyleyemeyiz. O halde dersinde de bu konuda çok başarılı olamayacak. Öğrencilerin gelişim düzeyi kısıtlı kalacak, onlar da dille barışma şansı bulamadan mezun olacaklar. Öğretmenin görevi size öncelikle en rahat yoldan kendinizi ifade etmeyi öğretmek olmalı. Sonrasında size daha ileri düzeyde farklı yolları da öğretebilmeli. Evet, öğretmen sınıfta bu dille ne kadar barışık olduğunu ve kendisini ne kadar rahat ifade edebildiğini göstererek öğrencilere ilham vermeli.  

Bu konuda mesleki eğitim çalışmaları nasıl olmalı? Bir seminere katılıp sadece izleyerek çok şey kazanamayız. Öğretmenleri konuşmaya, yazmaya, üretmeye teşvik edecek ortamlar sağlanmalı. Ben yirmi yıllık İngilizce öğretmeniyim. İyi öğretmen olmaya ve kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Benim için öğrenmek sürekli bir şey. Ama daha iyi olabilirdim diye düşünüyorum. Bir meslekte yirmi yıl azımsanacak bir şey değil. Yalnız, kendi çabalarım dışında pek olanak bulamadım. Hiç yurt dışına çıkmadım, kendileriyle uzun uzun sohbet edecek yabancı arkadaşlarım da olmadı. Ve birkaç yıl önce sırf kendimi kendime ispat edebilmek için yüksek bir ücret ödeyerek IELTS sınavına girdim. En yüksek puanı konuşma bölümünden almak beni mutlu etti. Demek istediğim bakanlığımız bu tür çalışmalar yaptırabilir, sonunda bizi sınava da sokabilir. Bunu rahatımız bozacak bir tehdit gibi değil, gelişme şansı olarak görürüz. Öğretmenlerin dil becerileri geliştirmek ve onları dille barıştırmak mümkündür.    

 

* Dil öğrenimini bireysel açısından ele alırsak – neden yabancı dil öğrenemiyoruz ya da süreç niçin bu kadar uzuyor? Bizim sorunumuz ne?

Türkler yabancı dil öğreniminde yeteneksiz gibi bir görüşü asla kabul etmiyorum. Yabancı dil öğrenimiyle ilgili sorunlar her millet için aşağı yukarı aynıdır. Bir iki noktayı vurgulamak istiyorum.

Öncelikle yabancı dil öğrenmek zor bir iş ve hepimizde içsel bir tembellik var. Hadi dilbilgisi çalışmak, kitap okumak ve dinleme yapmak tamam, bu kadarını başarıyoruz ama konuşma yazma mevzusu pek zahmetli bir iş. İşte mesele bu: Tembellikten sıyrılıp bu üretken beceriler üzerinde çalışmazsanız, diğer bir deyişle yaparak yaşayarak öğrenmezseniz süreç uzar da uzar. Yıllar sonra ben niye hala konuşamıyorum dersiniz. İşin sırrı burada. Dil öğreniminde rahatlıktan vazgeçmeli, aktif ve üretken olmalı, kendi cümlelerinizi kurmalısınız. Ortamlara girmeli, ortam bulamıyorsanız yaratmalısınız. Bu nedenlerle özel ders almayı ya da bir dil kursuna gitmeyi düşünüyorsanız bu noktaları sorgulayın. Size aktif öğrenme ortamı sağlanacak mı? Sizi bol bol konuşmaya ve yazmaya zorlayacaklar mı? İhtiyaçlarınız karşılanacak mı yoksa aylarca oyalanmış mı olacaksınız? Süreci kısaltmak ve verimi yükseltmek mümkün. Bir yılda geleceğiniz seviyeye birkaç ayda ulaşmak mümkün. Demek ki şahsi çabalarımız kadar bize yardımcı olacak kişi ya da kurum da önemli.

  

* İlerleyen yaşlarda dil sorununu çözmek mümkün mü? Yetişkinlerin dil öğrenmeleri için önerileriniz var mıdır?

 

Yaş konusunu sorun etmeye gerek yok diye düşünüyorum. İleri yaşlarda da herhangi bir dili öğrenmeye başlayabilirsiniz. Mesele doğru kaynak ve yöntemi kullanmak. Dil öğrenmek bir maratondur. Ama idmansız ve formsuz bir şekilde maratona çıkamazsınız. Yani dil becerileri kazanmak da kaslarımızı güçlendirmek gibi bir şey. Azar azar başlayıp güçlendikçe koştuğumuz mesafeyi arttıracağız. Sonunda maraton koşabilecek duruma geleceğiz. Bu yüzden ilk başlarda yavaş olun. Bol bol tekrar yapın. Öğrendiklerinizi kendi kendinize defalarca ve sık sık tekrarlayın. Bu dili tek başınıza çalışıyorsanız, “Şu seviyeyi bitireyim, bu seviyeyi geçeğim artık bugün,” diye koşturmayın. Sonunda yine başa dönmek zorunda kalırsınız.

Dil öğrenmek para harcamaya değer güzel bir uğraş. Eğer bir kursa gidemiyor ya da özel dersler alamıyorsanız, en azından online bir uygulama satın alarak bu işe başlayabilirsiniz.

İster yeni bir dile başlayın, ister yıllarca çalışıp da öğrenemediğinizi düşündüğünüz İngilizce’ye dönüş yapın; prensip aynı. Dili kullanarak öğren, tembellikten sıyrıl ve en önemli beceriye yani konuşma becerisine odaklan.

Nerede, kiminle konuşacağım? Online yabancı arkadaşlar bulmak çok kolay değildir. Sizin gibi birçokları bir İngiliz ya da Amerikalı arkadaşı olsun ister. Yaşadığınız yer de pek turistik bir yer olmayabilir. Yurt dışına çıkmak da bir hayli harcama ve zaman gerektirir. Yabancı öğretmenlerden makul ücretlerde haftada bir, belki ayda bir online, canlı ve görüntülü dersler alabilirsiniz. Sizin için çok iyi bir tecrübe olur, birkaç ders sonrasında kendinize güven kazanırsınız. Güven burada anahtar sözcük, güven kazandıktan sonra gerisi kolay.

Türk öğretmenlerle konuşma dersleri olmaz mı? Elbette olur, alanlarında yetkin öğretmenlerle konuşma dersleri yapabilirsiniz. Size çok yardımcı olacaklar. Çünkü gerekli noktada size Türkçe açıklama yapacaklar. Sorunlarınızı rahatça anlatabileceksiniz. Ama zaman zaman da yabancı öğretmenlerden ders alın ki kendinize güveniniz artsın.  

Kendi başıma konuşma becerimi nasıl geliştiririm?

Okuma ve dinleme çalışmalarının pasif aktiviteler olduğunu söylemiştim. Bu çalışmaları aktifleştirmek mümkün. Nasıl?

Okurken:

  1. Okuduğunuz her bir cümleyi bir de metne bakmadan söylemeye çalışın. Tekrar edin. Sonra metne bakmadan paragrafı anlatmaya çalışın. Bunu sesli yapın. Sonra belki tüm metni. Kendi sözcüklerinizle metinden ne anladığınızı anlatın.
  2. Okuduğunuz her şeye tepki verin. Metinle ilgili soru sorun, cevap verin. Kendi sözcüklerinizle yorumlayın. Farklı bir şekilde anlatmaya çalışın.
  3. Okuduğunuz metinle ilgili kendi düşüncelerinizi söyleyin ve yazın. Burada amaç şu olsun. Ben yabancılarla karşılaştığım bir ortamda bu konuda bir şeyler söyleyebilirim. Kazanım elde edin. Kumbaraya para atmak gibi düşünebilirsiniz bunu. Birikimler ileride çok işe yarayacak.

Dinlerken / İzlerken:

Yukarıdakilerin aynını yapın. Bu kez farklı olarak şunu da yapın. Konuşmacıyla aynı anda cümleleri söyleyin. Sonra kendi sesinizi kaydederek karşılaştırma da yapabilirsiniz. Bu çalışma size çok iyi bir telaffuz, vurgulama ve tonlama yeteneği kazandıracak.

İşte bu şekilde okuma ve dinleme çalışmalarını aktif hale getirebiliriz. 

Büşran Betül Kaya, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 67
Kayıt tarihi
: 16.01.21
 
 

2001 yılından beri İngilizce öğretmeniyim. Kitap çevirmenliğiyle de ilgilendim. Yabancı dil öğrenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster