Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '10

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
3092
 

Yabani mantar ve mantar sote

Yabani mantar ve mantar sote
 

Meşe mantarı


 

Sonbahar mevsiminin köylüler için başka başka anlamları vardır. Bir yandan bütün bir yazın yorgunluğunu atmak için fırsat bulmuşken bir yandan da mevsimin getirdiği serinliğin keyfini yaşarlar. Havalar iyice soğumadan örtüsünü değiştirmeye başlamış doğanın sunduğu nimetlerin tadını çıkartırlar. İşte ben de bu tadı çıkartan köylülerden biriyim.

Küçücük bir köyde doğdum. Ortaokula kadar da köyde yaşadım. Sonra eğitim olanakları ve kültürümüzün “okuyan adam olur” bakışı nedeniyle ayrıldım köyden ama her yaz mevsiminde de koşa koşa yine köyüme gittim. Ta ki okul hayatı bitip evlenip de şehre tamamen yerleşene kadar. Gerçi ben hala her yaz Ege ya da Akdeniz yerine köyüme koşarım ya, neyse! Bu yüzden olsa gerek ben kendimi şehirli olarak değil, köylü olarak görürüm. Bazen, keşke oradan hiç ayrılmamış olsaydım bile derim.

Köyümüzü bizler için güzel yapan birçok neden var. Bunlardan bir tanesi de sonbahar mevsiminde ortaya çıkan yabani mantarlardır.

Yağmur ile iyice doyan toprak mevsimin nemiyle birleşince ortaya farklı lezzetler çıkar. Her yörede isimleri farklı, lezzetleri farklıdır; ama doğal olması nedeniyle ifade ettiği tat hep aynıdır. Ancak hemen belirtmeliyim ki bu doğal lezzetler özel olduğu kadar da tehlikelidir. Bu tehlikeyi de göz ile görebilmek, koklayarak anlayabilmek, hatta tadarak tanımlayabilmek bile mümkün değildir. Bu yüzden dikkatli olmak gerekir.

Ben bu yazımda sizlere köyümde yetişen ve bizim yediğimiz bir iki mantar türünden ve bunların lezzetinden bahsedeceğim. Ancak bundan önce şunu belirtmekte fayda var; zehirsiz olarak bilinen ve yenen mantarlara çok benzeyen ve göz ile ayırmanın güç olduğu mantarlar vardır. Üstelik hayati sağlık sorunlarına sebep olabilirler. Bu yüzden; köyümüzdekiler ile aynı olsalar bile, ben kendi köyüm dışında yabani mantar yemem. Çünkü hiçbir kitap, hiçbir tarif ya da teknik; yenebilen ve zehirsiz olan mantarları tanımlamaya yetmez. Mantarların sadece uzman kişiler tarafından toplanması gerekir. Okuduklarıyla hareket edip mantar toplayanlar çok büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilir.

Ben yabani mantarları çocukluk yıllarımda toplamaya başladım. Birçok keresinde de topladığım kimi mantarlar yediğimiz türlere benzediği ama yediğimiz tür olmadığı için büyüklerim tarafından ayıklandı ve atıldı. Yıllarca topladığım mantarlar sofraya gelmeden önce ayıklama ve temizleme aşamasında kontrolden geçti. Tabi sonunda ben de yediğimiz türleri benzeşse bile yemediklerimizden ayırmayı öğrendim. Yöremizin tüm yetişkinleri bu alanda halk uzmanlığı diyebileceğimiz bir uzmanlığa sahiptir. Sonbahar mevsiminde köyümüzde çok sayıda mantar çıkmasına ve belki de birçok türü zehirsiz olmasına karşın sadece beş tanesi tüketilir. Bunlar; kanlıca, çam mantarı, kara sümüklüce, ak sümüklüce ve dobalan mantarıdır. İlkbahar mevsiminde çıkan “akça mantar” ile “söbelen mantarı” da eklenince yediğimiz mantar türü sadece yedi tanedir. Başka yörelerde yendiğini bildiğimiz başkaca türleri köyümüzde görsek de yemeyiz. Bu saydığım mantarlar yılların verdiği uzmanlık sayesinde yenebildiği bilinen mantarlardır. Ancak bunların da benzeyeni olduğu için başka yörelerde toplanarak yenmesi bu uzmanlığa rağmen tehlikelidir.

Her son bahar mevsimi gibi geçen ay yağan yağmurlarla birlikte yine bolca yabani mantar çıktı. Elbette ben de kendimi, bir sebep bulup köyüme attım. Üstelik havanın güneşli olduğu bir gün; henüz iki buçuk yaşındaki çocuklarımı da alarak hemen köyün civarındaki çamlık alana gittim. Birkaç saatlik bir gezinti ile yeter miktarda da mantarı topladım. Sonraki günlerde de bu gezintileri sürdürdüm. İnsanın serin bir mevsim olsa da doğa içerisinde yürüyüş yapması ve mantar toplaması inanın çok keyifli oluyor. Bu günlerden birisinde dağa doğru tırmanma şeklinde yaklaşık on kilometre yürüdüğümü söyleyebilirim. Bu sonucu görmek de insanı mutlu ediyor. Bu mesafeyi tırmanabilmek bedenen benim hala şehir hayatına tam adapte olmadığımı gösteriyor.

Bu satıra kadar size birçok şeyi anlattım ancak topladığımız mantarlarla yapılan mantar sotenin lezzetini anlatabilmem olanaksızdır. Eğer imkân olsa, sizlere köyümde bu lezzeti tattırmak isterdim. Bu lezzet ancak böyle anlatılır. Mantarın yabani olmasının kattığı tat ile insan yemeğin keyfine doyamaz. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; çam mantarı ile yapılmış bir mantar sote yeseniz, bir daha başka türlüsünü yemezdiniz. Biz mantarları; közleyerek, kızartarak, sotesini yaparak ya da soğanlı ve salçalı yemeğini yaparak tüketiyoruz. İnanın her türlüsü başka bir güzel oluyor.

Gençlik yıllarımızda meralarda hayvan otlatırken topladığımız mantarları öğlen yaktığımız ateşlerde közleyerek yerdik. Yani edindiğimiz uzmanlık uzun yılların birikimidir. Bu yüzden sizleri bir kere daha uyarıyorum. Bu derece bir deneyiminiz yok ise yabani mantar toplamayın…

Uyarı: Yenen mantarları ayırt etmek için geçerli hiç bir teknik yoktur. Mantarların fotoğrafına bakarak ya da okuduklarıyla toplamak ve yemek çok tehlikelidir. Bu yüzden burada yazılanlar kesinlikle yenen mantarları tanımlama aracı olarak kullanılamaz. Bu yazının amacı yabani mantar zehirlenmelerine dikkat çekmek ve aynı zamanda sadece köyümüzde yetişen yabani mantarların lezzetini vurgulamaktır.

Fotoğraflar : http://blog.milliyet.com.tr/bilecik-te-mantar-gezisi/Galeri/?GaleriNo=22379

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sanal alemden sonra, toprağa "dokunduğunu" hissetmek hoştu. Mantar... Ah yarama bastın. Her yıl ilk yağmurlardan sonra çıntar satarlar; bir kamyonetin arkasında ve ben de alır; una bulayıp kızartırım. Bir de yanında kese yoğurdu; müthiş olur. Geçen yıl çıntar; hani kocaman turuncu olanı, yanısıra küçüklerinden de aldım ve fırında üzerine kaşar koyup kızarttım. Nasıl da "hımm hımm" yaparak yedim bilsen. Sonra evlat daha yemeğini bitirmemişti, TV'nin karşısına uzandım. Evlat sofradan kalkınca da işleri bitireyim diye kalktım; başım döndü, hızlı kalktım, diye düşündüm. Değilmiş; zehirlendim:) uzun bir gecenin ardından, bir daha çıntar yemeğe tövbe ettim. Seneye mantar bekliyorum ona göre.:)

derinmavi.. 
 26.12.2010 12:02
Cevap :
Geçmiş olsun. Üzüldüm kötü geçen gece için. Neyse ki hafif atlaşmıssın. Dediğim gibi, ben köyüm dışında asla yabani mantar yemem. Toplandığı yer de çok önemli. Bildiğim mantar bile olsa yemem. Ama köyümde de yemeden duramam. Lezzeti malum:) Kısmetse olur diyelim. Eğer bolca çıkarsa yaparım kargo:)  26.12.2010 12:17
 

Haklısınız Mantar bilinmiyorsa toplanmamalı o riske girilmemeli biz de sizin gibi çocukluğumuzdan gelen tecrübeyle çam mantarı en çok topladığımız mantardır. sobanın üzerinde o cızırtısı o suyunu salması o kokusu o tadı anlatmak mümkün değil artık köylerde sobada kalmadı ama çam mantarının her türlüsü harika ramazan ayında fırında yaptırdığımız pidenin içine koydurup mantarlı pide yaptırırdık çocukken annemle kardeşimle mantar toplamaya gittik elimizdeki sepetler poşetler doldu sanki maden bulmuştuk hiç unutamam

öner özdemir 
 24.12.2010 11:42
Cevap :
Bir an paylaştığınız lezzeti damağımda hissettim. Kokusunu da duydum sanki. Şanslıyım ki bizim köyde sobalar halen duruyor. İlk fırsatta yaparım bir soba üstü ziyafeti. Sağlıklı günlerde afiyetle inşallah.  24.12.2010 20:23
 

Yusuf bey ben de bir köylü olarak bu mantarlardan toplayan, yiyen ve hatta dondurucuda saklayan biri olarak; yazınızı keyifle okudum. Ve, hatta bir sır vereyim size:)) bu kırmızı çam mantarı yüzünden 400 tl'lik güneş gözlüğümü kaybettim. Bir iki kilo mantarın bana maliyetini düşünün:) ama değiyor be:))

yekruseha 
 24.12.2010 10:55
Cevap :
Gözlüğü unutun gitsin. Hiç mühim değil. Böyle bir güne değer doğrusu. :) Güzel tarafı sofra başında geçen kısmı değil, toplama kısmıdır. Benimle benzer hisleri paylaştığınıza sevindim. Sağlıklı günlerde afiyetle inşallah.  24.12.2010 20:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 67
Toplam yorum
: 791
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 5706
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Anadolu benim, ben de Anadolu'nun canıyım!   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster