Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
340
 

Yağmurla gelen dostluk

Yağmurla gelen dostluk
 

Şimdilerde ilköğretim 2.sınıf öğrencisi Yağmur.  Derslerinde başarılı olduğu gibi bir kadar da duyarlı ve atik. Sevecen ve etrafına  pozitif  sinyaller veren tatlı mı tatlı bir aydınlık yüze sahip. Kısacası hoş bir kız çocuğu.

Beraber görev yaptığımız öğretmen arkadaşımın kızı olan Yağmur, misafir olarak okulumuza geldiği zamanlarda bile o kısacık zamanı değerlendiriyor. Arkadaş ediniyor, derse kulak veriyor ve aynı zamanda liderlik yapıyor. Belki de onun en büyük yeteneği olacak ileride liderlik, bunu bir eğitimci olarak görüyor gibiyim.

En çok hoşuma giden yönü ise hazır cevaplılığı ve insana olan yakınlığı. Toplumsal kaynaşmanın, sevgi ve onun getireceği saygının timsali adeta. Hani kısacası mükemmeli anlatmak için bir insana deriz ya, candan diye,  işte öyle bir çocuk Yağmur.

Candan deyince,  insanın aklına öncelikle iletişim gelir. Sonrasında ise kaynaşma ve bunun getireceği sıcaklıkla beraber,  toplumsal duyarlılıklar.

Şimdilerde bunu ne ölçüde yaşayabiliyoruz derseniz bence çok yetersiz.

Toplumsal yaşamanın, toplu yaşamaya doğru aktığı günümüzde düşündürücü görüntülerle dolu bir sahnedeyiz sanki. İnsanlar birbirlerine o kadar yakınlar ki birinin pişirdiği yemek kokusu diğer daireden alınabiliyor ama duygu ve düşünce anlamında bir o kadar da uzaklık hakim. Herkes birbirine kuşku ve biraz da korku ile bakıyor sanki. Buna bir de as, üst veya zengin fakir etkenini de katınca gerisi zaten orta yerde.

Bundan 30 yıl evvel Almanya örneği verilir, aynı apartmanda yaşayanlar birbirlerini tanımazlar derlerdi. Hatta bir dairede ölüm olsa bile bir diğerinde müzik dahi çalınırmış, diye duyardık. İyi de onlar gavurlardı, hem de Almanlar der,  geçerdik.

Oysa biz Müslüman, ve Türk milletiyiz.

Nereye gitti duyarlılıklarımız? Komşu, hısım, akraba, dost, arkadaş diye adlandırdığımız değerlerimiz şimdi neredeler? Bağnaz bir siyasetçinin korku diyarında mı? Yoksa cimri bir zenginin cüzdan aralığında mı? Ya da kör kütük bir cahilin yazdığı abuk sabuk kitabının sayfalarında mı? Her neredeyse yeniden bulup, o değerleri elde etmek ve de yaşamak istiyorum o eski günleri.

Belki kendisi yaşamadıysa da ailesinden aldığı kültür birikimiyle o günlere hasret olan biri Yağmur kızımız.

Apartmanın 1. katında olan evlerinden,  henüz üç yaşında olmasına rağmen hemen her gün hayata dair gözlemler yapıyor. O’na seslenebilecek tatlı bir söze, duyguyla bakabilecek tebessüm dolu bir göze karşılık vermek üzere,  bakıyor çevresine balkonlarının demir parmaklıklarından. Ama ne gelen ne de giden insanlardan ne yazık ve acı ki,  ne bir söz ne de  duygu dolu bir göze rastlayamıyor.

Hemen her gün o şekilde balkon önünden gelip geçen doktor hanım da onlardan biriydi. O gün de bildik görüntü yaşandı. Arabasından indi, Yağmur’u görmüyormuşçasına balkonun önünden sesiz ve selamsız apartmana geçiyordu. Bildik görüntüye Yağmur artık dayanamadı ve o güzel çocuk sesiyle uyardı adeta doktor hanımı;

Yoldan geçerken gördüğünüz komşulara merhaba denir, dedi. Doktor hanım bunu beklemediğinden biraz da mahcubiyetle bir an duraklayıp sonra cevap verdi,

Merhaba küçük kız, dedi ve ilerliyordu ki Yağmur’un tekrar sesi duyuldu;

Sonra da nasılsınız denir, diyerek ortamı o an sessizliğe büründürdü.

Doktor hanım şaşkınlığını  gülerek gidermeye çalıştıysa da sanırım beceremedi. Bu yaşanan belki tatlı bir anı idi. Ama aynı zamanda bir insan olarak yüzümüze tokat gibi inen bir hatırlatmadan başka bir şey değildi.

Bu gün ve ondan sonra doktor hanım ile belki de bu olayı duyan apartman sakinleri çok dikkatli oldular.  Üstelik Yağmur’un duyarlılığı sayesinde,  sonrasında örnek alınabilecek bir komşuluğun temelleri atıldı.

Rastlantıya bakın ki meğer bu iki aile de Adıyaman ilinde görev yapan hemşeri olduklarını ancak bu diyalog sonunda öğrendiler.

Aferin sana sana Yağmur, aferin. Değerlerimizi bizlere hatırlattın, sen çok yaşa.

 

Saygılarımla.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Hocam, tersi de çok vakidir. Merhaba demek istediğiniz çocuk çok soğuktur, duyarsızdır. Bencildir! Ben buna çok şahit oldum. Yağmur bir istisnadır diye düşünüyorum. Bizim buraya göre. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Dr Atanur Yıldız 
 28.01.2020 9:04
Cevap :
Atanur bey, burada devreye ailede eğitim giriyor sanırım. Yetişkinler, çocuklarının yanında yaşama eleştirel ve sorgulayan bakış açısı ağırlıklı yaklaştıklarında çocuklar olumsuz etkilenebiliyorlar. Olumlu ve kabul edilebilir bir duyarlılıkla çocuklarımıza ailede eğitim vere bildiğimizde çocuklar daha cana yakın olabilirler.  29.01.2020 1:06
 

Ben de pek insanlara merhaba demem. Tanışıncaya kadar soğuk sonra da fazla sıcak.

Kerim Korkut 
 30.12.2019 18:11
Cevap :
Görüntü her zaman insanı aldatır. İnsanın yüreğindeki sıcaklığı ancak yıllar anlatır..  01.01.2020 12:58
 

Yağmur'a Levent amcasından sevgiler gönderiyorum. Onu yetiştiren tüm kaynakları (geçmişi ve bu günüyle) saygıyla anıyorum...

yeşilsoğan 
 03.04.2012 23:32
Cevap :
Teşekkürler değerli dostum, belki bir sevgi yumağı Yağmur, ama ondan da önemlisi kaybolan ve yitik kalan değerlerimiz. Kültürümüzün en can alıcı ve değerlli, önem taşıyan bölümleri bir bir yok oluyor. Biz ise ancak bunlara seyirci kalıyoruz. Tıpkı şu an toplumumuzun çok ÖNEMLİ yaşananlara seyirci kaldığı gibi, selam..  04.04.2012 9:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 122
Toplam yorum
: 1310
Toplam mesaj
: 257
Ort. okunma sayısı
: 1856
Kayıt tarihi
: 22.11.07
 
 

Okumayı, yazmayı ve yaşamı çözmeye çalışan, eğitimci.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster