Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '08

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
2845
 

Yabancılar ülkemizden çıkarken de soyuluyoruz

Yabancılar ülkemizden çıkarken de soyuluyoruz
 

Özgür ve geniş görüş


Ağustos başında Türkiye’de yerleşik gerçek kişilerin mevduat bankaları ve katılım bankalarındaki dövizleri toplamı 72 .6 milyar dolara eşit iken 3 Ekim tarihi itibarıyla 65 .6 milyar dolara düştü. İki ay gibi bir zamanda 7 milyar dolar azaldı. Kurlarda yükselme 3 Ekim’den sonra başladığı için halkın bu miktar dövizi, dolar için ortalama yaklaşık 1.2 civarında bir kurla, Euro için ise 1.8 in altında bir kurdan satılmış oldu. Başka deyişle de sıcak paracı yabancılar ülkemizden hem de vergilenmeden yıllarca aldıkları astronomik faiz yetmiyormuş gibi, muhtemelen 1.5 civarında bir kurdan bozdurdukları dolarları 1.2 civarındaki kurlardan geri alıp, faiz kazancıyla birlikte ikiye ve daha fazlasına katlayıp götürmüş oldular.

Yukarıda belirttiğim 3 Ekim rakamından sonra, hem halkın elindeki dövizler hem de Merkez Bankası rezervleri milyarlarca dolar daha da azalmıştır. Çünkü yabancıların Türkiye’den çıkışları son haftalarda daha da hızlandı. Örneğin sadece 16 Ekim’de, bir günde Londra kaynaklı çıkışların 2 milyar dolar olduğu belirtiliyor. 17 Ekim’de ve sonrasında da benzeri bir durum olduğunu ögreneceğiz sanırım. Dolar kuru 1.5’e yükseldi diye halkımız da aynı günlerde yani 16 Ekim’de ve önceki günlerde milyarlarla ifade edilen döviz sattı. Halbuki halkımız biraz daha acele etmeseydi yabancılar yine de ülkeden çıkacak ve bu kez kur muhtemelen 1.7’nın üstüne hatta 1.9’a yükselecek, vatandaşlarımız da dolarını bankalar aracılığı ile sıcak paracı yabancılara ülkeden çıkarlarken 1.5 yerine 1.9 veya üzerindeki bir kurdan satmış olacaktı. Halkımız ya kurlar tekrar düşerse, servetler yabancılara satılıp, daha fazla faiz verilerek kurlar zorla düşürülürse endişesinde.

Halbuki hedge fonların dövize dönme süreci artarak devam edecektir. Ayrıca Türk Telekom, rafineriler ve diğer satılmış olanlar gibi yabancıların iştahını kabartacak servetlerin hemen hemen tamamına yakını satılmış durumda. Üstelik yabancılar da kendi derdinde ve iştahları kapanmış durumda. Vatandaşlarımızın yeni durumun geçmiş zamanlardakinden farklı hale geldiğini ve ülkenin içini boşaltan saadet zincirinin artık kopmakta olduğunu bilmelerinde yarar vardır. Bazıları zincirin kopmakta olduğunu saklamaya çalışsa da kendilerinin de bu kopuşun farkında oldukları gergin davranışlarından görülmektedir.

Sıcak paracı yabancılar gerek kendi merkezlerinde acil paraya ihtiyaçları olması, gerekse Türkiye’nin dış borçlarının ve cari açık seviyesinin yabancıların bile gözünü korkutacak seviyeye ulaşması, lirada kalmanın riskli hale geldiğini düşünmeleri nedeniyle, tefecilikten de yüksek faiz gelirini, halkımızdan alınan vergilerin onlardan alınmamasını, kısacası sağlanan astronomik çıkarları gözardı edip, halkımızın elindeki dövizleri ucuz fiyattan alıp Türkiye’den çıkıyorlar. Dış borç yiyerek, geleceğimizi daha da çok ipoteklemeye devam etmemiz giderek daha da zorlaşıyor.

Yerleşik tüzel kişilerin ( yani şirketler ve kuruluşların) döviz mevduatları ise 31. 3 milyar dolardır. Şirketlerin yaklaşık 190 milyar dolar döviz borçlarının sadece %16 sıdır. Şirketlerin bugünden 2009 sonuna kadar ödemek zorunda oldukları kısa vadeli döviz borçları ve faizleri 50 milyar dolar civarında, üstüne de en az bir o kadar cari açık koyarsak, şirketlerin 2009 sonuna kadar ihtiyacı 100 milyar dolar, halbuki ellerindeki döviz 32 milyar dolar civarındadır.

Merkez Bankası rezervlerinin satılarak kurun düşürülmesi, kurun yükselmesine mani olunması yabancıların ellerindeki belli miktar lirayla ülkenin daha çok dövizini alıp götürmelerine sebep olur. Yabancıların fazladan götürdükleri dövizlere daha sonra sanayicilerimizin çok ihtiyacı olacak ve yabancının ödediği kurdan çok daha fazlasını ödemek zorunda kalacaklar. Bu nedenle Merkez Bankası’nın 2001 krizi öncesindeki gibi rezervleri satarak ve müdahalelerle kuru zorla baskı altında tutup, elindeki döviz rezervlerini yabancılara ve bazı yerli vurgunculara çok düşük fiyattan transfer etmesi bu ülkeye , ülke ekonomisine çılgınca yapılan bir ihanet olur. Soyguna çanak tutmak olur. Asıl o zaman derin bir ekonomi krizi ve yanında da ahlaki bir kriz olur.

Bir önceki “Kredi krizine dayanıklı mıyız?” başlıklı yazımdan bazı hususları önemi ve güncelliği daha da arttığı için tekrar belirtiyorum.

—Toplam dış borç 284 milyar dolar, üstüne yabancıların sıcak para plasmanları, yabancıların lira ve döviz mevduatları, hazine bonosu ve tahvillerindeki paraları, borsadaki paraları ile birlikte ülkenin dış yükümlülükleri toplamı tahminen 360 milyar dolardan da fazladır. Bunun üstüne ilave 60 milyar dolar da özelleştirme geliri yediğimizi unutmayalım.

—Kamu iç borç 200 milyar dolar

—Yıllık cari açık ekonomide durgunluk olacağı, kurlar yükseleceği, petrol fiyatları düşeceği buna karşın ihracat ve turizm gelirleri azalacağı icin 35 milyar dolar civarında, belki kur seviyesine bağlı olarak dahada aşağıda olabilir.

—Merkez Bankası net dış varlıkları 38 milyar dolarında altındadır.

Türkiye'nin yukarıda verilen bazı yaklaşık rakamları borç ve finansman yönünden tehlikenin ulaştığı boyutları, tükettiğimiz 60 milyar dolarlık özelleştirme gelirlerini de üstüne eklediğimizde gelecek nesillerimizi ne ölçüde sömürmüş olduğumuzu göstermektedir. Merkez Bankası döviz rezervlerini, halkımızın elindeki dövizleri sıcak para soyguncusu yabancılara ucuz fiyata kaptırmak zamanı değildir. 2001 krizi öncesi yaşanan soyguna bu kez müsade edilmemeli. Sıcak paracı yabancılar 2001 krizinin geleceğini ve gerçeği, halkımıza aksi söylendiği için, halkımızdan önce öğrenip hem halkın elindeki hem de Merkez Bankasının o zaman ki döviz rezervlerini, kriz öncesi yarı fiyatına boşalttılar. Bu boşaltmadan sonra döviz kuru iki katına çıkarak dengeye gelebildi. Yabancılar ve işbirlikçiler rezervin hepsini yarı fiyatına sıfırlayıncaya kadar, bazı yetkililer, bazı köşe yazarları ve ünlü sayılan iktisatcılar halkımıza rezervlerin büyüklüğünü ve sistemin sağlamlığını propaganda ediyorlardı. Musluğun başındaki bazı yetkililer, halka söylenenlerin tersine, krizden kısa süre önce hatırı sayılır miktardaki sahsi liralarını dövize çevirdikleri için mahkemeye verilip yargılanmışlardı.

Döviz kurunun yükselme çabası göstermesi ekonomideki dengesizliği düzeltme, açığı kapatma çabasıdır. Popülist ve politik maksatlarla, borçlanarak, yabancılara tefeci faizleri ödeyerek, servetleri yabancılara satarak, halkın beklentilerini yönlendirerek piyasanın zaman içindeki düzeltme, kurların yükselme çabasının durdurulması ve hatta aşağı itilmesi iktisadi dengesizliğin giderek daha da büyütülmesidir.

Dışarıdan borçlanma muslukları büyük ölçüde kapanmış, kalanı varsa o da pahalılaşmıştır. Eğer bu durum kendi gelecek nesillerimizi daha fazla sömürmemizi zoraki de olsa sonlandırabilirse bu nedenle menfi değil müsbet ve hayırlı bir sonucu olacaktır. Yorganımızı uzatıncaya kadar ayağımızı yorganımıza göre uzatma zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir. Yıllarca servetlerimizi yabancılara satıp yedikce yorganımızı sürekli daha da kısaltmış olduk. Artık yorganın kalanına sahip çıkma ve yeniden uzatma zamanıdır.

Dr. Hamit BOZKURT

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 59
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1172
Kayıt tarihi
: 08.08.08
 
 

1950 yılında doğdum, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi 1974 mezunuyum. 1986 yılında Gazi Ün..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster