Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '16

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
139
 

Yağmur'dan sonra Deniz'e ne oldu?

Yağmur'dan sonra Deniz'e ne oldu?
 

Aşk, Yağmur ile Deniz’ e sağanak yağıyordu…


“Bendeki Aşk, senden bana zuhur eden, içime işleyen nedir bilmek ister misin? Kim baksa yüzüme senden izler görecek her an. Benim her halimde sen varsın. Gözlerim sana ağlayacak, senden olanlar için akıtacak yaşlarını, gülüşümle eşlik edecek, belki bir gün kahkahalarımdan yaşaracak gözlerim, belki de incittiğin yerden akamayan kanın yerine, sağanak yağacak gözlerim ama içinde hep sen olacaksın.
O en beğendiğin dudaklarımda senin yönetiminde anlıyor musun? Ya sen istedin diye tutku ile alev alacak, ya mühürlenecek ve hiçbir sesin çıkmasına izin vermeyecek, belki de kocaman bir kahkaha için açılacak bir gül gibi yüzümün tam ortasında ama o da senin emrinde aşk. Sen ne istersen o.
 
Ellerim, parmaklarımda, emrinde sevgilim. Ya sımsıkı tutacaksın kenetleneceğiz ya da kayıp gideceksin usulca avuçlarımdan.
 
Uyuyarak şereflendirdiğin göğsümün üzerinde, saçlarının içerisinde kaybolacak parmaklarım istersen ya da gidişinin ardından boş yastığı göğsüme bastıracak sen diye. Her hareketinde yine de sen olacaksın avuçlarımda, ellerim senin varlığınla eskisinden daha da anlamlı.
 
Sana gönderilmeyen mektuplar yazacak belki parmaklarım ya da buzdolabının üzerine gülümsemen için “Sana aşığım” yazan bir not bırakacak güzel bir sabahta, ama yine senin emrinde olacak.
 
Kalbim, hani şu gönül dedikleri, o da emrinde sevgili. Sen ince ince sızacak, damlaya damlaya göl, sonra okyanus olacaksın içimde. Tüm hücrelerime yayılacaksın. İliklerime işleyeceksin. Sen kokacak üstüm başım.
 
Belki ruhum kırılıp dağılacak bir cam parçası olacak kim bilir? Uçurumun kıyısında paramparça, yere çakılmaya yakın bir taş gibi sırasını bekleyecek ya da zirvede tamamlayacak görevini yürek. Sadece seninle dolu olacak tüm varlığım, sana söz. Ölüm de de, hayatta da yalnız sen olacaksın.
 
Bedenimi oluşturan neyim varsa, saklı gizlilerimle, hayallerimle, duygularımla, beynimin tüm hücreleri ile esir al beni aşk, sana söz sonsuza kadar emrindeyim.
 
Acıyan yerlerime, kırılan dökülen tüm parçalarıma inat sana hizmet edeceğim sonuma kadar.
 
Sana bağlamışken kendimi ta köklerimden, beni üzüm buğusu, zümrüt, elmas ve değerli ne varsa en kıymetlisinin yerine koyacaklarını bildiklerimden de vazgeçeceğim sana söz.
 
Sen sürükle beni peşinden. Taşlı yollarda yere düşür, kanat dizlerimi, dirseklerimi, akıt gözyaşlarımı, gözyaşlarımla yıka, arındır kendini umurumda değil.
 
Kıymetsizleştirsende adın aşk senin. Dilin aşk, kokun aşk ve ben başka bir dil bilmem, başka kokulardan hoşlanmam anlıyor musun? Tek bildiğim sensin.
 
Dünyanın tüm nimetlerinden bir bir sundular, sunacaklar önüme biliyorum ama benim kıymetlim sensin. Sen, sebep olmadan ruha yayılan aşksın. Aşkı bedenleştiren kıymetlimsin.
 
Sen, adı aşk olan, kimsen gel, emrine amadeyim.”
 
Bir an durdum. “Aşk, bu mektup sana” kitabımda yazan cümleleri hatırladım. Sokak lambası bile olmayan bir karanlık kuytuda, yüzünü yüzüme yaslamış, hayalimin en elle tutulur gerçeğine sordum.
 
– Ey aşk, sen mi geldin?
 
Anlayamadı önce öylece baktı. Gülümsedi. Başını yine sol omzuna doğru eğdiğinde anladım yeniden utandığını.
 
– Sen de beni mi diledin yoksa?
 
– Aşk diledim ben. Sen misin?
 
– Hazır mısın?
 
– Hoş geldin.
 
– Hoş geldin Yağmur. Kaç gündür başımın üstünde bulutlara baktıkça, ne zaman yağacaksın diye beklerken, sırılsıklam olmak da varmış.
 
O kadar romanın yazarı Yağmur, sen daha önce böyle duyulası bir cümle kurdun mu kendine dedim usulca zihnime. Diyecek sözüm bitti.
 
Bir an önce toparlandım. Az önce girdi hayatıma, tam da şu iki sokak ötede çarpıldım. Bir yıldırım gibi çarptı ve ben yeni bir ruhla yeniden doğdum. Yıldırım her zaman çarptığı yerde ölüm yaratmaz, yangın çıkartır ya işte tam da böyle bir haldeydim. İçimde bir yangın kıvılcımı vardı. Başka bir âlemdeyim.
 
Mevlana gibi, dünyadan değil ama dünya için var olanımdı sanki. Dünya da aşk yaşamak için görevlendirilmiş bir melek gibiydi benim için.
 
Dünya nimetinde kayboluyordum ince ince. Yok oluyordum. Başkalaşıyordum. Yaşadığım ne varsa unutmuştum.
 
Kimdim ben ve nereden buraya gelmiştim? Bu kadar sürede ne olmuştu da o haldeydim? Sihir ile mi tanıştım nedir?
 
img_0023
 
– Öpsene beni.
 
– Öp. Niye ben öpeyim seni?
 
– Sen öpmek isteyince başka anlasana…
 
Öpüşmek ne demek biliyorum artık. İki ruhun aşkla ağızdan çıkıp birleşerek cennete yerleşmesi gibi bir şey.
 
“Yağmur’dan sonra Deniz” adlı romanımdan Syf 56-57-58 hediyesidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Afetheite Stin Agapi" Duyup duymadığına çığlığın sahibi karar verecektir. Okudum kitabınızı. Yağmurdan Sonra Deniz. Redaksiyon sorunları, editör atlamalarının sebebiyet verdiği sakatlanmalar olsa da, hikayenin özünden ve gerçeklikle kurmak istenilen bağ kapsamında etkili olabileceklerini düşünmüyorum açıkçası. Sarah Jio'nun Mart Menekşeleri'ndeki bazı sürpriz karşılaşma ve olayların benzerlerine yakın sahnelerin olması da sadece gerçeklik bağlamında ele alınmalı ki, bu anlamda da bir sorun yok bence. Yalnız, Yağmur düzeyinde bir kadının aşkı sevimli bir dostun halhala takması ile başlayan iki saatlik bir zaman diliminde yakalayabilmiş olması sizin aşk üzerine yazdığınız yazılarla kıyaslandığında biraz aceleye gelmişe benziyor. Halhalın minik halkalarına düşen kıvılcımla başlayan aşk yangınla metamorfize olarak boyut değiştirmiş sonuçta, Baran İsmail den izin alarak Denize dönmenizle nihayetlenmiştir. Artık okuyucunun zihninde aşk izleri bıraktığınıza göre....

Birkan Can 
 23.05.2017 22:25
Cevap :
Merhaba, Öncelikle açıklık getirmeliyim ki maalesef edit edilmeden basılıyor kitaplar ve enteresan hatalar oluyor başka bir kitabımda bir kahraman adı değişikliği olmuştu inanın. Ben kitap yazmaya başlarken kesinlikle okumayı ve izlemeyi bırakırım. Yağmur'dan sonra Deniz kitabı benim için çok kıymetli. Yağmur özel bir kadın. Korkuları var. Onur onu çok yıpratmış. aşktan korkarken bir anda bir adamın yağmurla ıslanan yüzünün en muazzam hazinesine gözlerine takılıp aşka bulaştı o. Mesele halhal değil. Aşkı diledi ve bir anda aşk bedeni olarak Deniz'i seçti. Aşkın bedenleşme kararı öyle saatlerce günlerce sürmez. bir anda teslim olursunuz. bir andır sadece. Afetheite stin agapi (Aşka teslim olmak) budur işte. Kimliksiz iki bedenin birbirini aşk yaşamak için seçmesidir. Zaman kavramı da yoktur.   25.05.2017 11:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 231
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evinde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster