Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
571
 

Yabancı

Yabancı
 

Nobel ödüllü Albert Camus'un tüm gerçekliği ile toplumdan dışlanmış kahramanı Meursault'un, yaşamından bir kesit anlattığı "YABANCI" romanında, toplumun insanları belli bir kalıba nasıl soktuğunu, belki de normal olması gereken davranışlarda, beklenmedik tepkiler verdiklerini görüyoruz.

Gerçekten aklınızdan geçenleri dürüstlükle söylediğinizde, şaşkınlıkla karşılanıp, insanların parmakla gösterdiği farklı bir tip oluyorsunuz. İster istemez yalnızlık kalıbının içine itiliyorsunuz.

Camus'un bu ilk romanı 1942 yılında yayınlandığı halde günümüzde de, her yaştan okurun ilgisini çekmeye devam ediyor.

Konunun evrensel oluşu yüzyıllar geçse de insanoğlunun pek farklılaşmadığının bir göstergesi.

Meursault, düşüncelerinin ve başına gelenlerin, yaşamın doğal bir sonucu olduğunu, insanların tepkilerinin anlamsızlığını, bu duyguların her insanda olması gerektiğini düşünür. Annesinin ölümünü doğal bir olay olarak görür. Verdiği tepkisizlik değildir aslında. Çevresindeki insanlar onu duygusuz olarak yargılar. Bilinçsizce öldürdüğü biri için, mahkemedeki konuşmaları etrafındakileri hayrete düşürür.

Aslında, herkesin içinde taşıdığı üzüntü, sevinç, korku gibi duygularını dışa vuruş şeklinin onları nasıl olupta şaşkına çevirdiğini anlayamaz.

Evliliğin bile, toplumun isteğiyle olduğunu, ona aşık olan kadına verdiği cevaptan anlalayabiliyoruz: "Bunun bir anlamı yok."........

Camus, insanların üzüldüklerinde ağlamalarını, sevindiklerinde kahkahalarla gülmelerini zamanla abarttıklarını, toplumun bu duygu gösterilerini beklenti haline getirdiğini usta bir dille okuyucuya sunuyor.

Romanı okuyup bitirdiğinizde yüzünüze vurulan bir tokatla silkiniyorsunuz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ebru, "Yabancı" adlı kitapla ilgili yazını görünce hemen okudum. Çünkü, yıllar önce "Meursault Şizofren miydi?" adlı bir yazıyı yayınlamıştım. Sizin yazınız da elbette iyi niyetle yazılmış. Ancak, Albert Camus'nün bu küçük ama felsefi romanını anlamak öyle pek kolay değil. Bu kitapı yorumlayabilmek için önce "Eksiztansiyalizm"i bilmek gerekir. Yani "Varoluşçuluğu". Bu felsefi akımı bilmeden roman kahramanının davranışlarını çözmemiz olası değildir. Örneğin idama giderken bile ne diyor: "İdamı izleyip midem bulanacağına idam edilmeyi yeğlerim". Ya da kendini idama mahkum eden yargıca ne diyor: "Hepimiz ölüme mahkum değil miyiz? Ha erken ha geç ne fark eder?". Varoluşçu felsefenin çok önemli bir kitabını ele almışsınız. Roman kahramanının davranışları ile ilgili sizin, benim örneklerimiz ve diğer davranış biçimleri ile ilgili olarak ve bu yorumu okuyacak psikologlara da soruyorum: Sizce roman kahramını Meursault şizofren miydi? Bu konudaki yazımı bekleyin, paylaşalım.

ESAT SÖNMEZ 
 11.07.2007 20:15
Cevap :
Bence yazar roman kahramanını yaratırken bunları düşünmedi. Ben de sadece romanı okudum ve bitirdim. Başka hiç bir yorum okumadım. Zaten yaşanan herşey sonunda bitmeyecek mi? öyle ya da böyle.... Romanda tamamen gerçekçilik var. Bu konu ile ilgili yazınızı bekliyoruz.  17.07.2007 11:56
 

camusla ilk tanışmam bu kitapla oldu 33 sene önce değerli ve herkesin okuması gereken bir yapıt. sevgiler

Zadig 
 11.07.2007 19:22
Cevap :
Yorumunuz için teşekürler.  17.07.2007 11:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 2448
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

yazmaK, okumaK ve izlemeK işte HAYAT...  Ekonomist 'im. Evliyim, 2 kızım var. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster