Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
542
 

Yabancı oyuncu sınırlamasında kim haklı?

Yabancı oyuncu sınırlamasında kim haklı?
 

Avrupa Birliği yabancı oyuncu sınırlamasına karşı çıkıyor.


Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde dünya çapındaki futbol federasyonları FIFA Başkanı Sepp Blatter’in kulüp takımlarında en fazla 5 yabancı oyuncuya yer verilmesi planına destek verince AB cephesinde kıyametler koptu. FIFA’nın Avustralya’nın Sydney kentinde yapılan yıllık kongresinde delegelerin büyük çoğunluğu, Blatter’in 6 yerli, 5 yabancı oyuncu planını desteklediklerini açıkladılar. Avrupa Birliği Komisyonu ise, yürürlükteki yasalara aykırılık teşkil ettiği ve ayrımcı olduğu gerekçesiyle sınırlamaya karşı çıkıyor. 5 Haziran’da Avrupa Birliği yetkilileriyle bir görüşme yapacak olan Blatter "Yasadışı derken, kime göre, neye göre yasadışı? Bu konuda bir yasa varsa, bu değiştirilebilir" görüşünü savunmakta ısrar ediyor. Blatter, UEFA Başkanı Michel Platini ile birlikte "yasanın sınırlarını derinlemesine keşfetme, tartışma değil keşfetme" çağrısında bulunuyor. Ancak Avrupa Birliği Komisyonu, yabancı oyunculara sınırlama getirilmesinin, birlik vatandaşlarının üye ülkelerde serbest dolaşım ve çalışma hakkı veren yasalarına aykırı olduğuna inanıyor. Yani neresinden bakarsanız tam bir açmaz.

Komisyondan çıkan muhalif seslerden ilki sözcü John McDonald’dan geldi. McDonald BBC’ye verdiği mülakatta, "Bize göre bu umutsuz bir girişim." diyerek bir anlamda AB statüsünün baskın çıkacak taraf olduğunu ima etti. McDonald , "Blatter basın toplantısında ilginç bir şekilde 6+5 prensibinin yasalara uygunluğunu keşfetmekten bahsetti. İstedikleri kadar keşif yapabilirler, ancak maalesef 6+5 prensibi AB’nin düzenlemelerine aykırı" dedi. Bu da FIFA-UEFA konsorsiyumu ile AB arasında başlayacak soğuk savaşın habercisi sayılabilir.

FIFA’nın bu konuda vardığı konsensüs; 2010-11 sezonundan itibaren, yabancı oyuncu sayısını sınırlayıp, en az dört yerli oyuncuya yer verilmesini gerektiriyor. Blatter, 2012-13 sezonunda da takım kadrolarında en fazla beş yabancı olmasını istediği planının önemli Avrupa ülkelerinden gelen delegelerin desteğini aldığını söyleyerek bir anlamda kendisine yönelen okların bir kısmını delegelere paslıyor.

Söz konusu düzenlemeyle ilgili olarak yükselen muhalif seslerden biri de Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup üyesi Emine Bozkurt’a ait. “6+5 kuralı artık sona ermiştir. Avrupa ülkelerinde bundan sonra bu kuralın uygulanması söz konusu olamaz” görüşünü savunan Bozkurt, tartışma ortamında AB’nin katı bir tutum sergileyeceğine dair ipuçları verdi. Yabancı sınırlamasıyla ilgili görüşleri sorulan Bozkurt, Lizbon Antlaşması çerçevesinde AB’nin spora yönelik etkisi ve ilgisinin artacağını, bir dizi kararların önümüzdeki zaman diliminde alınacağını belirterek, ayrıca Avrupa Komisyonu’nun da sporla ilgili yeni kurallar getireceğinin altını çizdi. FIFA Başkanı Sepp Blatter’in bayraktarlığını yaptığı 6+5 kuralının AP’de kabul edilen raporla Avrupa ülkelerinde artık uygulanamayacağına vurgu yapan Bozkurt, "Bunu UEFA uygulayamaz Platini de bizimle aynı görüşte" deyince iki eski dostun arasına en karasından bir kediyi de sokmuş oldu. Peki, Avrupa Birliği’nin bu katı tutumundaki dayanak noktası nedir? AB neden ülke futbollarının kendi özerk mekanizmalarıyla aldıkları kararlarda düzeltme istiyor? Cevabı yine Emine Bozkurt’un açıklamalarında buluyoruz:

“AP’de futbolla ilgili raporun kabul edilmesi önemli. AP olarak spor kulüplerinin alt yapısında yetişen futbolcuların ilk kontratlarını aynı kulüple yapmalarını istiyoruz. 25 kişilik kadroda 8 kişi altyapıdan gelmeli. Bunun dördü kulübün altyapısından, dördü de aynı ligdeki başka takımlardan gelebilir. FIFA diyor ki futbol kulüplerinde alt tane oyuncu o ülke vatandaşı olsun, beş oyuncu yabancı olabilir diyor ve kısıtlıyor. Biz buna karşı çıkıyoruz. Bu her şeyden önce ayrımcılıktır. Hem rekabeti önler hem de Avrupa’nın kuruluş felsefesine aykırıdır. AB’nin serbest dolaşımı ilkesini de aykırıdır.”

Anlaşılan o ki, Sepp Blatter ve maiyeti yabancı oyuncu sayısına sınırlama getirilmesi konusunda attıkları radikal adımdan kuvvetle muhtemel geri dönecekler. Avrupa Birliği’nin temel hak ve hürriyetleri düzenleyen kararlarında ne kadar katı olduğunu en iyi bilen ülkelerden biriyiz. Peki, ama son dönemde Michel Platini ve Sepp Blatter tarafından her fırsatta dillendirilen bu “yabancı kısıtlaması” kavramının altında yatan sebepler ne? Yabancı serbestisi ülke futbollarını, federasyonları, UEFA ve FIFA’yı nasıl etkiliyor?

Meselenin temelinde, Avrupa futbolunda limitsiz kullanılan yabancı hakkının uluslar arası organizasyonlara vurduğu sekte ve kulüp bazında rekabetçi dengelerin bozulması var. Ya da şöyle söyleyelim kulüpler arası rekabetin ödülü para, uluslar arası rekabetin ödülü ise prestij. Bugün milyarlarca Euro’ya dayanan Şampiyonlar Ligi rekabetine karşı Avrupa ya da Dünya Şampiyonası grup elemeleri ne kulüplere ne de oyunculara cazip gelmiyor. Milli Takımlarından önemli maçlar arifesinde affını isteyen oyuncular, sakatlık riskini göze alamayan kulüplerin oyuncularını Milli Takımlara gönderme konusundaki isteksizliği, “Falanca şampiyonadan sonra Milli Takımı bırakıyorum.” türünden açıklamalar artık kanıksanmış durumda.

Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonası ve Konfederasyon Kupası gibi turnuvaların giderek geri planda kalmakta olduğunu fark eden FIFA ve UEFA da işte tam bu noktada yabancı kısıtlaması getirerek az da olsa ülke futbollarını canlandırabilmeyi umuyor. Bu kurumları rahatsız eden bir başka gelişme de maddi gücünü sınırsız yabancı hakkıyla destekleyen dev kulüplerin liglerindeki diğer takımlarla aralarındaki makası açmaları. En başından “şampiyonu belli” ligleri oynatmakla giderek azalan futbol seyircisinin statlara geri döndürülemeyeceğini savunan FIFA ve UEFA yabancı oyuncu sayısına kısıtlama getirerek “rekabet” unsurunun tekrar yeşil sahalara dönmesini umut ediyor. Böylelikle daha “çetin” geçecek ligleri stadyumlardan takip edecek seyirci sayısının da artacağına inanılıyor. Aslına bakarsanız, Avrupa Kulüpler Birliği’nin kurulmasıyla dağılan G14’lerin bir ara “Biz kendi aramızda lig organize edeceğiz. Yerel liglerin tadı kalmadı.” mealindeki çıkışları bile FIFA’nın “rekabet” konusunda takındığı hassas tavrın yersiz olmadığını kanıtlıyor. Futbolu kitlelerin tutkuyla benimsemesindeki ana unsur “Bir top ve iki kale bulunabilen her yerde oynanması” ise eğer, giderek dolar milyarderlerinin eğlence alanı olmaya başlayan ve bu yönüyle zenginlerin ve seçkinlerin sporu olma yolunda ilerleyen futbolu kurtarmak adına Blatter ve Platini doğru hamleler yapıyor. Bahsettiğim “serbest dolaşım” ve “çalışma özgürlüğü” değil. Endüstriyel futbolun dimağlarda bıraktığı kekremsi tadın bir şekilde silinmesi gereği…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 235
Toplam yorum
: 233
Toplam mesaj
: 44
Ort. okunma sayısı
: 716
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster