Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '11

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
901
 

Yağmur Yağmasın...

Hayat ne garip! Şu yaşına geliyorsun, bir de durup bakıyorsun ki, için hala çocuk… Bir olay oluyor, bir sevinç ya da acı yaşıyorsun; birilerine kırılıyor veya bir yanınla gururlanıyorsun; heyecanlanıyor, coşuyor veya hüzünleniyorsun… Hadiii, dön git bir bak çocukluğuna! 

Çocukluğuma… 

Ben çocukken büyükler hep böyle büyüklerdi sanırdım… Yetişkin biri çocukluğundan bahsederken, ölmüş ya da hiç yaşamamış birinden söz ediyormuş gibi gelirdi bana… Sanki yüzyıllar öncesinden bahsedermiş gibi… Gerçekle biraraya getiremez, anlatılanları masalmış gibi dinlerdim. Nereden bileydim ki, onlar için o günler daha dün gibi… 

Çocuklukta yapılan, yaşanan, hissedilen her şey, şu yaşının her anına eşlik edermiş meğer... Yaşanılan bugün, çocukluğu kapar getirirmiş yanında… Dün yaşadıklarını gün olur unuturmuş da insan, çocukken attığı adımı unutmazmış. İyi ve kötü hatıralar… Ama en iyileri ama en kötüleri…Başkasına sıradan, bize en önemli gelenleri… Beyninin her kıvrımına ince ince ama deriiin kazınırmış… 

Anneannem alzheimer olduktan sonra ve hafızasını tamamen kaybetmeden önce, ilkokulda ya da mahallede öğrendiği çocukluk şarkılarını söyler dururdu ki, çocuklarının ismini unutalı çok olmuştu. 

Dedemi yolcu etmeye İstanbul’a gittiğimde, adımı hatırlamış, hatırımı sormuştu. Gözlerinin aklın varlığıyla parladığı o kısacık anın ardından, belki de çocukluğunun silik hatıralarıyla dolu dünyasına dönmüştü. Neden orada olduğumuzu hiç bilemedi; beyni zamanı durdurduğundan, ona göre dedem hala içeri odada yatıyordu… Zekasının ışıkları birer birer sönerken, perdenin kapanan kıvrımları arasından en son görünen çocukluğuydu... Yüzündeki çocuk masumluğu, yerini boş bir ifadeye terkederken… 

Çocuklukta hep neşeli duygular mı yaşanır sanki?… Öyleyse benim hatırladığım hüzünlü çocukluk neyin nesi?… Ve o mutsuz, içten içe huzursuz çocuğu neşelendiriveren kadın… 

Üvey anneannemdi benim. Gerçek anneannem benim doğumuma 3 ay kala trafik kazasında ölmüş. “Anneanne” diye onu bilip sevdim ben. O da bunu bilirdi de mi beni çok severdi, belki kızı olmadığı için mi; yoksa başkasını bilmediğim için ben mi, o beni çok seviyor sanırdım? Şimdi annemin torunlarına sevgisine bakıyorum da, onun bana gösterdiği sevgi, pek o kadar da büyük değilmiş. Ama olsun… Ben çocukken o bana sevgiyle sarıldığında, yumuşacık göğsüne yaslanınca hissettiğim sıcaklık bana huzur verirdi. 

Çocukluğum… Saf ve endişeli… Dedem ve anneannem bize gelmişler, tren istasyonunun yanındaki evimize… Sabah uyanıp onları karşımda bulunca duyduğum mutluluk… O’na uyanmadan hemen önce gördüğüm rüyamı anlatmaya başlamıştım: “ Siz gelmişsiniz rüyamda, fakat o sırada…..” Hatırlayamıyorum tam… “Anneanne sen de oradaydın ya, bilirsin, sen anlatsana!” O ince ve genç sesiyle uçuveren kahkahası... 

Çocukken anneye ve babaya karşı savunulmak, her koşulda korunup kollanmak… Genç kız olmaya adım attığım yıllardan birinde bir yaz tatilinde, dedemlerin Kumburgaz’daki yazlığında, yaşıtım gençlerle arkadaş olma isteğiyle kapının önüne inmiştim. Yanlarında tanıştığım biri de vardı, ondan cesaretlenmiştim herhalde. Değilse çekingen bir çocuktum. Şımarık çocuklar yarım saat kadar yanımda durmuş, sonra birer ikişer terketmişlerdi beni. Duvarın kenarında, tek başıma, ne orada durabilir ne de oradan ayrılmayı gururuma yedirebilirken anneannemin beni çağıran sesini duymuştum. Balkondaydı, elini “gel” der gibi sallıyordu. Kurtarıcıma minnetle koşarken, onun beni yukarıdan izliyor oluşuna ne kadar hayret etmiştim… 

Ben ve çocukluğum, bugün anneannemi yitik ruhunun yanına gönderdik... Hep şikayet ederdi: “Ne zaman Ankara’ya gelsem yağmur yağar, böyle evlerde kalıp giderim, ne gezme ne açık hava!” Kendimi çaresiz hisseder, çocuk halimle suçlanır, yağmur yağmasın isterdim. Hayat dolu, tatlı kadın... Ona bakarken hatırladığım, anneannesini gıdısından öperken koklayan çocuk... 

Bu sene Ankara’da yağmur bile yağmıyor anneanne, yüzümdeki ıslaklık ayrılık ve hasretten... çocukluğumu eksilten... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O kadar duygulandım ki,gözlerim doldu.Anneanneye duyulan bunca sevgi,beni çok hüzünlendirdi.Demek ki O da sizi çok sevmiş,siz böyle duygusal bir yazı yazabildiğinize göre.Yüreğinize sağlık sevgili Tuğba hanımcığım.Sevgi ve selamlar gönderdim yüreğimden.Sağlıcakla kalın...

fisun gökduman kökcü 
 13.06.2018 15:57
Cevap :
Haklısınız Fisun hanımcığım, çocuklar kendini seveni seviyor. Sanırım anneannem sevilmekten ne bekliyorsam bana onu verdi. İlk kayıp günlerimde çok hüzünlüydüm. Her gideni özler insan da, kimisini daha çok... Öyle az yazı yazmıştım ki - bir kısmını beğenmeyip kaldırmış olsam da sizin gibi verimli yazarlara bakarak- her bir yazıma yorum yaptığınızda sanki utanıyorum. Umarım yeni yazılar eklerim zamanla. Çok teşekkür ederim sevgili Fisun hanım. Huzurlu, mutlu bayramlar dilerim...  14.06.2018 14:46
 

Az önce yağıyordu...bilmem durdu mu ki...hüzünlendim gene...eyvallah...

nedim üstün 
 25.01.2011 13:47
Cevap :
Ankara'da değil mi?... Çocuk onu kandırabilmeyi isterdi... Hüzündür geçer... teşekkürler...  25.01.2011 16:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 171
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3716
Kayıt tarihi
: 07.06.09
 
 

İyi bir okurum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster